Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Soda ve beypazarı  (Okunma Sayısı 4682 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
madi06
Uzman Üye
*****

Performans: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 455



« : 04 Eylül 2007, 10:57:27 »


Doğal soda (trona) madeni, Beypazarı'nda
MTA tarafından 1979 yılında bulundu (Narin,
2000). Bugüne dek basında bu maden değişik yönleriyle
ele alındı. Türkiye'de zırhlı araç ihalelerini
kazanan ve 1988 yılında 
1 milyar dolarlık anlaşma
imzalayan FMC adlı Amerikan şirketinin madencilik
bölümü Beypazarı trona yatağıyla ilgilenmeye
başladı. "Alkali Chemicals Division" adını taşıyan
bu bölüm, konuyla ilgili olarak Etibank'la ilişkiye
geçti. Bu durum ilk kez Uğur Mumcu tarafından
Cumhuriyet Gazetesinde konu edildi (Mumcu,
1991). Enis Berberoğlu da 25 Nisan 1992 tarihli
Hürriyet Gazetesinde, Beypazarı trona yatağı
üzerinde Amerikan FMC şirketi ile Belçikalı
Sol vay şirketi arasında yaşanan 300 milyon dolarlık
ihale kavgasını ve bunun Çankaya'ya kadar
nasıl uzandığını dile getirdi (Berberoğlu, 1992).
1993 yılı basında Başbakan Sayın Demirel,
Türkiye'nin gerçekleştireceği "mega projeleri"
açıkladı ve Beypazarı Soda ve Soda Külü
Tesislerinin, belirlenen bu on adet "mega proje"
içinde öncelikle gerçekleştirileceğini bildirdi.
Sayın Erbakan da başbakan iken, bilinen kendine
özgü tavrıyla Beypazarı trona tesisleri için göstermelik
bir temel attı (Bilge, 1996; Doğru, 1996). Bu
törende sondaj makinasıyla yalnız bir delik açıldı
ve bugüne değin başka hiç bir çalışma yapılmadı.
1996 yılında başlatılan ve 1999 yılında bitirilmesi
öngörülen bu proje için yapılacak 14 trilyon TL
yatırıma karşılık yalnızca 500 milyar lira ayrıldı
(Özkan, 1997). Sayın Mesut Yılmaz'ın da bu projenin
farkına vardığı ya da bu projeyi düşünmek
için zaman ayırdığı söylenemez. Ne yazık ki
Ankara'nın hemen yanıbaşmda, Beypazarı
ilçesinde bulunan dünyanın ijdnci büyük doğal
soda (trona) yatağı için bugüne dek siyasi şovlar
dışında ciddi bir çalışma ve ilerleme gerçekleştirilemedi.
ABD'nin Wyoming Eyaletinin Rock Springs
kentinde 10-12 Haziran 1997 tarihleri arasında
"Birinci Uluslararası Soda Külü Konferansı" toplandı.
Bu konferansta soda ve soda külünün
üretilmesinden ekonomik değerine kadar tüm
konular tartışıldı. Bu konuda bir tartışmaya zemin
hazırlamak için gecikmeli de olsa bu yazının
kaleme alınması zorunlu oldu. Konu son derece
önemlidir. Beypazarı projesi gerçekleştirildiğinde,
Türkiye, bu çok gerekli endüstriyel hammadde
alanında dünyanın en etkili ülkelerinden biri durumuna
gelecek ve ülke ekonomisi bundan büyük
yarar sağlayacaktır (Helvacı, 1998).
Beypazarı trona yatağındaki son durum ise,
trona projesinde işbirliği ve ortaklık tesis etmek
suretiyle, sahadan üretilecek trona cevherini işleyerek
yurtiçi ve yurtdışında pazarlanmasını yapmak
üzere; Eti Holding A.Ş., Park Holding A.Ş. ve
Bayındır Holding A.Ş. ortaklık tesis etmiştir. Daha
sonra Bayındır Holding A.Ş. projeden çekilmiş ve
yerine Vakıflar Bankası T.A.O. geçmiştir. Bu
ortaklık çerçevesinde 990 metrelik desandrenin
etütleri tamamlanarak üst trona zonundaki damarları
kesecek şekilde açılması tamamlanmıştır.
Deneme üretimi için jeoteknik çalışmalar, ayak
çalışmaları ve proses pilot test çalışmaları devam
etmektedir (Aydın ve Şenkal, 2001).
DOĞAL SODA (TRONA) NEDİR ?
Arapçada tuz sözcüğünün kısaltılmışı olan
trona, doğal soda olarak bilinen sodyum karbonat
tuzudur. Beyaz, saydam veya yarı saydam
görünüşlü doğal soda, açık havada uzun süre bekletilirse,
kristal suyunu kaybederek un şeklinde
ayrışır. Doğal sodaya fiziksel ve kimyasal özellikleri
bakımından çok benzeyen diğer sodyum karbonat
tuzları; nahkolit, pirsonit, termonatrit, şortit
ve bir alimünyum tuzu olan davsonit, doğal soda
ile birlikte az veya çok miktarlarda bulunabilir.
Sodyum karbonat minerallerinin en yaygın
olanı trona (Na2CO3.NaHCO3.H2O) dır, bunu
sırasıyla nahkolit (NaHCO3), termonatrit
(Na2CO3.H2O) ve natron (Na2CO3.10H2O) izler.
Na ve Ca karbonat mineralleri ise şortit
(Na2CO3.2CaCO3), pirsonit (Na2CO3.CaCO3.2H2O)
ve gaylusittir (Na2CO3.CaCO3.5H2O). Çizelge l'de
sodyum karbonat içeren önemli mineraller verilmiştir.
Sodyum ve kalsiyum karbonat minerallerinin
dünyadaki dağılımları çok azdır. Bununla
birlikte belli yörelerde ve özgün koşullarda konsantrasyonlarının
çok fazla orandaki artışı
ekonomik doğal soda yataklarının oluşumunu
sağlar. Doğal soda yatakları ve güncel soda playagölleri,
genel olarak, kıta içi karasal, kurak veya
yarı kurak, çevresinde Na'ca zengin volkanik ve
magmatik kayaçlarm yaygın olduğu, yüzey ve
sıcak su kaynakları ile beslenen havzalarda evapo-
rasyon sonucunda oluşmuş veya oluşmaktadır.
Soda yatakları, çoğunlukla şeyi veya bitümlü şeyi
katmanlarıyla ardalanmalı olarak bulunur. Van
gölü gibi derin olan göllerde ise soda konsantrasyonu
yeterli düzeye erişmediğinden, bu göllerden
soda üretimi bugün için ekonomik değildir.
Beypazarı trona yatağı, saptanan 240 milyon
ton rezerviyle, A.B.D Wyoming trona yatağından
sonra dünyada ikinci büyük yataktır. Kenya,
Meksika ve Rusya'da soda yatakları vardır. Son yıllarda
Çin, Botsovana ve Avusturalya'da da doğal
soda bulunmuştur. Doğal soda yataklarının bulunması
yapay solvay yöntemiyle soda üretimini
olumsuz şekilde etkileyecektir. Doğal soda, cam,
şişe ve kimya sektörünün çok önemli girdisi olup
çözelti ve klasik madencilik teknikleri ile
üretilmektedir.
TRONA VE SODA KÜLÜNÜN
KULLANIM ALANLARI
Soda ve soda külü; başlıca, cam üretiminde
Na2Û kaynağı, birçok sodyumlu kimyasal maddelerin
yapılmasında, suların temizlenmesinde,
kağıt üretiminde, demir cevherlerinden kükürtlerin
alınmasında ve başka birçok alanda kullanım alanı
bulmaktadır. Doğal soda, cam ve şişe, petrol, kağıt,
deterjan, kimya ve kostik soda gibi birçok sanayi
kolunun yararlandığı önemli bir endüstriyel hammaddedir.
Çizelge 1. Sodyum karbonat içeren mineraller.
Table I. Sodium carbonate-bearing minerals.
Sodanın en önemli kullanım alanı cam
sanayidir. Dünya üretiminin yaklaşık %52'si bu
sektörde tüketilmektedir, ikinci önemli tüketim
alanı ise % 19 ile sodyum kimyasal maddelerin
üretimidir. Kullanılan diğer sanayi dalları; sabun
ve deterjan (%10), pulp kağıt (%4), metalürji, su
arıtma (%3), tekstil, seramik, petrol rafineri, deri
tabaklanması, endüstriyel atıkların temizlenmesi,
fotoğraf ve gübredir. Diğer kullanım alanlarının
toplamı yaklaşık % 12 civarındadır (Şekil 1).
Beypazarı doğal soda yatağının işletmeye açılmasıyla,
birçok sanayi kolunun soda girdisi yerli
kaynaklardan ve daha ucuza elde edilecektir.
Türkiye'de özellikle gelişmiş durumdaki şişe ve
cam sanayi, soda külü gereksinmesini daha kolay
ve ucuz olarak karşılayabilecektir. Seydişehir
Alimünyum îşletmeleri'nde elektrik enerjisinden
sonra en önemli maliyet girdisi, süt kostiktir. Süt
kostik, doğal sodadan ucuz olarak elde edilebilecektir.
Beyapazarı doğal soda yatakları, sodyum
karbonat hammaddesi kullanan birçok sanayi kolunun
gereksinmesini karşılayacaktır.
Doğal soda yataklarım cazip hale getiren diğer
bir önemli husus, sentetik sodaya göre daha ucuz
üretim maliyetidir. Çevre kirlenmesine yol açan
sentetik soda üretiminin, çevre için alınacak tedbirler
sebebiyle, maliyeti daha da artmaktadır. Doğal
soda külünün sentetik soda külüne nazaran birim
maliyetler açısından sahip olduğu büyük avantaj
nedeniyle, geçtiğimiz 30 yıl içerisinde ABD'de
mevcut 17 sentetik soda külü tesisi kapanmıştır.


BEYPAZARI DOĞAL SODA (TRONA)
YATAĞININ ÖNEMİ
Dünya'da, doğal olarak çok az sayıda soda
yatağı bulunmaktadır. Dünya'nın en büyük soda
yatağı Amerika'da olup ve 50 milyar ton rezerve
sahiptir. Bunun dışında Çin ve Kenya'da da küçük
çaplı iki soda yatağı mevcuttur. Türkiye'de ise ilk
defa Beypazarı'nda MTA tarafından kömür arama
sondajları sırasında bulunan yaklaşık 240 milyon
ton rezerve sahip yatak Türkiye için büyük bir
kaynaktır.
Ankara'nın kuzeybatısında, Beypazarı civarında
Neoj en yaşlı tortul ve volkanik kayalar, geniş
bir alanda yayılım gösterir. Bu Neoj en tortul kayaları,
linyit, bitümlü şeyi ve doğal soda (trona)
yataklarını içerir. Neojen kaya birimleri egemen
olarak akarsu ve playa tipi sığ göl ortamlarında
çökelmiştir. Trona yatağının oluşması için gerekli
olan Na iyonunun kaynağı, tortullarla ardalanan tüf
ve tüfîtler ile Beypazarı havzasının kuzeydoğusundaki
tortullarla girik olarak bulunan yaygın Neojen
volkanik kayalardır.
Beypazarı Neojen havzasındaki trona yatağı,
1979 yılında, MTA tarafından yapılan linyit arama
sondajları sırasında, sondaj suyunun köpürmesiyle
raslantı sonucu bulundu (Narin, 2000). Bulunan
soda yatağı, Beypazarı'nm 6 km kuzeybatısında ve
yaklaşık 8"kırr alanda yayılım gösterir (Şekil 2).
Trona yatağı Hırka Formasyou'nun alt bölümünde
olup, trona katmanları bitümlü şeyil ve kiltaşları ile
ardalanmalı olarak bulunur. Trona zonunun kalınlığı
70-100 m, toplam trona cevher kalınlığı
yatağın kıyı kesiminde 1 .05 m , yatağın en kaim
yerinde ise 34 m'ye erişir. Doğal soda yatağında
toplam 33 trona katmanı bulunur. Bu soda katmanlarının
kalınlıkları 40 cm ile 2 metre arasında
değişir. Yüzeyden 250-300 metre derinlikteki soda
yatağının görünür rezervi 210 milyon, toplam rezerv
ise 240 milyon tondur. (Kayakıran v.d., 1986;
Helvacı ve İnci, 1989). Soda yatağının orta bölümlerinde
trona, kıyı bölümlerinde ise nahkolit minerali
egemen olarak bulunur. Türkiye'de ilk kez
Beypazarı'nda bulunan bu doğal soda yatağı, rezerv
yönünden, Dünya'nın bu ikinci büyük yatağının
işletme ruhsatı Etibank'a ait olduğu için, her türlü
çalışma Etibank'ın denetiminde yapılmaktadır.

DOĞAL SODA YATAKLARI ve EKONOMİK ÖNLEMLER
DÜNYA TRONA POTANSİYELİ VE
SODA KÜLÜ ÜRETİMİ
Doğal sodyum karbonat mineralleri (soda mineralleri),
ya Tersiyer yaşlı playa-göl tortulları
içinde oluşmuş, gömülü fosil trona yataklarından,
ya da güncel alkalin göl ve playalarm salamuralarından
elde edilmektedir. Dünya'da bilinen fosil
yataklar, Wyoming'teki (A.B.D) Green River
Formasyonu; Beypazarı'ndaki (Türkiye) Hırka
Formasyonu, ve Wucheng'teki (Çin) Wulidui
Formasyonu içinde tespit edilmiştir. Soda içeren
güncel alkalin göl ve playalar ise sırasıyla Searles
Gölü (A.B.D), Magadi Gölü (Kenya), San Critobal
Ecatepec Playası (Meksika), Sowa Pan Playası
(Botsuvana), ve potansiyel olarak Van Gölü
(Türkiye) bilinmektedir (Şekil 3).
Günümüzde soda külü (sodyum karbonatyaygm
adıyla çamaşır sodası) iki değişik yöntemle
üretilmektedir. Birincisi doğal soda veya (sodyum
sesquikarbonat ve monohidrat-doğal soda) mineralinden
doğal olarak, ikincisi ise tuz ile kireçtaşmı
hammadde olarak kullanan Solvay prosesi ile sentetik
olarak elde edilir (Şekil 4 ve 5). Her iki yöntemle
de "hafif ve ağır" soda külü olmak üzere iki
tür üretilir. Hafif sodanın yoğunluğu 500-850 gr/lt
arasında değişmekte olup daha ziyade deterjan ve
çeşitli kimyasalların üretiminde kullanılır. Ağır
soda ise cam endüstrisinin en temel hammaddelerinden
biri olup yoğunluğu 950-1250 gr/lt
arasında değişmektedir (Kostick, 1994).
Soda külünün, tuzlardan ve doğal trona yataklarından
elde edilmesi gittikçe önem kazanmasına
karşın Dünya üretiminin büyük bir kesimi 40'dan
fazla ülkenin 60 civarındaki fabrikasında sentetik
olarak solvay yöntemiyle üretiliyor. Doğal yataklardan
soda üretimi, başlıca A.B.D., Çin, Meksika
ve Kenya'da, sentetik soda üretimi ise başlıca
Rusya, Ukrayna, İngiltere, Batı Almanya, Fransa,
Çin, Bulgaristan ve Japonya'da yapılıyor. Yıllık
dünya soda üretimi yaklaşık 30 milyon ton civarındadır.
Türkiye'de ise Mersin Soda Sanayii ortalama
300.000 ton yapay soda üretiyor.
Dünya çapında 11 ülke 1 milyon ton civarında
veya üzerinde soda külü üretebilme kapasitesine
sahip bulunmaktadır. Bunların başlıcaları ABD,
Rusya, Ukrayna, Çin, Almanya, Fransa,
Bulgaristan ve Hindistan'dır. 1995 yılı itibariyle
söz konusu ülkelerin üretimleri dünya üretimi içindeki
payları Çizelge 2'de verilmiştir.
Türkiyede yapay soda üreten bir tek firma
Mersin Soda Sanayisi olmasına karşın Avrupa'da
yapay soda üreten firma sayışı 17 adettir.
Beypazarı'ndaki yatağın işletmeye açılması
halinde, Türkiye, hem Avrupa hem de Ortadoğu
           pazarında büyük pay elde edecektir.
Bugün için dünyada doğal soda külü üretimi 4
ülkede ekonomik olarak gerçekleştirilebilecek
durumdadır. Bunlar ABD, Türkiye, Meksika ve
Botswana (Afrika)'dır. ABD'de Wyoming trona
yatağından, Meksika ve Botswana'da sodyum karbonatlı
göl yataklarından soda külü üretimi yapılmaktadır.
Aynı şekilde ABD'de Kerr-McGee'nin
Kaliforniya'daki üretimi Searles Gölü yatağından
ve Meksika'da ise San Cristobal Ecatepec'deki göl
yatağından doğal soda külü üretilmektedir. Büyük
oranda, 20 milyar ton'un üzerinde trona rezervine
sahip Green River, Wyoming havzasında üretimlerini
gerçekleştiren ABD'li üreticiler, doğal soda
külünün sentetik soda külüne nazaran birim
maliyetler açısından sahip olduğu büyük avantajı
kullanarak geçtiğimiz 30 yıl içerisinde ABD'de
mevcut 17 sentetik soda külü tesisinin kapanmasına
yol açmışlardır. Batı Avrupada ise Belçika
kökenli Solvay şirketi, Batı Avrupa Soda külü üretiminin
%60'na sahiptir. Sentetik soda külü üretim
prosesini ilk geliştiren Ernest Solvay'in 1863'de
kurduğu şirket bugün Batı Avrupa'da 7 ülkeye
dağılmış 9 üretim tesisi ve yıllık 4,2 milyon ton ile
dünyanın en büyük üreticisi konumundadır.
Asya'daki en büyük pazar konumundaki Çin, yavaş
yavaş kendi sentetik üretim kapasitesini artırmış ve
1995'den itibaren kendi kendine yeter hale gelmeyi
planlamış bulunmaktadır. Sadece geçtiğimiz yıl
içerisinde 600.000 ton/yıl kapasiteli 3 ayrı tesisi
ardı ardına işletmeye almıştır. Uzun yıllar tüketimini
(yaklaşık 300.000 ton/yıl) ABD'den ithalatla
gerçekleştiren Güney Afrika, hemen yakınında
Botsuvana'da sodyum karbonatlı göl yatağından
soda külü üretmek üzere kurulan 300.000 ton/yıl
kapasiteli tesisin üretime geçmesiyle söz konusu
ithalatını tümden kesmiş bulunmaktadır.
Üretim maliyetleri incelendiğinde, sağlanan
doğal sodanın tonu 60 dolar buna karşın yapay
sodanın tonu ise 120 dolardır. Soda külünün Batı
Avrupa limanı teslim bazında satış fiyatı ortalama
olarak 170-180 dolar/ton civarındadır. ABD'de 6
değişik firma yılda 11 milyon ton soda külü üretimi
yapıyor. ABD'nin 1995 yılı iç tüketimi 7 milyon
tondur ve üretimlerinin 4 milyon tonu ihraç
ediliyor. İhracatın 2 milyon tonu Japonya başta
olmak üzere Asya ülkelerine, 1 milyon tonu Latin
Amerika ülkelerine, Avrupa'ya ise 200.000 ton
ihracat yapılıyor. Yani, ABD'nin ihracatının ancak
%5'i Avrupa'ya yapılıyor. Batı ve Doğu Avrupa,
Orta Doğu'nün 12 milyon tonluk talebi, sentetik
soda külü üretimi ile karşılanıyor. Yılda 11 milyon
ton tabii soda külü üreten ABD, pazarımız olabilecek
bu bölgeye yılda 300.000-350.000 ton tabii
soda külü ihraç ediyor. Beypazarı trona madeninin
muhtemel satış bölgesi Türkiye, Batı ve Doğu
Avrupa ve Ortadoğu'dur. Bu bölgenin 1996 yılı
itibariyle soda külü talebi yılda yaklaşık 12 milyon
ton olup, yılda % 2.8 artarak 2000 yılında bu
talebin 13 milyon tona ulaşması beklenmektedir
(Çizelge 3). Beypazarı trona madeninin işletmeye
alınması halinde pazar sıkıntısı olmayacak ve bu
bölgeye 1 milyon ton/yıl satış yapılabilecek, dolayisiyle
170-180 milyon dolar döviz girdisi
sağlanacaktır.
SONUÇ
Dünya'da tüm gelişmiş ülkeler yeraltı kaynaklarını
ekonomik ve bilimsel biçimde, planlı ve
programlı olarak değerlendirmişlerdir. Ülkemizde,
insanlar kendi alanları dışında bol laf üretmelerine
karşın kendi uzmanlık alanlarında ürettikleri somut
sonuçlar son derece kısıtlıdır. Dünyanın hiçbir
yerinde bilimsel ve teknik işler, bu alanın dışındaki
kişiler veya politikacılar tarafından
çözülmemiştir. Politikacıların görevi ancak uzmanlar
tarafından ortaya konulan sonuçlan uygulamaya
koymak olmalıdır. Ülke sorunlarını, demogoji
yapmadan, açık yürekle bilim ve akim ışığında
tartışmak ve çözmek zorundayız.
Etibank ve ortakları Beypazarı'ndaki bu yatağı
işletmeye açtığı taktirde Türkiye, Ortadoğu ve
Avrupa pazarlarında önemli bir paya kısa sürede
sahip olabilecektir. Özellikle temel gereksinim
alanlarında kullanıldığı için azgelişmiş veya
gelişmiş tüm ülkeler sodayı kullanmak zorundadır.
Doğal sodanın maliyeti yapay olana göre çok daha
ucuz olduğu için, Türkiye pazarlamada büyük
avantajlara sahip olacaktır. Kaybedilen her gün
ülke zararına olmakta ve yeraltı rezervlerini uzun
süre bekletmek büyük kayıplara sebep olmaktadır.
Atatürk'ün dediği gibi "Bir milletin yücelmesi, yeraltı
zenginliklerinin işlenmesine ve değerlendirilmesine
bağlıdır".
Tüm yeraltı kaynaklarında olduğu gibi,
Beypazarı trona yatağı da çeşitli politik gerekçelerle
göstermelik temelleri atılmasına karşın ve trona yatağının ortaya konulusundan bu yana yaklaşık 18 yıl gibi uzun bir zaman geçmesine rağmen bir türlü
işletmeye açılamamıştır.

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic