Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Diyarbakır surları  (Okunma Sayısı 3217 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
nokta
Üye
**

Performans: 16
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 103


vazgeçilmez olan işaret


« : 28 Mayıs 2007, 08:54:12 »


D.BAKIR KALESİ (SURLAR) Prof.Dr.Halil Değertekin


Diyarbakır surları, dünyanın en eski ve en sağlam şehir surları arasındadır. Uzunluk bakımından dünyada Çin Seddi ve İstanbul Surları'ndan sonra gelir. Ancak sağlamlığı, sur ve burçlarındaki görkemli kabartma, kitabe ve kapıları ile eşsiz bir yere sahiptir.
Bu nedenle Diyarbakır Surları, şehri saran basit bir duvar olmanın ötesinde, kuruluşundan bu yana bu topraklarda yaşayan birçok medeniyetin en güzel izlerini taşıyan bir kültür mirası, bir açık hava müzesidir.

Diyarbakır Surları, 5 kilometre uzunluğunda, 10-12 metre yüksekliğinde ve 3-5 metre genişliğindedir. Sur içindeki alanın boyutları 1700-1300 metredir. Surlar, şehrin batısında bulunan eski yanardağ Karacadağ'dan akan kalın bazalt tabakaya uygun olarak kalkan balığı şeklindedir. Balığın baş kısmı İç Kale'ye, kuyruk kısmı ise güneybatı kesimindeki Yedi Kardeş ve Evli Beden burçlarının olduğu yere uyar.


Diyarbakır Surları'nın yapımında yörenin temel yapı malzemesi olan gri-siyah bazalt taşı kullanılmıştır. Sur ve burçların üzerinde, güneş ve yıldız sembolleri, kaplan, boğa, çift başlı kartal, akrep ve at kabartmaları, silah, meyve ve tahıl şekilleri bazalt taşlar üzerine işlenmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca birçok yerde, özellikle Urfa Kapı ve Dağ Kapı çevresinde eşsiz kitabe ve motifler bulunmaktadır.

Diyarbakır Surları'nın bir kısmı, şimdiki İç Kale'ye uyan yerde Hurriler tarafından yapılmıştır (M.Ö.3000). Bu bölge, muhtemelen gerek Dicle vadisine gerek Diyarbakır düzlüğüne hakim en stratejik yer olarak seçilmiştir.

Diyarbakır Surları, günümüzdeki şekli ile 346 yılında Bizans İmparatoru II. Constantinus döneminde yapılmıştır. Ancak o zamanki surların şimdiki Gazi Caddesi'nden geçen batı kesimi 367-375 yılları arasında, şehre gelenlerin artmasının üzerine yıktırılmış ve surlar şimdiki şekliyle genişletilmiştir.

O günden günümüze kadar surlar zaman zaman onarılmış ve yenilenmiştir. Birçok uygarlık kendi döneminde yeni burçlar, kitabeler ve süslemeler, motiflerle surlara kendi imzalarını atmışlardır. Özellikle Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artukoğulları, Eyyubiler, Akkoyunlular ve Osmanlılar'dan günümüze kadar gelen birçok kiymetli burç, kitabe ve kabartmalar bulunmaktadır. Bu eserler, o dönemlerin canlı birer şahidi olarak hala yaşamaktadır.

Diyarbakır Surları, esas olarak iç ve dış kaleden oluşur. İç Kale, surların Fis Kayası denilen kuzeydoğu ucundadır. İç Kale'de Bizanslılar'dan kalan Nestorian Kilisesi vardır. Bu kilise VI. yüzyılda yapılmıştır. Halen, yarı harap vaziyettedir. İç Kale'deki en önemli yapı Virantepe denen yerdeki Artuklu Sarayı'dır.

1210-1220 yılları arasında yapılan sarayla ilgili kazılar 1956'da Prof.Dr. Oktay Aslanapa ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiş, saray kalıntıları, altın yaldızlı ve Türk motifli mozaikler ve çok gösterişli sekiz köşeli havuz ortaya çıkarılmıştır. Bu sarayda devrin önemli bilim adamları ve özellikle Cizreli Eb'ül İzz'in yaşadığı bilinmektedir.

Günümüzde Artuklu Sarayı halen harap haldedir. İç Kale içerisinde ayrıca I. Dünya Savaşı sırasında Atatürk'ün kaldığı bina ve bazı adlî (Adliye günümüzde buradan surların dışına, yeni Belediye binasının bitişiğindeki binaya taşındı) binalar bulunmaktadır.

İç Kale'yi saran surlar Kanuni Sultan Süleyman zamanında yeniden gözden geçirilmiş ve genişletilmiştir. Bu surlarda 16 burç vardır. Burçlar, dört, altı ve sekiz köşelidir. Günümüze kadar iyi korunmuş olarak gelmişlerdir. Bu surlar üzerinde "Kanunî Kitabesi" bulunmaktadır.

Dış Kale Surları, İç Kale'yi sararak Dağ Kapı-Urfa Kapı ve Yeni Kapı-Mardin Kapı yoluyla eski şehri sarar7. Dış surlar üzerinde 82 burç bulunur. Burçlar çoğunlukla yuvarlaktır, ancak dört ve altı köşeli olanlar da vardır. Benusen ve Dicle vadisine bakan kesimde daha çok dörtgen burçlar bulunur.

Savaşların en çok cereyan ettiği Dağ Kapı ile Urfa Kapı arasındaki düz alana bakan bölümde burçlar genellikle yuvarlak, daha sık, daha sağlam ve daha büyüktür. Bu kesimde burçlar arasındaki mesafe kısadır, aralarda takviye vardır.

Mardin Kapı-Yeni Kapı arasındaki surlar yalçın kayalar üzerine kurulmuştur, daha alçak ve daha seyrektir.

Burçların çoğunlukla iki katlı, bazıları 3-4 katlıdır. Alt katlar depo ve ambar, üst katlar ise askeri amaçlar için kullanılmıştır.

Diyarbakır Surları üzerinde çok görkemli ve tanınmış burçlar vardır. Bunlar arasında Yedi Kardeş, Evli Beden (Ulu Beden, Benusen), Nur, Keçi, Kralkızı, Fındık, Mervani, Akrep Burçları en iyi bilinenlerdir. Yedi Kardeş ve Evli Beden Burçları, Artukoğulları zamanında
1208-1209 tarihlerinde yapılmıştır. Yükseklikleri, büyüklükleri ve zengin motif ve kitabeleri ile her iki burç da eşsiz anıtsal görüntüye sahiptir.
Eskiden Dış Kale Surları'nı dışarıdan ikinci bir surun kuşattığı bilinmektedir. Bu ön surun da bazalttan yapıldığı, iki sur arasında geniş ve derin bir hendek bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Günümüzde bu dış surların izleri yer yer görülmektedir.

Diyarbakır Surları üzerinde İç ve Dış Kale'de 4'er kapı bulunur. İç Kale'nin kapıları, Saray Kapısı, Küpeli Kapısı, Oğrun Kapısı (Gizli Kapı) ve Fetih Kapısı'dır. Bunlardan Saray ve Küpeli Kapısı şehir içine, diğer ikisi ise şehir dışına açılır.
Dış Kale'nin kapıları ise, kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapısı), güneyde Mardin Kapı (Tell Kapısı), doğuda Yenikapı (Dicle veya Su Kapısı) ve batıda Urfa Kapı (Rum veya Halep Kapısı)'dır. Kapılar demirden yapılmıştır, çok sağlam ve gösterişlidir. Günümüzde Dağ
Kapı ve Urfa Kapı onarılmıştır ve iyi durumdadır. Mardin Kapı (bu kapının çevresi de son iki yıl içinde onarıldı ve kapı açılarak hizmete açıldı, çevresi yeşillendirildi) ve Yeni Kapı ise çok harap durumdadır. Daha sonraki yıllar surlarda bazı kapılar daha açılmış (Çift Kapı, Tek Kapı gibi) veya surlar yer yer yıkılarak geçişler sağlanmıştır.

Diyarbakır Surları, eski geçmişlerine rağmen, uzun yıllar boyunca, sağlamlıkları ve dayanıklıkları ile günümüze kadar büyük oranda korunarak gelmiştir. Surlar zaman zaman büyük onarımlar geçirmişlerdir. Maalesef 1932 yılında surların, şehrin havalanmasını engellediği için yıkılması fikri ortaya atılmışsa da özellikle Fransız araştırmacı Alfred Gabriel'in çabaları sonucu bu hatalı girişim engellenmiştir.

Diyarbakır Surları, özellikle son 20 yılda, köyden kente göç, gecekondulaşma, çarpık kentleşme sonucu büyük oranda harap olmaya başlamıştır. Surların Mardin Kapı, Urfa Kapı arasındaki dış kesimi yoğun gecekondu işgaline uğramış ve surların yanısıra Yedi
Kardeş-Evli Beden burçları çok tahrip olmuştur. Bu kesimde surların ve burçların taşları sökülmekte ve surlarda yeni geçitler açılmaktadır.
Surların Urfa Kapı-Dağ Kapı arası daha iyi durumda olan ve düzenli onarılan kısımlardır.

Zamanın ve insanların tahribine rağmen hala ayakta kalabilen surların tarihi ve kültürel değerleri ile özellikleri ne yazık kı tam anlaşılabilmiş değildir. Binlerce yıl ordulara, işgallere direnen surlar ve görkemli burçlar bugün çarpık kentleşmeye ve gecekondulara
teslim olmuş ve kaderine terkedilmiştir. Bu gidişle bir süre sonra görkemli burçların yok olması ve bütün özelliklerini kaybetmeleri tehlikesi vardır. Son zamanlarda surların kurtarılması için başlayan girişimlerin ve Kültür Bakanlığı'nın gayretlerinin sonuçlanması hayati derecede önemli görülmektedir.

Diyarbakır Surları tarihin bize mirası ve emanetidir. Bu kültürel değeri, insanlığın ortak kültür mirasını korumak hepimizin görevi olmalıdır.
(Aralık-1995)
DİYARBAKIR KALESİ(SURLAR)

Karacadağ'dan Dicle'ye uzanan geniş bazalt platosunun Doğu kenarında geniş bir düzlük üzerinde yer alır.
Dışkale ve İçkale olmak üzere iki ana bölümdün oluşmaktadır:

DIŞKALE

Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen kentin, M.S. 349 yılında Roma imparatoru ll. Constantius zamanında kaIesi yeni baştan onarılıp, güçlendirilerek etrafı surlarla çevrilmiştir. Böylece genel şeklini alan Diyarbakır Kalesi daha sonra kente egemen olan uygarlıklar tarafından yapılan eklenti ve onarımlarla günümüze kadar gelebilmiştir.
Kuşbakışı görüntüsü ile kenti bir kalkan balığı şeklinde çevreleyen surların üzeri, kente egemen olan otuza yakın uygarlığın izlerini taşıyan oyma ve kabar!ma motiflerin yanı sıra onu bir kuşak gibi çevreleyen yazıtlarla bezelidir. Bu nedenle A. Gabriel tarafından "Açık Hava Yazıtlar Müzesi" olarak nitelendirilmiştir. 5 Km. Uzunluğundadır. Yüksekliği 10-12 m., Kalınlıkları 3-5 m. arasında değişmektedir.

Kare, çokgen ve yuvarlak planlı toplam 82 burca sahip olup bunlardan en önemlileri; Keçi Burcu, Yedi Kardeş Burcu, Ben-u Sen Burcu, Nur Burcudur. Dışkalenin dört yöne açılan, mimarlık tarihi açısından birbirinden önemli dört kapısı vardır. Kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapısı), Batıda Urfa Kapı (Rum Kapısı), Güney de Mardin Kapı (Tel Kapısı), Doğuda Yeni Kapı (Dicle veya Su Kapısı) yer almaktadır. Bugünkü Dışkale surlarının dışında ikinci bir sur daha bulunmakta idi. Ancak 1232 yılında kente egemen olan Eyyubi hükümdarı Melik Kamil tarafından yıktırılarak taşları bugünkü surların onarımında kullanılmıştır. Bugün kalıntılarını Mardin Kapı ve Ben-u Sen taraflarında izleyebilmekteyiz.

İÇKALE

Dışkalenin Kuzeydoğu köşesinde yer alır. Dış- Kaleden surlarla ayrılmaktadır. içkale'de yer alan Viran Tepe kentin ilk yerleşme noktasıdır ve bu tepenin etrafı da surlarla çevrilidir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1524-1526) yapılan surlarla genişletilmiştir. 16 burçlu içkale'ninde dört kapısı bulunmaktadır. Fetih ve Oğrun Kapıları dışa, Saray ve Küpeli kapılarıda kente açılmaktadır.

Diyarbakır surlarının kuzeydoğu köşesine yerleştirilen Içkale'nin tarihi muhtemelen bu bölgenin ilk yerleşik halkı olan Hurri-Mitaniler (M.O. 4-3 bin) dönemine kadar iner. Iç Kale, Romalılar tarafından şimdiki şehir surlarının yapılması ile özel bir önem kazanmış ve her devirde yönetim merkezi olmuştur. Iç Kaleyi saran ve şimdiki Artuklu Kemeri'nden geçen ilk sur1ar daha sonra yıkılmış, Kanuni Sultan Süleyman zamanında şimdiki 16 burç ve surlar yapılmıştır. (1521 -1527) Iç Kalenin Saray Kapı, Küpeli Kapısı, Fetih ve Oğrun Kapıları bulunmakta dır.

İç Kale'de çok değerli yapılar bulunmaktadır. Bunlar şunlardır:

SAINT GEORGE (KARA PAPAZ) KILiSESI

Içkale'nin Kuzeydoğu köşesinde yer alır. Yapım tarihi kesin olarak bilin- memektedir. Ancak inşaa tarzı ve yapıda kullanılan malzeme- den dolayı Roma dönemine M.S. 2. yy'a ait olduğu düşünülen kilise, Artuklular döneminde sarayın hamamı olarak kullanılmış- tır. Bazı kaynaklarda, Artuklu hükümdarlarının bu hamamda ve sarayda Cizre'li bilgin Eb-ül Iz EI Cezeri'nin imal ettiği robotları kullandıkları yazılmaktadır.

KALE CAMli (HZ. SÜLEYMAN -NASIRIYE CAMII)

Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155 -1169 yılları arasında yaptırılmıştır. Cami bitişiğinde Osmanlılar döneminde yapılan, Halid Bin Velid'in oğlu Süleyman ile Diyarbakır'ın Araplar tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin yattığı Meşhed bulunmaktadır.

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic