Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kızılçam Yangınlarına bir de böyle bakın...  (Okunma Sayısı 3955 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
albedo
Genel Moderator
******

Performans: 1558
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1793


Kemal Akalın


« : 12 Temmuz 2008, 15:04:58 »


Prof.Dr Tuncay NEYİŞÇi (Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi) ,Abant Gölü kıyısında,  o zaman kene korkusu olmadığı için, otların üzerinde oturan 50 TEMA kursiyeri öğretmene Kızılçam Yangınları hakkında, aşağıdaki görüşlerini anlatmaya başladığında, hemen herkesin kafasında bir acaba sorusu belirmeye başlamıştı. Acaba orman yangınları doğal bir süreç sonucunda mı gerçekleşiyor? Acaba Kızılçam yangınları, kızılçamın gençleşmesi için gerekli mi?
O kursta yer alan bir kursiyer olarak bir yıldır bu soruları sorarak, günümüzde yine artmaya başlayan orman yangınlarına bir de bu gözle bakmaya ve en azından teselli bulmaya çalışıyorum.

Aşağıya Tuncay NEYİŞÇİ nin konu ile ilgili bir makalesinden bazı bölümleri aldım. Ne yazıkki pdf çeviriciler, halen Türkçe karakterleri düzgün çeviremedikleri için, sadece bir bölümünü düzeltebildim, bana ilginç gelen bir bölümünü. Devamını da Bilim ve Teknik kaynaklarından aldım(umarım sorun oluşturmaz), aşağıdaki linkte bulabilirsiniz..
Ayrıca doğadaki varlıkların, varlıklarını sürdürebilmeleri için gerçekleştirdikleri dönüşümleri de satır aralarında görebiliyoruz.
İlgi ve yorumlarınıza sunuyorum.

...Antalya-Doyran yoresinde yapılan bir çalışmada,kızılçam ormanlarında her dokuz yılda bir, örtü yangını olarak kabul edilebilecek ve sadece orman tabanındaki ince kuru yanıcıların yandığı, küçük ölçekli vc her yirmi beş yılda bir de ağacın tümünün yandığı, tepe yangını olarak tanımlanabilecek büyük ölçekli bir yangın çıktığı hesaplanabilmiştir. Bu çalışmada ayrıca 1860-1948 yıllan arasında çıkmış olan tüm orman yangınlarının etkiledikleri alanların haritaları cizilebilmiştir.
Yangınların dokuz senede bir çıktığı kızılçam orman ekosisteminin, doğal seçilim (seleksiyon) mekanizmaları ile elenerek ekosistem dışında kalmaması, yani neslinin tükenmemesi için, geliştirmesi gereken en akıllıca ekolojik uyum özelliği, neslinin devamını sağlayan tohumlarını daha önce vermeye başlaması olmalıdır. Bu anlamda kızılçam, kozalak, yani tohum vermeye 4-5 yaşında başlayarak geleceğini güvence altına alabilmiştir. Böylece yangından sonra alana neslini sürdürebilecek tohumlarını bırakabilir. Zorunlu olarak tohumla gençleşmek durumunda olan kızılçam için bu hayati öneme sahip bir özelliktir. Sadece orman tabanındaki kuru, yanıcı maddelcrin yandığı örtü yangınlarında ağacın yaşamını ve büyümesini sağlayan ve kabuğun hemen altında bulunan kambiyum tabakasının da yangın sıcaklıgından zarar görmemesi son derece önemlidir. Bu yaşamsal tehlikeden de kızılçam, cok kalın ve yalıtıcı ozelliğe sahip bir kabuk geliştirerek korunur. Örtü yangınlarının neden oldugu sıcaklık yardımı ile, tamamen açılabilen kızılçam kozalakları, içlerinde yıllarca ihtiyat olarak sakladıkları tohumları da dökerek, yangın sonrası koşullarında kendilerini yenileyebilme şanslarını artırırlar. Kozalaklardan dökülen, yıllarca saklanmış bu tohıımlar, kül tabakası üzerinde daha kolaylıkla çimlenerek, daha hızlı büyüyen fidanlar oluşturmaktadırlar.
Bu ve buna benzer ekolojik uyum özellikleri, tarihi süreçte sık sık yinelenen yangınlara karşın, kızılçam orman ekosistemlerinin bugünkü varlıklarını açıklayabilmektedir. Kızılçam, bu uyum özelliklerini geliştirememiş olsaydı, bugün kızılçam ormanlarından söz ctmck mümkün olamazdı. Onların yerini bu ekosistem özelliklerine uyum sağlamış başka tür ormanlar ya da bitki örtüsü tiplcri alırdı. Nitekim, yangın sıklıklarının 25 yılın altına inmesi, yani yangın sıklıklarının artması ile kızılçam ormanları yerlerini, sürgünle de gençleşebilen maki türü bitki örtüsüne bırakmaktadırlar. Daha da sıklaşmış yangınlar, maki türü bitki örtüsünü eleyerek, boysuz çalılıklardan oluşan garig bitki örtüsü tipinin hakim konuma geçmesini sağlar. Bir ya da iki yıl gibi çok sık aralarla yinelenen yangınlar ise, alanı sadece geofitlerden, yani üreme organlarını toprak içinde gizlemiş olan bitkilerden oluşan, bir çöle dönüştürürler. Üreme organlarını toprak içine gizlemiş olmaları, yangınların kendilerine zarar vermesini önlemektedir. Görüldüğü gibi
yangın sıklıkları,herhangi bir ekosistemin  güncel biçim ve yapısının belirlenmesinde önemli bir ekolojik etkiye sahip olabilmcktedir. Kızıl-çam ormanları, belirli sıklıktaki yangınlardan sonra gençleşmelcrini ko-laylaştıracak ekolojik uyum (adaptasyon) özelliklcri ve/veya üstünlük-leri geliştirmiş, o haldc bunların kolay yanabilme ozellikleri de geliştir-miş olmaları gerckir. Bunun nedeni. yangının yarattığı uygun koşullarda kolayca gençleşebilme gereksinimleridir....


Makalenin tamamı için :  www.cografyaogretmeni.org/dosya.php?id=478
Kayıtlı

Tekirdağ KNG MTAL Coğrafya Öğretmeni                             Lodos, herşeyi titretiyor...
sabahgüneşi
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 12 Temmuz 2008, 15:28:10 »

Öğretmenim belki yadırgayacaksınız ama ben ilk defa duydum böyle bir bilgiyi..eğer öyle ise cıkan yangınlardan sizinde dediğiniz gibi teselli bulmaya çalışmak normal.
Kayıtlı
albedo
Genel Moderator
******

Performans: 1558
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1793


Kemal Akalın


« Yanıtla #2 : 12 Temmuz 2008, 15:42:34 »

Öğretmenim belki yadırgayacaksınız ama ben ilk defa duydum böyle bir bilgiyi..eğer öyle ise cıkan yangınlardan sizinde dediğiniz gibi teselli bulmaya çalışmak normal.
Yadırgamıyorum hocam, çünkü bu bilgiyi pek çoğumuz yeni duyduk.. Ders sonunda Tuncay Hoca ile yaptığım konuşmada detaylardan da bahsetti..
Tuncay hoca, bu ay Beyşehirdeki doğa eğitim kampında.. oraya katılacak arkadaş varsa detayları aktarabilir bize de..
Kayıtlı

Tekirdağ KNG MTAL Coğrafya Öğretmeni                             Lodos, herşeyi titretiyor...
Zeki GÜRBÜZ
Genel Moderator
******

Performans: 1698
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3882


Çine Anadolu Öğretmen Lisesi


« Yanıtla #3 : 12 Temmuz 2008, 15:47:23 »

Ben bundan sonra yangın çıkınca hiç üzülmeyeceğim... Smiley
Kayıtlı



    
       
        YURDUM
Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin...
Mustafa NAZ
Genel Moderator
******

Performans: 1921
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2958



« Yanıtla #4 : 12 Temmuz 2008, 22:38:42 »

Ben bundan sonra yangın çıkınca hiç üzülmeyeceğim... Smiley
Ama doğal sürece bırakılırsa kızılçam geri gelmiyor.Yerini makiler seleksiyon sürerse garigler alıyor.Yinede biz üzülelim Zeki Hocam ben Gülnar yangınında kaybettiğimiz kızılçamların değerinin bilimselde olsa bu açıklamalarla hafifleyeceğini zannetmiyorum.
Kayıtlı

Tarsus Cengiz Topel Anadolu Lisesi
alperenler8
VIP Üye
******

Performans: 117
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 661


« Yanıtla #5 : 13 Temmuz 2008, 00:09:10 »

 Geçenlerde bir arkadaaşımız orman varlığımızın arttığından bahsetmişti.İnsanlar karışmadığı sürece ekolojil denge mevcut.Ancak herşeyde olduğu gibi doğaya da müdahalede bulunan bizler herşeyi altüst ediveriyoruz.
Kayıtlı

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR,
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.
anafartalar
VIP Üye
******

Performans: 339
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3895

Anafartalar Lisesi Coğrafya Öğretmeni Denizli


« Yanıtla #6 : 13 Temmuz 2008, 07:31:16 »

Çok ilginç geldi hiç olayı bu şekilde düşünmemiştim. Ama anlatılanlar doğal yollardan çıkan yangınlarla ilgili gibi ülkemizde çıkan yangınların büyük bölümü sanırım doğal değil. 
Kayıtlı

İnsanlar son ağaç kesilene, son balık tutulana son çiçek koparılana kadar paranın yenmeyeceğini öğrenemeyecektir.
sabahgüneşi
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 13 Temmuz 2008, 07:38:48 »

bu durumda doğal olmayan durumlarda cıkan yangınlarda sanırım insanlar bilmeden farkında olmadan ekosistem dengesine yardımcı oluyorlar Smiley
Kayıtlı
ergül
VIP Üye
******

Performans: 37
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1037


« Yanıtla #8 : 13 Temmuz 2008, 14:58:08 »

Bir belgeselde Tayga ormanlarında 100 yılda bir yıldırımların neden olduğu yangınlarla ormanların yandığını fakat bu ısı ile tohumların filizlenerek ormanın kendini yenilediğini izlemiştim.... Türkiyedeki orman yangınları ise beni çok üzüyor ve endişelendiriyor......
Kayıtlı
aydınkarataslar
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 14 Temmuz 2008, 10:09:45 »

Sağlıklı bir yorum yapmak için; doğal ortam şartları altında olması gereken kızılçam ormanları ile mevcut kızılçam ormanlarını alan bakımından karşılaştırmak lazım.
Bu açıdan bakıldığında arazi değerinin yüksek olduğu kıyı şeridinde doğal olarak bile yansa,yanan kızılçam ormanının aynı alan büyüklüğünde tekrar gençleşip orman olacağına inanmak gördüklerimizle çelişki olur.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic