Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Boğaziçi köprüsü ilk değil  (Okunma Sayısı 1550 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yerköy
Ziyaretçi
« : 07 Ocak 2007, 19:20:29 »


Boğaz'a ilk köprüyü Persler yapmış
Hepimiz İstanbul Boğazı'na yapılan ilk köprünün Boğaziçi olduğunu sanırız. Ancak tarihi bilgiler bunu yalanlıyor. İşte ilginç bir araştırma ve şaşırtan gerçek:
07 Ocak 2007 17:20

İran, Mısır ve Anadolu’nun büyük bölümüne egemen olan Pers İmparatorluğu’nun Kralı 1. Dara (Darius), M.Ö 513 yılında ordusunu İstanbul önlerine getirmişti. Karadeniz’in kuzeyindeki geniş topraklarda yaşa¬yan İskit Türklerini egemenliği altına almak için Trakya’ya geçerek Tuna Nehri’nin ötesinde bulunan İskitlerin merkezine saldırmak istiyordu.

Hükümdarın mimarı Korent'li Mandrokal, boğazın en dar yeri olan Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında bir köprü yapmaya başlar: Akdeniz’deki Pers sömürgelerinden toplanan 325 adet büyük sandal yan yana büyük iplerle sıkıca birbirlerine bağlanır. Yan yana dizilen bu sandallar boğazın iki kıyısına çakılan büyük babalara sıkıca düğümlenir. Sandalların içine çevre orman¬lardan kesilen büyük ve kalınca ağaçlar dizilerek üzerine toprak dökülür. Bunlar tokmaklarla dövülerek köprü yolu ortaya çıka¬rılır. Toprak yolun iki kenarına askerlerin denize düşme¬mesi, atların ürkmemesi için tahtalardan yüksek parmaklıklar yapılır.

Yapımı tamamlanan köprüden 800.000 kişilik ordusunun başında geçen Dara, karşı kıyıya beyaz mermerden iki kitabe hazırlatıp, yüksek bir tahta oturarak ordusunun Asya’dan Avrupa’ya geçişini gururla seyretti.

Sefer neticesinde İskitlere zarar verilemedi ancak Trakya ve Makedonya ilk defa Pers nüfuzuna girmiş oldu. M.Ö 511 yılında Dara, Hindistan'a karşı bir sefer yaptı, Pencap bölgesine girdi ve İndus yöresinde bir eyalet kurduktan sonra İran'a geri döndü. Artık Pers Devletinin sınırları doğuda İndus'tan batıda Ege kıyıları ve Tuna'ya, kuzeyde Kafkasya'dan güneyde bu günkü Sudan'a kadar uzanıyordu.

(S)– İstanbul Boğazı’na ilk köprüyü M.Ö. 513 yılında Korent’li mimar Mandrokal yaptı. Köprüden 800.000 kişilik ordusunun başında geçen Dara, karşı kıyıya beyaz mermerden iki kitabe hazırlatıp, yüksek bir tahta oturarak ordu¬sunun Asya’dan Avrupa’ya, geçişini gururla seyretti.

Marathon yenilgisi

Dara'nın M.Ö 513 yılında yaptığı İskit seferinin sonucunda; Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile Marmara Denizi'nin kuzey ve Karadeniz'in batı kıyılarının Pers devletine katılmasıyla, Ege Denizi kıyılarındaki İyon kentlerinin buralardaki kolonilerle olan ticari ilişkileri sekteye uğramaya başladı. Bunun üzerine önce Miletos'ta (Söke), takiben diğer bazı İyon kentlerinde Perslere karşı isyan hareketleri başlatıldı. Karya, Likya ve Kıbrıs’taki kentler de isyana katıldılar. Persler bu isyanları bastırıp, tekrar ele geçirdikleri kentleri şiddetle cezalandırdılar. İsyanlara öncülük eden Miletos Kentini yakıp yıktılar, halkını da Dicle Nehrinin ağzına yakın bir bölgeye sürdüler.

Büyüyen Pers tehlikesine karşı o ana kadar tarafsız kalmayı tercih eden Yunanistan'daki Atina kenti halkı Miletos'un acıklı sonundan da büyük ölçüde etkilenerek savaş hazırlıklarına giriştiler. Persler bu gelişmeler üzerine elçilerini M.Ö. 491 yılında Yunanistan'a gönderdiler. Kentleri dolaşan elçiler egemenliklerinin kabulüne delil olmak üzere toprak ve su istediler. Atina'nın bu isteği şiddetle reddetmesi üzerine de Pers ordusu, M.Ö. 490 yılında gemilerle Yunanistan kıyılarına çıktı. Eretria kentini ele geçirip tümüyle tahrip ettiler ve halkını İran içlerine sürdüler. Sıra Atina'ya gelmişti. Atina kentine yaklaşık 40 Km. uzaklıktaki Marathon Ovasına 15. 000 asker çıkardılar. Yunanlılar da 10. 000 askerle Kent'ten çıkıp Marathon Ovasına vardılar. Zırhlı gömlekler giyinmişlerdi ve uzun mızraklar kullanmaktaydılar, donanım, sevk ve idare bakımından Perslere göre üstündüler. Büyük bir düzen içinde ilerlediler, sonra koşarak hasımlarına saldırdılar. Sonuç Atinalılar için tam bir zafer oldu. Perslerden sağ kalanlar kendilerini gemilerine atarak çekildiler.

Marathon zaferi Yunanistan'da çok geniş ölçüde yankı oluşturdu. Atinalılar kendi topraklarından başka, tüm Yunanistan'ı korkunç bir istila tehlikesinden kurtardıklarından ötürü büyük bir ün kazandılar. Bu savaşın sonucunu, endişe içinde bekleyenlere iletmek üzere Marathon Ovası’ndan Atina Kenti’ne 40 Km. durmaksızın koşan bir haberci, müjdeyi verdikten hemen sonra, yorgunluktan düşüp ölmüştür. Bu olayın anısına, 42.195 metrelik maraton koşusu modern olimpiyat oyunları kapsamına alınmıştır.

(S) - Çanakkale’ye yapılan ilk iki köprü karşı kıyıya eriştiği sırada çıkan bir fırtına bağlantıları kopardı. Kserkses buna fena halde öfkelenerek Çanakkale Boğazı sularını cezalandırmak amacıyla üç yüz sopa çektirdi. Köprü yapımı ile görevlendirilmiş olanlar da kafaları kesilmek suretiyle cezalandırıldı.

Çanakkale’ye kurulan ikinci köprü kralı ağlattı

Yunanistan seferinin hüsranla sonuçlanmasından 10 yıl sonra M.Ö 480 yılında 1. Kşayarşa (Kserkses) ordusuyla Yunanistan'ı işgal için Avrupa yakasına geçmek üzere, bu günkü Salihli'nin 8 Km. batısında kalan Sardis'ten hareket ederek Akhisar, Soma, Bergama yoluyla kuzeydeki Adramytteion (Edremit) kentine vardı. Buradan batıya dönerek Antandros (Altınoluk) kentinin önünden geçti ve bugün de kullanılmakta olan yoldan Biga Yarımadasını aşarak Hellespontos'a (Çanakkale Boğazı'na ) geldi. Heredotos, Pers kara ordusunu teşkil eden askerlerin milliyetlerini şöyle sıralamıştı; Pers'ler, Med'ler, Asur'lular, Baktriyan'lar, Hintli'ler, Ari'ler, Kaspien'ler, Utia'lılar, Arap'lar, Libya'lılar, Paphlogonia'lılar, Phrigya'lılar, Lydya'lılar, Thrak'lar, Lasonia'lılar, Moskhoi'ler ve Mar'lar. O zamanlar bilinen dünyanın hemen hemen bütün halklarından katılanların teşkil ettiği bu kara ordusundaki asker sayısı tarihin babası olarak bilinen tarihçi Heredotos'a göre 1. 700. 000 civarındaydı.

Pers donanmasında binin üzerinde gemi vardı ancak Ksrekses, karşı tarafın denizdeki gücünü de dikkate alarak Yunanlılara karadan saldırmayı tercih ettti. Bu nedenle Çanakkale Boğazı'nı geçmek için gemilerden köprü yaptırma yolunu seçti. Bu iş için görevlendirilen Mısırlılarla Fenikelilerin, gemileri biri birine halatlarla bağlamak suretiyle oluşturdukları ilk iki köprü karşı kıyıya eriştiği sırada çıkan bir fırtına bağlantıları kopardı. Kserkses buna fena halde öfkelenerek Çanakkale Boğazı sularını cezalandırmak amacıyla üç yüz sopa çektirdi. Köprü yapımı ile görevlendirilmiş olanlar da kafaları kesilmek suretiyle cezalandırıldı.

Başarısız bu ilk teşebbüsten sonra tekrar işe koyuldular: Üst üste üç sıra kürekli gemilerle (trirem), elli kürekli gemiler bir araya getirildiler. 360 tanesi Marmara Denizi tarafındaki, 314 tanesi de Ege Denizi tarafındaki köprülere alttan destek oluyorlardı. Gemiler dik açılı, eksenleri Çanakkale Boğazı’nın akıntısına paralel gelecek şekilde yerleştirilmişlerdi, böylece kıyılardaki halatlara binen yük çok fazla olmuyordu. Gemiler birbirlerine bağlanıp yan yana getirildikten sonra, olağanüstü büyüklükteki çapalarla denize demirlediler. Öyle ki köprünün Karadeniz’e bakan yanındaki gemiler de güney ve güneydoğudan esen rüzgârlara karşı durabilecekti. Elli kürekli gemiler arasında Karadeniz’e gidip gelen küçük gemilerin geçmesi için en az üç yerde aralık bırakılmıştı. Bütün bunlar yapıldıktan sonra halatları kıyıdan ağaç bocurgatlarla gerdiler. Bu iş de bitince iki malzemeyi ayrı ayrı kullanmayıp her köprüye altı halat gerdiler. Halatlardan ikisi beyaz ketenden, dördü papirüstendi.. Karşıdan karşıya boğaza köprü kurma işi tamamlandıktan sonra, gemilerin enlerine göre kütükler doğranıp kalaslar yapıldı. Sonra kalaslar yan yana gergin halatların üstüne gelecek şekilde gemilerin güvertelerine peş peşe dizildi, en üstten de bağlandı. Daha sonra bunların üzerine de güzelce tahta taban döşendi. Bu da bitince, çalı çırpı getirilip kalasların üzerine yerleştirildi, bunun da üzerine toprak dökülüp katılaşıncaya değin çiğnendi. Son olarak bu döşemenin iki yanına, yük hayvanları ve atların suyu görerek ürkmelerini önlemek amacıyla yüksekçe korkuluklar koyuldu.

Köprüler bittikten sonra, kutsal törenler yapıldı ve geçiş başladı. Kral Kserkses, Nara’lı sanatkârların yüksekçe bir yerde kendisi için hazırlamış oldukları mermer tribünden, kıyıda toplanmış olan donanmasını, kara ordusunu ve boğazın iki yakasını birleştiren, gemilerden oluşturulmuş köprüleri seyretti. Bütün Çanakkale kıyıları gemi doluydu. Bütün Nara Burnu kıyıları asker doluydu. Birden ağlamaya başladı; “İnsan ömrünün kısalığı geldi aklıma, yüreğim kabardı, gözlerimizin önündeki şu insanlardan, şu kalabalık içerisinden yüz sene içinde bir teki bile kalmayacak" diyordu.

Ege Denizi tarafında kalan köprüden yük hayvanları ile ordu servisleri, Marmara Denizi tarafında kalan köprüden de yayalar ve atlılar Avrupa yakasına geçtiler ve Teselya'ya kadar ilerlediler. Pers donanması da Yunanistan kıyılarına sokuldu. İlk çatışma Artemision denilen bölgenin açıklarında denizde meydana geldi, her iki taraf da kesin sonuç alamadı. Hemen sonra Persler Thermoplai geçidinde Yunanlıları yendiler, Orta Yunanistan'a girdiler, Atina kentini ele geçirdiler ve baştanbaşa yakıp yıktılar.

(Bu yazı Kırmızı Çizgi dergisinin piyasaya çıkacak Ocak sayısından alınmıştır)




MENDERES KILIÇARSLAN - YOZGAT
 
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic