Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Relikt bitkilerle ilgili bir sorum var.  (Okunma Sayısı 11488 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 21 Şubat 2007, 18:43:27 »


Coğrafya 10 ders kitabında sayfa 118'de "Relikt bitkiler 3. ve 4. jeolojik zamandan kalan ve günümüz iklim şartlarında yetişmesi mümkün olmayan bitkilerdir" diyor.
Peki, 4. jeolojik zaman günümüzden en az 10.000 yıl öncesi olduğuna göre ve bu bitkiler günümüz iklim şartlarında yetişemeyeceğine göre nasıl günümüze kadar gelebilmişlerdir? yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #1 : 21 Şubat 2007, 19:10:18 »

arkadaşlar.cevap bekliyorum.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Cahit ERAYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2063
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4836


Cahit Eraydın coğ.öğrt.


« Yanıtla #2 : 21 Şubat 2007, 19:29:15 »

Kosala hocam relikt bitkilere günümüz iklim şartlarında yetişmesi mümkün olmayan bitki türleri demek yanlıştır,relikt bitki kalıntı bitki veya  yetişme alanı daralmış bitki demektir.Türkiyede birçok Relikt bitki vardır,bunlar 4. zamandaki 1 milyon yıllık buzul çağı sonrasında mevcudiyetlerini zamanımıza kadar devam ettirmiş sınırlı bitki türleridir,örneğin doğu karadenizde çoruh vadisinde akdeniz iklim türüne uygun relikt bitkiler vardır,hepimizin bildiği Sığla (günlük ) ağacı relikt bir bitkidir ve aynı zamanda endemiktir(yetişme alanı çok dar olan bitki türü),bunlar gibi yurdumuzun birçok yöresinde relikkt(kalıntı) bitki vardır ,bunlar 4. zamandan arta kalan bitkilerdir.....
Kayıtlı



Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« Yanıtla #3 : 21 Şubat 2007, 19:35:33 »

Sorunuz için çok teşekkürler....
Önce endemizm kavramı ile başlayalım.
Endemizm herhangi bir bölgedeki bir bitki türünün, yalnızca o bölgede gözlenmesi durumudur. Yani bitkinin dünyada tek bir sınırlandırılmış alanda gözlenmesidir. Örneğin bir vadinin, adanın veya çanağın dışında o bitkinin görülmemesi gibi... Bu tip bitkilerde bitkinin alansal dağılımını sınırlandıran bir takım faktörler vardır (Özellikle yerşekilleri, yükselti ve iklim gibi). Bahsedilen faktörlere bağlı olarak bu bitkiler dışa çıkamamıştır . Türkiye endemikleri hakkında arkadaşların yolladığı bir makaleyi şu linkten indirebilirsiniz...

http://www.istanbul.edu.tr/edebiyat/edebiyat/dekanlik/dergi/cd/Archives/number_13/13-02.pdf

Relikt bitki ise daha önce geniş alanlara yayılmış fakat halihazırda ancak bazı izole yaşam alanında var olan bitkidir. Bir bölgede günümüzde görülen ancak o bölgenin eski iklim koşullarına bağlı olarak ortaya çıkmış bitkiler olarak da açıklanabilir. Jeolojik dönemler boyunca geniş bir yayılma alanına sahipken, dünyanın geçirdiği evreler nedeniyle yok olan bitki gruplarına karşın bulabildiği uygun ekolojik faktörlerin devamına bağlı olarak günümüzde dünyanın bazı köşelerinde yaşamını sürdürebilen bitkilerdir ( 3. Zamanda Kuzey yarımkürede çok geniş alan kaplamasına rağmen Çinde dar bir alana sıkışmış olan Gingleo biloba gibi)...

Şimdi sorunuza gelince tanımdan da anlaşılacağı gibi bu tip bitkiler geçmiş dönemlerdeki iklim koşullarında oluşmuştur. Örneğin Buzul çağının soğuk iklim koşullarında ortaya çıkan bazı bitkilerin günümüzde bu iklim koşulları bulunmamasına rağmen yetişmekte olması gibi... Neden bunların varlığını sürdürdüğüne gelince bitkiler de diğer canlılar gibi değişen ortamsal koşullara ayak uydurabilmek için çaba sarfederler. Bu çabada başarılı olanlar varlığını (biçim değişimine uğrayarak) sürdürse de bazı bitkiler bunu sağlayamayarak ortadan kalkmaktadır. Örneğin dinozorların yokolması ve bu dönem canlı türlerinden Cava Ejderi, Mersin balığı gibi türlerin varlığını günümüze kadar sürdürmesi gibi....

Yani kitapta konu ile ilgili bir hata bulunmamaktadır (Doğru olmasıda ayrıca bir ilginçlik ama (:  ). Endemik ile reliktin en çok benzediği nokta ikisinin de dar alanlarda gözlenmesidir. Fakat reliktler geçmiş iklim koşullarında oluşmuştur ve farklı bölgelerde de gözlenebilirler. Yani endemik dünyada yalnızca bir bölgede gözlenen bir tür iken, reliktler bazı farklılıklara rağmen farklı alanlarda rastlanabilen bitkilerdir.

Umarım aydınlatıcı olmuştur....
Doğu ATEŞ
Ankara Lisesi
Coğrafya Öğretmeni
Kayıtlı

gürsel
VIP Üye
******

Performans: 17
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 560



« Yanıtla #4 : 21 Şubat 2007, 20:53:34 »

Öğrencilerin çok karıştırdığı bir konu açıklamalarınız için teşekkürler Doğu hocam.Selamlar
Kayıtlı

EĞİTİMDİR Kİ BİR ULUSU YA ÖZGÜR,BAĞIMSIZ ONURLU YÜKSEK BİR TOPLULUK BİÇİMİNDE YAŞATIR YA DA BİR ULUSU TUTSAKLIK VE YOKSULLUĞA GÖTÜRÜR.
ÇÜNKÜ ; "KAYNAŞMIŞ BİR MİLLETHALİNE GELMENİN ,ÇAĞDAŞLAŞMANIN,KALKINMANIN ,HÜR VE DEMOKRATİK BİR TOPLUM OLABİLMENİN EN ETKİLİ ARACI EĞİTİMDİR " 16 TEMMUZ 1921 ANKARA
M.KEMAL ATATÜRK


BURSA NİLÜFER ALİ KARASU ANADOLU LİSESİ COĞRAFYA ÖĞRETMENİ
mehmetaliercan
Mehmet Ali ERCAN
Site Yöneticisi
*******

Performans: 1821
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 800



Site
« Yanıtla #5 : 21 Şubat 2007, 21:01:16 »

Günümüzden önceki iklim şartları altında yetişerek yaygın bir durum alan fakat günümüz iklim şartlarında da zor yetişebilen bitki topluluklarıdır. Karadeniz Bölgesinde yer yer sahil kuşağında ve ardındaki oluklarda yer alan Akdeniz bitki toplulukları(kızılçam, sandal) daha önce bu sahaya Akdeniz iklim şartlarında yerleşmişler, ancak günümüz şartları altında da yetişmelerini sınırlı olarak sürdürmektedirler(İ.ATALAY:Türkiye Vejetasyon Coğrafyası,1994-İzmir)
Kayıtlı

Balıkesir Merkez Bahçelievler Anadolu Lisesi Coğrafya Öğretmeni
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« Yanıtla #6 : 21 Şubat 2007, 21:11:27 »

Mehmet Ali hocam zaten bunların ortadan kalkması demek bir daha yerine yenilerinin yetiştirilememesi demektir. Zaten bu yüzden hem relict hem de endemik bitkiler oman yangınları ile ortadan kalktığında ülkemiz için büyük olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Burada öğretmenleri ilgilendiren temel nokta
1. Endemikler yalnızca bir tek noktada gözlenmektedir
2. Reliktler farklı noktalarda, ancak alanları alabildiğine daralmış halde gözlenirler.
Hoşçakalın....
Teşekkürler.
Kayıtlı

erdoğanbayar
Deneyimli Üye
****

Performans: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 191


« Yanıtla #7 : 21 Şubat 2007, 21:11:45 »

Bitkiler iklime uygunluk gösterir,iklimle birlikte genişleyip daralır.Jeolojik dönemlerde etkili olan iklimle beraber o iklime haiz bitkilerin popülasyonu genişlemiş ve artmıştır zamanla iklimin değişmesiyle çoğu yok olmuş.Fakat bazıları  değişen iklime kısmen adapte olmup seyrek de olsa önceki iklime yakın alanlarda mevcudiyetini devam ettirmiştir.Örneğin;buzul çağında,soğuk iklim,Akdeniz kıyılarına kadar genişlemiş ve bununla beraber kutup altı ikliminin bitkisi olan  Erzurum Kars yöresinde de yagın olan huş ağacı Akdeniz kıyılarına kadar genişlemiş,yayılış göstermiş.Zamanla iklimin ılımanlaşmasına rağmen bu soğuk iklim bitkisi bazı özel dar alanlarda kendine yaşam alanı bulmuştur.Günümüzde tek tükte olsa bu ağaçlara Nur dağları çevresinde rastlanır.İşte bu bitkiler relikttir,endemik değildir.Çünkü dünyanın başka yerlerinde rastlanabiliyor.
Kayıtlı
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« Yanıtla #8 : 21 Şubat 2007, 21:20:09 »

sevgili arkadaşlar. aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkür ederim.çok makbule geçti.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
mehmetaliercan
Mehmet Ali ERCAN
Site Yöneticisi
*******

Performans: 1821
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 800



Site
« Yanıtla #9 : 22 Şubat 2007, 07:56:41 »

Aklıma takıldı. Geçen Atlas Dergisinde okurken Sığla ağacının Rodos Adası ile Suriye'de de görüldüğünü yazmıştı. Öğrencilerin bazıları yaptıkları çalışmalarda sığlanın başka ülkelerde de olduğunu belirten metinler getirdi. Hadi rodos tamam diyelim. Peki ya diğer ülkelerde görülmesi? bazı kaynaklarda tek bir yer değilde "bazı bölgeler" ifadesi kullanılıyor endemik tarifinde.
Kayıtlı

Balıkesir Merkez Bahçelievler Anadolu Lisesi Coğrafya Öğretmeni
mehmetaliercan
Mehmet Ali ERCAN
Site Yöneticisi
*******

Performans: 1821
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 800



Site
« Yanıtla #10 : 22 Şubat 2007, 07:59:37 »

Şu linke bakınız:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Endemik_%28botanik%29

Endemik, alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel, ender ve çok ender bulunan türler. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve “yerli” anlamında kullanılır.

Endemik alan; bir ada, bir yarımada veya bir dağ olabileceği gibi birkaç metrekarelik alanlar da olabilir. Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir.

Yurdumuzun siyasi hudutları içerisinde doğal olarak yetiştiği halde başka hiçbir yerde yetişmeyen, diğer bir deyişle dünyada yalnız ülkemizde yetişen bitkiler Türkiye endemikleri olarak adlandırılır. Yurdumuz endemiklerinin sayısı 3000 dolaylarında olup endemizm oranı %33 civarındadır.(Davis, 1965-1988). Ülkemizde endemik tür sayısı diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ülkemizin bu zenginliği daha iyi anlaşılır. Avrupa ülkeleri arasında en çok türe sahip olan ülke Yunanistan olup 800 civarındadır. Aynı şekilde endemik türlerce zengin İspanya ve Sırbistan’da ise bu sayı 400-500 arasındadır.

Ülkemizdeki endemik türelerin en önemlilerinden birkaçı; Kazdağında orman meydana getiren Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), Eğridir güneyindeki Kasnak meşesi (Quercus vulcanica), Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan Sığla veya Günlük ağacı ve ormanları (Liquidambar orientalis), Beşparmak Dağları (Ege bölümü)ndaki Kral eğreltisi (Osmunda regalis) ile Datça yarımadasında bulunan Datça hurması (Phoneix theophrasti)dır. Yurdumuzun bilhassa dar derin yarılmış dağlık alanlarında endemiklerin sayısı bir hayli yüksektir. Bunun yanında özellikle Pleistosen’deki iklim şartlarına göre yetişmiş ve yayılma imkanı bulmuş, fakat günümüzde bilhassa dağlık bölgelerimize lokal alanlarda hayatiyetlerini sürdüren çeşitli flora bölgelerine ait bitkiler görülür. Örnek olarak, Karadeniz Fitocoğrafya Bölgesindeki Akdeniz elemanları, Nur, Dedegöl, Ağrı, Nemrut, Mercan(Munzur) dağlarındaki nemli ılıman ve nemli soğuk bitkilere örnek verilebilir.

Bunun yanında ülkemizde Konzervatif endemikler yanında, yeni gelişmekte olan progresif endemikler de bulunmaktadır. Bu bakımdan ülkemiz, hem çeşitli familyalara ait hem de endemikler yönündende çok zengindir.

Türkiye’de yetişen endemik türler tabiatta, aşırı otlatma, yangın, bilinçsiz kesim, söküm,ıslah çalışmaları, yapılaşma, şehirleşme ve herbisit kullanımı gibi çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır.Bu olumsuz faktörler kimi zaman bitkinin yok olmasına ve bir anlamda yer yüzünde ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Ekim ve arkadaşları(1985) yaptıkları çalışmada endemik türlerin 12’sinin neslinin tükendiğini belirlemişlerdir[kaynak belirtilmeli]. Bu olumsuz faktörler zamanla bitkilerin durumlarını tespit etme ve gerekli önlemleri alma ihtiyacını doğurmuştur. Bu ihtiyaca yardımcı olmak amacı ile “Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği(IUCN)” kurulmuştur. Bu kuruluş yapığı çalışmalarla bitkiler için tehlike sınıflarını belirlemiş ve kritik durumdaki bitkileri buna göre değerlendirerek Kırmızı Bülten denilen “Red Data Book ” isimli eseri ortaya çıkarmışlardır. Bu çalışmalardan sonra aynı kategoriler esas alınarak “ Türkiye’nin Nadir ve Endemik Bitkileri ” adlı bir kırmızı bülten hazırlanmıştır.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Endemik_%28botanik%29"'dan alındı
Kayıtlı

Balıkesir Merkez Bahçelievler Anadolu Lisesi Coğrafya Öğretmeni
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« Yanıtla #11 : 22 Şubat 2007, 08:12:21 »

Mehmet Ali Hocam
Benim tanımda da vurgu yaptığım gibi Endemikler yalnız bir alanda gözlenseler de aslında aynı soy ağacına ait bitki topluluklarının farklı türlerinin de endemik olabileceğini görmekteyiz. Örneğin Holarktis bitki toplulukları buzul çağında alansal olarak güneye doğru daralmış bu olay sonucunda kimi korunaklı alanlara sığınan bu topluluğun bitkileri zamanla türsel değişime uğrayarak yeni bitkilere dönüşmüşlerdir. Yani örneğin Sığlanın Lübnan, Rodos ve Türkiye tipleri bir ailenin fertleri iken aynı zamanda yerel lokasyonlarda endemik türler olarak nitelenmektedirler.
Reliktler de benzer durumdadır. Fakat reliktlerde daha eski bir jeolojik geçmişi aklımıza getirmemiz gerekmektedir.
Ama bu fikir jimnastiğinin süper olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Çok iyi oluyor aslında bu tip şeyleri diğer olaylardan daha çok seviyorum. Keşke bu tür nitelikli bilimsel muhabbetlere diğer arkadaşlarımızda yoğun olarak katılsa...
Teşekkürler.
Saygılarımla...
Kayıtlı

mehmetaliercan
Mehmet Ali ERCAN
Site Yöneticisi
*******

Performans: 1821
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 800



Site
« Yanıtla #12 : 22 Şubat 2007, 09:10:11 »

Teşekkürler hocam, bu şekilde soru işaretlerini de giderme şansımız oluyor
Kayıtlı

Balıkesir Merkez Bahçelievler Anadolu Lisesi Coğrafya Öğretmeni
Cahit ERAYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2063
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4836


Cahit Eraydın coğ.öğrt.


« Yanıtla #13 : 22 Şubat 2007, 11:49:53 »

Sığla(günlük) endemiğinin yurdumuzda ve dünyada yayılışı hakkındaki bilgilerde eksiklik vardır.SIĞLA Yurdumuzda Güney Batı Anadoluda ;
Marmaris( muğla)
Fethiye (Muğla)
Çine (aydın)
Acıpayam (denizli)
Sütçüler (ısparta)
Bucak (burdur)
Aksu vadisi,Pınar gözü,Gebiz (Antalya)

Dünyada;
Türkiye dışında
Kuzey Amerika
Çin'in doğusunda
Formoza Adasında
Rodos adasında
Lübnan'da               

5 değişik türü ile yayılış göstermektedir....

AYRICA;
Sığla yağı elde etmek için bahar aylarında ağaç gövdelerine çizikler açılır. Temmuz ayından itibaren gövde üzerinde biriken salgı ve kabuklar özel bıçaklar ile kazınır. Bu salgı ve kabuklar sıcak su ile kaynatıldıktan sonra özel preslerde sıkılarak sığla yağı elde edilir. Sığla yağının bileşiminde hoş kokmasını sağlayan sinnamik asit (tarçın kokusu veren madde), uçucu yağ ve reçine bulunuyor. Sığla yağı Hipokrat döneminden beri kullanılan, eski hekimlerin reçetelerinde de sık sık rastlanan bir şifa kaynağıdır.
Batık Fenike gemilerinden içi sığla yağı ile dolu amforaların çıkması, Akdeniz ticaretinde sığla yağının önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Eski Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın sığla yağını aşk iksiri ve parfüm olarak kullandığı söyleniyor. Eski Mısırlılar'ın bu salgıyı mumyalama işlemleri sırasında da kullandıkları biliniyor.
Günümüzde, özellikle sabun ve parfümeri endüstrisinde sığla yağının önemli bir yeri var. İyi bir antiseptik ve parazitlere karşı etkilir. Ciltte yumuşatıcı, rahatlatıcı, iltihap giderici ve yara iyi edici etkileri var. Aynı zamanda temizleyici ve ter kokularını giderici etkiside vardır.......
Kayıtlı



Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır
anafartalar
VIP Üye
******

Performans: 339
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3895

Anafartalar Lisesi Coğrafya Öğretmeni Denizli


« Yanıtla #14 : 22 Şubat 2007, 13:15:00 »

Bu tür paylaşaımlar çok yararlı oluyor. Teşekkürler arkadaşlar
Kayıtlı

İnsanlar son ağaç kesilene, son balık tutulana son çiçek koparılana kadar paranın yenmeyeceğini öğrenemeyecektir.
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic