Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Biz Neler Yaptık? | Sıfır Yok Oluş  (Okunma Sayısı 1751 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
consinus
VIP Üye
******

Performans: 120
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 919



« : 05 Nisan 2009, 08:18:56 »


Biz Neler Yaptık?  | Sıfır Yok Oluş

Dünyamız milyonlarca canlının hep beraber yaşadığı ya da yaşamak zorunda olduğu kocaman bir ev.
Bu evde gözle görülmeyen birçok canlının yanında;
Kabuklusu,yumuşacığı,kanatlısı,bıyıklısı,antenlisi, yüzgeçlisi;
Sürüneni, zıplayanı, sıçrayanı, yüzeni,uçanı, yürüyeni;
Kıllısı, tüylüsü, pulllusu, kabuklusu;
Öteni, bağıranı, kükreyeni, vızıldayanı, vıraklayanı birarada...
Evde bu şenlik ve harmoninin devam edebilmesi için ortam koşullarının uyumu tamamlaması gerekiyor. Çünkü ancak hava, su, sıcaklık, güneş, taş, toprak ve yeşil ile bu kompozisyon mükemmelleşebiliyor.
Üstelik bu sadece bir yan yana duruş değil.
Bu birlikteliğin kuralları, ilişkileri, zincirleri, ağları, dengeleri ve devamlılıkları var.
İşte bu incecik dengeler ve dengelerin devamlılığı, evin devamlılığı anlamına geliyor.
Yıllar önce birgün insan denilen canlı türü dünya evine ilk adımını attı. Yavaş yavaş yerleşik düzene geçti. İşte o zaman diliminden sonra bu dengelerde ufak sapmalar ve bozulmalar oluşmaya başladı.
İnsan nüfusu arttıkça yani ihtiyaçları arttıkça her nedense bozulmalar, zararlar ve tahribatlar da arttı.
Üç beş kulübelik yerleşimlerden köylere, kasabalara, kentlere, mega kentlere ulaşıldı.
Yollar açıldı.
Yetmedi şerit sayısı sürekli artan otoyollar açıldı.
Tarlalar açıldı.
Yetmedi, yeni tarlalar açıldı.
Sadece tarla ile olmaz dendi, fabrikalar açıldı.
Ama en kötüsü bütün bunlar için toprağın üstü açıldı.
Erozyonla tanıştık.
Ağaç, çalı, ot yok sayıldı. Hayvancıklar öldü.
Bazıları kaçabildi, ötelere.
Sonra daha ötelere ve daha da ötelere.
Onlar gitti biz yayıldık.
Ya da biz yayıldık onlar gitti.
Deniz kenarı dedik yayıldı.
Orman içi dedik yayıldık.
Manzarası güzelmiş dedik yayıldık.
Biz pek mutluyduk. Dünya bizimdi.
Ama
Bazı çiçekler artık açmaz oldu.
Bazı kurbağalar artık zıplamadı.
Bazı kelebekleri de bir daha gören olmadı.

Acaba biz biraz yanlış mı yaptık?
Hayır. Çok yanlışlar yaptık.
Ormanlarımızı yaktık, kestik kendimize yer açtık. Ev yaptık, tarla yaptık. Orman topraklarında tarım yapmaya çalıştık. Olmayınca yeniden kesip yeni tarlalar açtık.
Mera alanlarımızı açımasızca kullandık. Erken otlattık, aşırı otlattık. Otların kökünü kuruttuk.
Tarım alanlarımızda yanlış sürümler yaptık. Aşırı suladık, anızları yaktık. Bilinçsizce aynı ürünü yetiştirmekten topraklarımız yorgun düştü. Paylaşa paylaşa tarlalar küçüldü. Ama bizim beklentilerimiz sürekli büyüdü.
En verimli toprakların üzerine otoyollar, konutlar, turistik işletmeler, sanayi tesisleri kurduk.
Bir daha kalkmamak üzere...
Sadece ormanlara, tarım alanlarına kötü davranmakla kalmayıp, binlerce otçuğun ve kurtçuğun üstüne moloz ve çöp yığınları oluşturduk.
Toprak üstünde bunları yaparken, farkına bile varmadan toprağın altınıda hallettik. Su kaynaklarımız ya tükendi ya kirlendi.
Denizleri de rahat bırakmadık. Atıklarımızı döktük, ağların deliklerini küçülttük, dinamitler attık. Günden güne denizler daha kirli daha fakir hale geldi.
Sözün kısası; Denizleri kirlettik, havayı kirlettik, toprakları kimyasalladır yani dünyayı birbirene kattık.
Kendi türümüzü bile rahat bırakmadık. Yıllar boyu defalarca savaştık Toplu kıyımlar yaptık. Hele bir Hiroşima, Nagasaki var ki, verdiğimiz zararı hayal gücümüz bile ölçemez. Çünkü radyasyonu öğrendik. Sonra da defalarca karşılaştık. Kaç nesil canlıya ne kadar zarar verdik, belki de hiç bilemeyeceğiz...
Zararımızın ulaşmadığı yer neredeyse kalmadı. Sadecek kürk
giyeceğiz diye kutupları bile kana buladık.
Peki, hiç mi iyi bir şey yapmadık?
Kitaplar, bildiriler yazdık.
Seminerler, kongreler, paneller, anlaşmalar, sözleşmeler yaptık.
Bazıları bunları bile imzalamadı.

Avaz avaz bağırıyoruz şimdi.
Yağmur ormanları azalıyor diyoruz.
Kışın şehirlerde nefes alamıyoruz diyoruz.
Dünya ısınıyor, buzullar eriyor diyoruz.
Ozon delindi, güneş ışınları kavuruyor diyoruz.
Çöl oluyoruz diyoruz.
Temmuzda ceviz gibi dolular yağıyor diyoruz.
Nesli tükenen canlıların sayısını bile bilmiyoruz.
Ve tükenişler yeni tükenişleri getiriyor.
Biz hala laleyi, sıklameni, salebi köküyle çıkarıyoruz.

Kitapların bazıları diyor ki;
Şu nesli tükenen bitkiler ne büyük kaybımız. Kim bilir onlardan hangi hastalıklarımıza iyi gelecek ilaçları yapabilecektik.
Utanıyorum.
Bin bitkileri, bana sunacakları yararlardan dolayi değil sadece bir bitki oldukları için seviyorum.

Hatice Güney


Alıntıdır...
Kayıtlı

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kaşaneler gördüm.                             
Dolaştım mülk-i İslam-ı bütün viraneler gördüm.                           
 
Ziya PAŞA


Coğrafyayı anlamak; hayatı anlamaktır!..
gözlük
Uzman Üye
*****

Performans: 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 434



« Yanıtla #1 : 06 Nisan 2009, 11:18:41 »

çok güzel birşeye dile getirmişim sağol ama biz insanlar bir şeyler tamamen yok olmadan yani yaşayacak başka yerler olmadığını anladığımız zaman birşeyler yapmaya başlayacağız ama iş işten geçmiş olacak
 keşke herkes şuanda senin gibi düşünse birşeyler yapmaya başlasa(insanoğlu keyfine çok düşkündür onun için sadece keyfi vardır ama bilmediği herşey var o da daha sonraları o keyfini yaşayamayacak hiçbir zamannn)
Kayıtlı

Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın." Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler. Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların. Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,ne bir gemi var, ne de bir yol sana. Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecik
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic