Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yardım! Taş Devri ve Avcılık - Toplayıcılık Dönemleri Yalandır İddiası! Yorumlar  (Okunma Sayısı 3456 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 18 Aralık 2008, 04:42:47 »


Arkadaşlar tarihi dönemleri ve bu dönemlerde yaşanan olayları derslerimizde işliyoruz.

Öğrencilerden çok itiraz geliyor.

"Taş devri ve avcılık toplayıcılık dönemleri yaşanmamıştır" diye.Bunu, çoğu öğrenci tarih öğretmenlerine dayandırarak söylüyor.

Ayrıca dini metinlerde bulunan ilk insan Hz.Adem okuma yazma biliyordu ile bunu bağdaşlaştırıp yorumlarda buılunuyorlar..Bu sebeple bu dönemler yaşanmamıştır diyorlar.

Bu yorumlara karşı bizim öğrencilere yaklaşımımız nasıl olmalı? Siz bu tür yorumlarla karşılaştınız mı? Kanıtlarla ispatlanmış bu dönemler hakkında kimseyi kırıp dökmeden neler anlatıyorsunuz?

Yorumlarınız pek çok kişi için önemli olacaktır.Şimdiden teşekkürler...
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
ergül
VIP Üye
******

Performans: 37
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1037


« Yanıtla #1 : 18 Aralık 2008, 10:19:44 »

Toplumların gelişiminde çeşitli aşamaları en iyi ifade eden eser, bence şu kitaptır,okunursa bir çok soruyu cevaplar.
 ''Tüfek, Mikrop Ve Çelik 
Yazar  JARED M. DIAMOND Çevirmen  ÜLKER İNCE (TÜBİTAK yayını)
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının buluşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
Kayıtlı
marzuba
VIP Üye
******

Performans: 385
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 992



« Yanıtla #2 : 18 Aralık 2008, 10:44:02 »

    Ben iki sene önce İmam Hatip Lisesinde görevlendirme olarak çalışırken böyle bir durumla karşı karşıya kalmıştım.
    İlk insanın mağralarda ve ağaç kovuklarında ilkel şartlarda yaşadığını söylediğimde Bir öğrenci 'İlk insan Hz Adem dir ve o mağrada yaşamamıştır.İlkel yaşamamıştır diye itirazda bulunmuştu.'
    Ben de biraz hicv ve birazda ciddi olarak Allah CC. Önce villa veya ev yaratıp da ondan sonra Hz. Ademi mi yaratmıştır sence dedim.Şimdi neden vilaları insanlar yapıyor.Allah bütün kullarına eşit davranması gerekmez mi?diye karşı soru sormuştum ondan sonra da kendisi bu durumu araştırmış ve siz haklısınız hocam demişti.
    Diğer meslek bilgisi hocalarına sorup tam cevap alamayınca benim söylediğim daha mantıklı gelmış
    Şimdi ben bu konuyu anlatmadan hemenönce  bu örneği veriyorum ve öğrenciler daha bu konuyu açmıyorlar.

    Ayrıca daha ilk hangi sınıfa girmişsem ilk derste bazı kurallar ve ders tarzı konusunda etkili bir konuşma yapıp,meseleye açıklık getiririm.
    "Dersimizde her şeyi konuşup tartışabileceğimizi,derste ayıp,yasak,günah kavramının olmayacağını gerekirse siyasi konular üzerinde bile yorumlar yapabileceğimizi hiç bir şeyden çekinmemek gerektiğini,burada bilim yaptığımızı ve herkesin bir inancı olabileceğini fakat bunun karıştırılmaması gerektiğive saygı duymamız gerektiğini" uzunca ve etkili bir şekilde anlatırım.
     ondan sonraki derslerimizde gayet medeni ve anlayış çerçevesinde dersimizi işleriz hiç de sorun olmaz.
Kayıtlı

Eyyy devlet çık artık,şişemizin kadehimizin içinden!!!!
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #3 : 18 Aralık 2008, 14:47:34 »

Toplumların gelişiminde çeşitli aşamaları en iyi ifade eden eser, bence şu kitaptır,okunursa bir çok soruyu cevaplar.
 ''Tüfek, Mikrop Ve Çelik 
Yazar  JARED M. DIAMOND Çevirmen  ÜLKER İNCE (TÜBİTAK yayını)
"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının buluşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

O kitapçığı çok övdüler.Onu almam gerekiyor.

Ayrıca Marzuba öğretmenimin yaklaşımı da çok mükemmel...
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
kt
VIP Üye
******

Performans: 649
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3775



« Yanıtla #4 : 18 Aralık 2008, 17:35:49 »

İLKEL KOMÜNAL ÜRETİM TARZI      

Dünya üzerinde hayat başlayalı, aşağı yukarı 900 milyon yıl oldu ve ilk insanların ortaya çıkışları ise, en azından, bir milyon yıla yakındır.
Yeryüzünde insanın ortaya çıkması konusunda bilim, aşağıdaki açıklamayı veriyor. Avrupa'nın, Asya ve Afrika'nın iklimi sıcak olan çeşitli bölgelerinde, yüksek düzeyde gelişmiş bir tür maymun yaşmaktaydı. Uzun bir dönem sonunda, insan, bu maymundan çıktı. İnsanla hayvan arasındaki başlıca fark, önce, tamamen ilkel de olsa, insanın, iş aletleri yapmakla kendini belli etmiştir. İ n s a n ı n   ç a l ı ş m a s ı   o   z a m a n b a ş l a r.  Çalışma sayesinde, maymunların kol ve bacaklarında yavaş yavaş değişmeler oldu. Cetlerimiz çalışmak için ellerini kullandıkça ayakta durmayı öğrendiler. İlkel iş aletlerinin yapımıyla birlikte, ilk insanlar, kendi aralarında, iş aletlerinin kullanımında güçlerini birleştirme gereğini de duydular. Bu sırada tek heceli konuşma dili de başladı. Çalışma ve çalışma ile birlikte tek heceli dil, beynin gelişmesi üzerinde kesin etki yaptı. Bundan dolayı, insanı yaratan iştir (çalışmadır), iş sayesindedir ki, insan toplumu oluşmuş ve gelişmiştir.
İlk toplumsal, ekonomik kuruluş, ilkel komün olmuştur ve bu, yüz binlerce yıl sürdü. Komünal toplum, toplumsal evrimin başlangıcıdır. İnsanlar ilkin doğa kuvvetlerine karşı savunma olanağından yoksun, yarı-vahşi bir hayat sürdüler. Besin maddeleri, özellikle, doğada buldukları bitki kökleri, yabani meyveler, ceviz vb. bitkilerdi.
Kaba yontma taşlar ve sopalar, insanoğlunun kullandığı ilk araçlar olmuştur. Daha sonra, çok yavaş elde edilen bir deney birikimiyle, kesmek ve kazmak için kullandıkları basit araçları yapmayı öğrendiler.
Doğaya karşı yürütülen mücadelede ateşin bulunuşu, büyük önem taşır. Ateş, ilkel insana, besinini çeşitlendirme olanağını verdi. Ok ve yayların bulunuşu ise, ilkel insana, üretici güçlerin gelişmesinde yeni bir aşama sağladı. Bu andan itibaren insanlar, kendilerini daha çok avlanmaya verebilecek ve daha çok hayvansal besinler sağlayabilecektir. Avcılığın ilerlemesi, ilkel hayvancılığın doğuşuna uygun bu dönemde başlar.
Tarım, üretici güçlerin gelişmesinde yeni bir adım oldu; uzun bir süre çok düşük bir düzeyde kaldı. Tarımda hayvan kullanılmaya başlanması, tarımsal emeğin üretkenliğini artırdığı gibi, tarımda sağlam bir temel meydana getirmişti. Bundan sonra, insanın, yerleşik bir hayata geçtiğine tanık oluyoruz.
İlkel toplumda, üretim ilişkileri, üretici güçlerin durumuna bağlıydı. Üretim ilişkilerinin temelini, iş aletlerinin ve basit üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyeti teşkil eder. Bu üretim ilişkisi, bu dönemde, üretici güçlerin gelişme düzeyine uygundu. İlkel toplumda iş araçları öylesine basitti ki, insanlar, tek başlarına doğa kuvvetlerine ve vahşi hayvanlara karşı koyamıyorlardı. Bu yüzden, gruplar halinde, topluluklar halinde, hayvan avlayarak, balık avlayarak, besin maddeleri sağlayarak yaşıyorlardı.
Üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyeti yanında, komün üyeleri, vahşi hayvanlara karşı savunma araçları olarak kullandıkları kişisel bazı iş araçlarına da sahiptiler.
İlkel toplumda emeğin üretkenliği azdı; ve yaşamak için zorunlu olandan fazla hiç bir şey yaratamazdı. İş düzeni, basit işbirliği üzerine kurulmuştu: birçok kişi, bir tek ve aynı görevi yaparlardı. İnsanın insan tarafından sömürülmesi yoktu. Pek bol olmayan besin, komün üyeleri arasında eşit olarak paylaşılırdı.
İnsanlar, hayvansal niteliğin ağır basmasından kesin olarak ayrılamadıkları sürece, hep bir arada, sürüler halinde yaşadılar. Toplumun soya (gentes) göre örgütlenmesi, daha sonra, yavaş yavaş, ev ekonomisine geçişle oldu. Aile bağlarının bir araya getirdiği kimseler, ortaklaşa çalışmak üzere gruplaşıyorlardı. Başlangıçta gens, beş-on kişilik gruplardan ibaretti. Daha sonra yüzlerce kişilik gruplar haline geldi. İş araçlarının evrimi ile gensin bünyesinde, erkeklerle kadınlar arasında, gençlerle çocuk ve ihtiyarlar arasında olmak üzere doğal işbölümü meydana geldi. Avcılık yapan erkeklerin kendi işlerinde, bitkisel besin maddeleri toplayan kadınların da kendi işlerinde uzmanlaşmaları ile birlikte emeğin üretkenliği de arttı.
Klan rejiminin ilk aşamasında üstün otoriteye sahip olan kadındır. Besin bitkileri toplar, ev işleriyle uğraşırdı: bu, anaerkil rejimdir. Daha sonra, hayvancılık ile tarım, erkeklerin işi haline gelince, anaerkilliğin yerini ataerkillik aldı, ve klan içinde başlıca rol bu kez de erkeğe geçti.
Hayvancılığa ve tarıma geçişle toplumsal işbölümü dönemine girilir, yani toplumun bir kesimi esas olarak  tarımla uğraşırken, diğer bir kesimi de hayvancılıkla uğraşır. Hayvan yetiştirme ile tarım arasındaki bu bölünme, tarihte, birinci büyük işbölümünü meydana getirir.
Bu toplumsal işbölümü sayesinde, insan emeği, daha üretken olmuştur. Bunun sonucu olarak, komünlerde, bazı ürünlerde fazlalık ve bazı ürünlere de gereksinme vardı. Bu durum, çoban ve tarımcı kabileler arasında ürünlerin değişimi için elverişli bir ortam yarattı. Daha sonra, insanlar, bakır ve kalay madenlerini eritmeyi (demir üretimi daha sonra başlar), tunç araçlar, silahlar, araç ve gereçler üretmeyi öğrendiler; elbise ve kumaşların yapımını büyük ölçüde kolaylaştıran dokuma zanaatı bulununca, komün üyeleri, birer zanaat icrasına koyuldular ve emeklerinin ürünü gittikçe daha sık değişebilir duruma geldi.
Üretici güçlerin gelişmesi, insan emeğinin üretkenliğini, insanın doğaya üstünlüğünü, tüketim nesnelerinin yedek olarak birikimini hissedilir ölçü de artırdı. Ama toplumun bu yeni üretici güçleri, üretim ilişkilerine artık uygun düşmüyordu. Komünal mülkiyetin dar çerçevesi, emek ürünlerinin üleşimindeki eşitleştirme, üretici güçlerin gelişmesini dizginliyordu. Ortaklaşa çalışma, zorunlu olmaktan çıkınca, bireysel emek, daha üretken oldu. Ortaklaşa çalışma üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyetini gerektirmesine karşılık, bireysel çalışma da üretim araçlarının özel mülkiyetini gerektiriyordu. Üretim araçlarında özel mülkiyet şeklinin ortaya çıkmasıyla birlikte, kabileler arasında olduğu gibi, insanlar arasında da servet eşitsizliğinin belirdiği görüldü. İnsanlar, zengin ve yoksul olarak bölündüler.
Üretici güçlerin gelişmesiyle, insanlar, kendilerine gerekli olandan fazla yaşama araçları ürettiler. Bu koşullarda, savaşla elde edilen daha çok çalışan insan kullanılması mümkün hale geliyor: tutsaklar köle durumuna getiriliyorlar. İlkin kölelik, ataerkil (aile içinde) bir özelliğe sahipti, daha sonra yeni düzenin temeli oldu. Köle emeği, eşitsizliği keskinleştirdi; köleleri sömüren aileler hızla zenginleştiler. Servet eşitsizliğinin şiddetlenmesiyle, zenginler, yoksul ve borçlu olan kendi yurttaşlarını da köleleştiriyorlardı. Toplum, ilk kez köle sahipleri ve köleler halinde sınıflara bölündü. İşte, insanın insan tarafından sömürülmesi böylece ortaya çıktı. İnsanlık tarihi, bu çağdan başlayarak, sosyalizmin kuruluşuna kadar, sömürenle sömürülenler arasındaki sınıf mücadelelerinin tarihi olmuştur.
İnsanlar arasında artan eşitsizlik, giderek sömürenler sınıfı tarafından, sömürülen sınıf üzerinde yürütülen baskı organı olarak, devletin kuruluşunu da getirdi. İşte, ilkel komünal üretim tarzının yıkıntıları üzerinde köleliğin doğuşu böyle olmuştur.

Alıntı : P. Nikitin, Ekonomi Politik, Sayfa 25-28.
Kayıtlı

Dünyayı güzellik kurtaracak...
umut151
Uzman Üye
*****

Performans: 27
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 371



« Yanıtla #5 : 18 Aralık 2008, 18:16:28 »

arkeoloji müzeleri bu konuda yığınla somut materyalle doludur arkadaşlar
ayrıca günümüzden geçmişe doğru 10 yıl önce lcd tv     20 yıl önce cep telf.  100 yıl önce bilgisayar  vs. varmıydı denilerek
 insanlığın sürekli bir değişim ve gelişim içinde olduğu söylenebilir..
Kayıtlı
umut151
Uzman Üye
*****

Performans: 27
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 371



« Yanıtla #6 : 18 Aralık 2008, 18:18:34 »


   bu arada bu konuda tüm öğretmen arkadaşların da aynı bilimsel hassasiyeti göstermesi gerekir
   yoksa kısır çekişmelerden bir arpa boyu yol alamayız...
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #7 : 20 Aralık 2008, 13:15:56 »

Arkadaşlar açıklamalarınız için teşekkürler.Kimsenin inançlarına saygısızlık etmeden, kimseyi kırmadan bazı şeyleri vermek gerekiyor.Hasasiyetiniz için teşekkürler...
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
tunctunc
Uzman Üye
*****

Performans: 115
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 401



« Yanıtla #8 : 20 Aralık 2008, 18:24:13 »

Neyseki DTCF'deyken Antropoloji bölümünden dersler almıştım. Vaktinde ne işe yarayacağı konusunda kuşkularım vardı ama bunun yararını bu konularda görüyorum. İnsanların ateşi nasıl bulduğunu, nasıl yerleşik hayata geçtiğini ilk olarak neden köpeği evcilleştirdiğini daha rahat anlatabiliyorum..
Kayıtlı

Ben Mevlana değilim, adam ol öyle gel....
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic