Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tarımsal ilaçlar anne sütüne bile bulaştı!?  (Okunma Sayısı 1414 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 04 Ağustos 2008, 09:50:23 »


Artık anne sütüne bile karışan tarım ilaçlarından korunabilmenin tek yolu,
mümkün olduğu kadar organik gıda tüketmek... Ama organik gıdalar bazen
pahalı, bazen çürük ya da kurtlu, bazen de evimizden çok uzak bir yerde
olabiliyor.

Organik gıda tüketmek, balkonda kendi yiyeceklerini yetiştirmek, mevsim
sebze-meyvelerini almak... Her bütçe ve her koşul için bir çözüm önerisi
var.

Ekolojik gıda ürünleri insan sağlığı için çok önemli. Tükettiğimiz
yiyecekler, içecekler çok sayıda katkı maddesi barındırıyor. Tarlada verim
artsın, daha çok ürün çıksın diye tarım ilaçları kullanılıyor. Ama bu
ilaçlar insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Şeftali, marul ve çilek tarım
ilaçlarını üzerinde en çok barındıran sebze ve meyveler olarak öne çıkıyor.

1250 ÇEŞİT İLACIN KALINTISI ANNE SÜTÜNDE
Özellikle kanser vakalarının artışında, "pestisitler" adı verilen "tarım
ilaçları"nın "aşırı", "zamansız" ve "uygunsuz" kullanımının da büyük payı
var. Türkiye'de zirai mücadelede 1250 çeşit ilaç kullanılıyor. Araştırmalara
göre, gerek piyasada satılan et ve süt ürünlerinde, gerekse anne sütünde
tarım ilacı kalıntısına rastlanıyor. Özellikle Çukurova gibi yoğun tarım
ilacı kullanılan bölgelerde, anne sütünde dikkat çekici oranlarda ilaç
kalıntısı görülüyor. Tarım bakanlığı verileri de bunu doğruluyor... Bu
verilere göre örneğin biberde "kükürtdioksit", üzümde "parafin" gibi birçok
tarım ilacı kalıntısı var.

ABD 293 BİN TON, TÜRKİYE 13 BİN TON İLAÇ KULLANIYOR
Dünyada her yıl 2.5 milyon ton tarımsal mücadele ilacı kullanılıyor. ABD'de
yılda 293 bin, İtalya'da 43 bin, Fransa'da 41 bin, İngiltere'de 30 bin,
Almanya'da 25 bin, Yunanistan'da 32 bin ton, Türkiye'de 13 bin ton "zirai
mücadele ilacı" toprağa ya da bitkiye uygulanıyor. Buna karşın organik
olarak yani doğal yollarla üretilen meyve ve sebzelerde tarım ilaçları ya
kullanılmıyor ya da son derece kontrollü bir biçimde uygulanıyor. Ayrıca
endüstriyel yollarla üretilen gıdalarda kimyasal gübreler ve antibiyotikler
de kullanılırken, organik gıdalar bu katkı maddelerini de içermiyor. Yani
organik gıdalar tüketerek tarım ilaçlarından ve katkı maddelerinden korunmak
mümkün. Ayrıca günümüzde mısır ve soya gibi pek çok ürünün genleriyle
oynanıyor. Genleriyle oynanmış bazı tohumlarsa özellikle hayvan yemi olarak
kullanılıyor.

Gerek bu ürünlerin gerekse hayvansal gıdaların tüketilmesi yoluyla insana
zarar verebilecek olan besinlerden kaçınmak için de organik gıdalar
kullanmak önem taşıyor. Kısacası organik gıdalarla beslenerek tarım
ilaçlarından, hormonlara, genetiğiyle oynanmış gıdalardan, katkı maddelerine
kadar insan vücuduna zararlı olabilecek pek çok maddeden korunabilirsiniz.
Birçok yerde yaygınlaşan ekolojik pazarlar doğal gıdalara ulaşabileceğiniz
başlıca adresler arasında geliyor. Özelikle İstanbul Şişli, Bursa, Antalya
ve Samsun'da faaliyete geçen ekolojik pazarlar organik domatesten tavuğa,
patlıcandan şeftaliye yüzde yüz doğal olarak elde edilen ürünleri tüketiciye
sunuyor. Ancak ekolojik pazarlara ulaşamıyorum diyen tüketiciler için başka
yollar da mevcut. Özellikle büyük kentlerdeki süpermarketlerin hemen
hepsinde organik ürün rafları yer alıyor. Buralardan da kuruyemişten süte,
pirinçten meyveye her ürünün organik olanına ulaşabilmek mümkün.

Ayrıca tamamen organik ürünler satan dükkanlar da birçok farklı noktada
hizmet veriyor. Market ve pazarların yanı sıra internet de organik gıdalara
ulaşabilmede farklı alternatifler sunuyor. Birbirinden renkli internet
siteleri sipariş verdiğiniz ürünleri kapınıza kadar getiriyor. Küçük
kentlerde ise iş biraz daha kolay. Kentlerde kurulan semt pazarlarından
özellikle de tarla üretimine yakın olan bölgeler de kurulanlardan doğala en
yakın ürünler elde etmek mümkün olabiliyor. Market, pazar ve internet
alternatiflerinin yanı sıra artık büyük şehirlerde yaşayanlar kendi
evlerinin bahçelerinde ya da balkonlarında da organik ürün
yetiştirebiliyorlar. Özellikle de domates, maydanoz ve biber gibi sebzeler
balkon tarımı için müsait görünüyor.

NE YAPMALIYIZ?
Peki pazardan, marketten veya internetten organik ürün satın alma ya da
yetiştirme imkanınız yoksa neler yapmalısınız?

Öncelikle tüm sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmeye başlayabilirsiniz.
Mevsiminde piyasaya sürülen her türlü sebze ve meyve diğer zamanlara oranla
daha doğal ve hormonsuz.

Ayrıca eve alınan sebze ve meyvelerin yıkanması da çok önemli. Birçok sebze
ve meyveyi iyice yıkayarak tarım ilaçlarının zararlı etkilerinden
korunabilirsiniz.

Diğer gıda ürünlerini alırken ürün etiketini okumak da birçok tehlike
karşısında önlem almak için birebir. En başta ürünün son kullanma tarihini
daha sonra da ürünün içeriğindeki maddeleri okumak alışveriş bilincini
kazanmak anlamında da önemli bir adım. Özellikle "HACCP" etiketli
ürünleri,yani ürün güvenliği test edilmiş ürünleri tercih etmekte de yarar
var.

Ancak tüm bunların ötesinde bilinçli tüketim alışkanlıklarını edinmek ve
doğal bir yaşam tarzını elde etmeye çalışmak her bireyin atması gereken en
önemli adım.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic