Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Toprak ve küreselleşme  (Okunma Sayısı 1212 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
madi06
Uzman Üye
*****

Performans: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 455



« : 04 Eylül 2007, 11:14:46 »


Toprak. Rülün çağlarda insanoğlunu
en çok uğraştıran konulardan biri,
belki de en Önemlisi. J. J. Rousseau:
"Bir tarlanın etrafını çitleyîp 'burası
bana aittir' diyen ve bu söze inanacak
kadar saf kişiler bulan i lk insan uygar
toplumun kurucusu olmuştur" sözleriyle,
uygarlığın, dolayısıyla mülkiyet
kurumunun ve aynı /amanda
savaşların başlangıç noktasını açıklamaya
çalışmıştır. Uygar toplumun
kuruluş süreci hakkında farklı görüşler
olsa bile. bu süreçte toprağın
rolü hiçbir/.aman yadsınmamıştır.
Toprak, .su ve hava gibi yasanını
vazgeçilmez unsurlarından biri. üretilemeyen
ve çoğaltılamayan bir
doğal kaynaktır. Toprağı diğer doğal
kaynaklardan ayıran temel ö/ellik
ise. özel mülkiyete konu olması ve
ekonomik değeridir.
Türkiye'de ekolojik, ekonomik, toplumsal,
kültürel ve siyasal yönlerden
toprak kaynaklarına zarar verebilecek
her türden süreç için uygun sayılabilecek
koşullar bulunmakladır. Söz
konusu dinamikler farklı yörelerde ve
dönemlerde farklı düzey ve biçimlerde
etken olmuştur ve olmaktadır.
Nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmenin
toprak ü/erindeki olumsuz
etkileri, "nüfus-beslenme dengesi"ni
bozabilecek konuma geldiğinden,
tarım toprakları üzerindeki baskının
önlenmesi, temel toprak sorunu olmaktadır.
Topraklara /.arar veren
koşulların temel nitelikle olanları
kısa sürede değiştirilebilecek türden
değildir. Ancak, sorunun köklü çözümü
için, yersel ve dönemsel olarak
çok boyutlu, bütüncül, planlı, kararlı,
dinamik ve katılımlı bir düzenek
içinde belirlenecek ve yasama geçirilecek
önlemler, söz konusu süreçle
rin en aza indirilmesine katkıda bulunabilecek
ve uzun dönemde de
sorun büyük ölçüde çözülecektir.
Oysa, toprak kaynaklarının korunması
ve geliştirilmesi çalışmalarını sadece
ekolojik sorunlar olarak görüp;
ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel
dinamikleri göz ardı edici çabalar,
söz konusu süreçlerin önlenmesine
yönelik çabaların doğru, gerçekçi,
uygulanabilir stratejilere dayandırılmasını
tesadüflere bırakmaktadır.
Sorunların çözümü aşamasında, bilinenlerin
yinelenmesi, sorunların yol
açtığı yıkımlardan yakınma, ilgili
kamu kurum ve kuruluşlarının olanaklarının
artırılması veya yeni kurum
ve kuruluşların örgütlenmesi
türünden teknik çözüm önerileri
geliştirme gibi yaklaşımlarla mevcut
kısır döngü açılamamaktadır. Kısır
döngüden çıkılamaması sonucu, ülke
topraklan ile ilgili ortaya çıkan sorunlar
ve toprak kaybı ile ara/i bozulmasının
boyutları ise ürkütücüdür.
Ülkemi/ toprak rezervi kalmamış 19
dünya ülkesinden birisidir ve çölleşme
tebdili altındadır.
Toprak karmaşık, duyarlı ve etkileşimli
bîr sistem olduğundan, toprak
yönelimi. sürdürülebilir tarımsal
Liretim için ekolojik ve ekonomik
koşulları da tanımlayan, tüm canlı
çevresel varlıkların yönetimi olarak
görülmelidir. Toprak yönelimi hakkındaki
bilgi yetersizliklerinin, yönetim
yanlışlıklarına yol açmaması için;
Öncelikle, toprakla tanışmak, toprağı
"toprak" olarak algılamak ve toprakla
konuşmak gerekir.
Toprak ana, sadık yâr. "En yumuşak,
en seri, / en tutumlu, en cömert, / en
seven, / en büyük, en güzel katlın"
di/eleriyle ozan. toprağı ne kadar
güzel betimlemişse; bir diğer ozan,
"indim yâr i n bahçesi n e, parsellenmiş"
dizesiyle acı gerçeği yüzümüze
vurmuştur. Atatürk, "yatan toprağı
kutsaldır, kaderine terkedilemez"
demiş; ozan, "Dön nala gelip Uzak
Asya 'dan / Akdenize bir kısrak başı
gibi uzanan / Bu memleket bizim! "
demiş ama biz neler yapmışız? Doğal,
canlı, üretken, yok edici niteliklere
sahip toprağa, "toprak ana" denilmesindeki
gizemi fark edebilmiş
miyiz? Kendine yapılan büyük yanlışlıklara
tutsak olmayacak kadar
kimlikli ve ö/ellikli topraklarımızın
uyarılarından gerekli dersleri çıkarabilmiş
iniyiz? Ulusumu/un çoğu
bireyinin, gündelik yaşamda yaptığı
ekmek kavgasının temelinde toprak
kavgası olduğunu göstermek, toprağın
yok olması halinde ekmeğin de
yok olacağını anlamaları için neler
yapmışı/.? Barış harekâtlarıyla kurtardığımı/
Kuzey Kıbrıs kadar toprağın,
her yıl erozyonla yok olmasına
neden engel olamıyoruz? Yanlış
politikalarla insanlarını doyuramayan
bir ülke konumuna doğru hızla sürüklenirken,
topraklarımızın düşmanlarını
tanıyor muyuz? Anlamak
isteyene, bu şekilde yüzlerce soru
sorulabilir. Özellikle de, kamu siyasalarını
belirleyen kişi ve kurumlara.
Çünkü, onların vereceği kararlar, bu
konudaki yönümü/ü çizmekte, toprağın
ve insanın kaderini belirlemektedir.
Toprağı tanımak, toprakla konuşmak
dışında, toprağın ve insanların isteklerini
uzlaştırmak gerekiyor. Bu uzlaşmanın
ise. planlama aracından da
yararlanarak, kamu yararı ilkesi çerçevesinde,
kamu örgütlenmesi içinde
sağlanması gerekmektedir. Kamu
alanının daraltılmaya çalışıldığı "kü
resellesme" sürecinde, devlete yeni
görevler yüklemek, ulusal çıkarları
savunmak ise, çeşitli dayatmalara
karşı direnmeyi gerektirmekledir.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic