Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Biz az şey icat etmedik tarihte - Türklerin icatları!  (Okunma Sayısı 2347 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 25 Eylül 2008, 20:18:41 »


Bizim tarihte hiçbir şey icat etmemiş olduğumuzu söylemek hem ayıp hem günahtır. Biz az şey icat etmedik tarihte. İstanbul'a ilk elektriği vaktiyle Satir Sirketi getirdi.Uzak semtlerde elektrik alan tek-tük evlere her ay tahsildar göndermeyi gereksiz bulduğu için, bu evlere birer kumbara koymustu. Yirmi dört saatte bir kumbaraya, o devrin halk dilinde "manda gözü" denilen, nal kadar yirmi besligi attın mi,elektrik kendiliğinden yanardı. Yılda birkaç kez de Satir Şirketi’nin adamları bu evleri dolaşarak kumbaraları açar, paraları alırdı. İçerenköy'deki bir evin kumbarasından hiç bir şey çıkmıyordu. Şirket özel araştırmalarla evin elektrik kullandığını saptamıştı. Ancak
kumbaraya hiç bir şey atmadan nasıl çalıştırıyordu elektriği, onu çözememişti. Sonunda ev sahibini şirkete çağırdılar:
- Hileni bize açıkla, sana bedava elektrik verelim. Yalnız bu ustun
buluş ortalığa yayılmasın, dediler.
Ev sahibi gülümseyerek anlattı; gazoz şişelerinin kapaklarına su doldurarak bunları buzdolabında donduruyor, sonra da yuvarlak buzları yirmi beşlik niyetine elektrik kumbarasına atıyordu. Buzlar mekanizmayı çalıştırıyor, arkasından eriyip aktığı için, hiç bir iz bırakmıyordu. Elektrik fiziğinde Edison'dan sonra en büyük ve en
yararlı kesif böylece bize ait oluyordu. Satir Sirketi, bu büyük mucidi ödüllendirerek, ona elektriği bedava verdi ve kumbaraların yapısını değiştirdi.
* * *
Eski havagazı saatlerini ters çalıştırmak için bisiklet pompasıyla, gaz borularına hava basmak da, yine bize ait özel bir buluştur. Kaç metreküp havagazı harcamışsan, bisiklet pompasıyla ters yönde hava bastın mi, saatin yazdığı rakamlar geriye doğru silinir. Bu bulusun da sahibi, dalgınlıkla gereğinden fazla hava basarak, havagazı
şirketinden alacaklı çıktığı için enselenmişti. Adı bu yüzden unlu mucitler tarihine geçemedi.
Muslukları su saatinin yazamayacağı kadar az açıp, iplik iplik akan suları yirmi dört saatte kovalara doldurmak da, yine o devrin ilginç buluşlarındandı. Bir sure elektrik saatlerinin rakamlarını mıknatısla geriye çevirmek de epey denenmiş, o nedenle saatlerin rakam gösteren mekanizması, mıknatısin oyununa gelmesin diye, kursundan yapılmaya başlanmıştı. Bütün bunlar hep bizim yaratıcı beyinselliğimizin ürünleridir.
* * *
Son yıllarda ise daha ince buluşlara yonelinmistir. Örneğin dışarıya gidecek isçilerin sağlık muayenesinde sağlam raporu almalarını sağlamak için, mikroskop kontrolünden geçmiş fındık büyüklüğündeki temiz kakalar beş liradan kiraya verilmektedir. Çis şişelerinin kirası iki bucuk, tansiyon düşürücü sarımsaklı su ise tutturabildiğinedir.
Tababetteki bu aşamalar o kadar üst düzeydedir ki, henüz dünyamıza mal olamamıştır. Kırmızı biberin içine kiremit tozu karıştırmak, kuru üzümle harmanlanmış küçük keçi dışkısı ihraç etmek, zeytinyağı yerine kellik yapan parafini dayanmak hep yerli buluşlardır. Viski şişelerinden enjeksiyonla viskiyi çekip yerine çay suyu doldurmak,
dışarıdan ithal edilen ayakkabıların sol teklerini İzmir, sağ teklerini İstanbul gümrüğüne getirterek, sonra da kimsenin sahip çıkmadığı bu yüzlerce tek ayakkabıyı ihalelerde ucuza kapatıp, arkasından birleştirerek piyasaya sürmek tarihsel ve anıtsal zeka mucizelerimiz arasındadır. Bize özgü fikir özgürlüğü yasaklı demokrasimiz bile, bu tur bir bulusun sonucudur. Kim demiş ki biz tarihte hiç bir şey icat etmedik? Bunu iddia etmek hem ayıp, hem
günahtır...
        
Ahmet Oskay
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
:::.AHMET.:::
Moderator
*****

Performans: 2326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2655



« Yanıtla #1 : 25 Eylül 2008, 20:31:38 »

teşekkürler hocam.
ben de bir  iki ekleme yapayım.

telefon kulübelerinde telefon kartına kaset bandını yapıştırıp kontör kopyalama ve bunu hiç tükenmeden kullanmak da bize ait sanırım.

bakkallardaki kontörlü telefonlardan uluslararası, şehirler arası, gsm numaralarını arayıp şehiriçi kontör attırma teknikleri de yine bize ait sanırım

Kayıtlı

İnsanları niçin öldürüyorsunuz ki? Biraz bekleyin zaten ölecekler.

[Konfüçyüs]
anafartalar
VIP Üye
******

Performans: 339
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3895

Anafartalar Lisesi Coğrafya Öğretmeni Denizli


« Yanıtla #2 : 27 Eylül 2008, 10:07:28 »

Aman hocam bunlar icat sayılmaz.
Kayıtlı

İnsanlar son ağaç kesilene, son balık tutulana son çiçek koparılana kadar paranın yenmeyeceğini öğrenemeyecektir.
salp
VIP Üye
******

Performans: 815
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1554

süleyman çelebi anadolu lisesi


« Yanıtla #3 : 27 Eylül 2008, 13:02:52 »

Hocam bu güzel der için teşekürler.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic