Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Arıların yok olma sebebi!  (Okunma Sayısı 7859 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Köksal AYDIN
VIP Üye
******

Performans: 2935
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5093



« : 12 Temmuz 2008, 21:40:20 »


Arılar neden yok oluyormuş. Sebebi çok ilginç.
 
Her gün cep telefonlarının zararı ile ilgili bir haber duyuyoruz. Sigara kadar zararlı olduğunu, doğaya olumsuz etki ettiğini, öldürücü etkiye sahip olduğunu… İşte araştırmalarla kanıtlanmış bir sonuç daha! Cep telefonu arıları da yok ediyor!
Arı kolonilerinin gizemli bir şekilde yok olmasının nedeni cep telefonları mı?
Uçuk bir korku filminden alınma bir komplo teorisi gibi görünebilir ama bazı bilim adamları cep telefonlarına olan düşkünlüğümüz neticesinde global kıtlıklar yaşanacağını ileri sürüyorlar. Çünkü arıların yok olması demek tarımsal üretimin de düşmesi anlamına geliyor.
Cep telefonları ve diğer ileri teknoloji ürünü cihazların yaydığı radyasyon, doğal hayatı garip bir şekilde etkiliyor. Arı kolonilerinin ortadan kaybolması ABD'de başlayan ve sonra Avrupa'ya yayılan bir olgu. Son olarak ileri sürülen teoriye göre, cep telefonlarından yayılan radyasyonun, arıların yön bulma sistemlerini bozarak, kendi kovanlarına dönüş yolunu bulmalarına engel olduğu yolunda.
Arı kolonileri ortadan kayboluyor ama kitlesel şekilde arıların öldüğü de görülmedi. Arıların 'kaybolması'ndaki gizemin, kovanlarına dönüş yolunu bulamayan arıların tek tek dağıldıkları yerlerde ölmesi olduğu sanılıyor.
Arıların kitlesel olarak kaybolması Amerika'da ilk defa geçtiğimiz sonbaharda dikkatleri çekmeye başlamıştı. Yıllar önce Almanya'da yapılan araştırmalardaysa, elektrik santralleri yakınlarındaki kovanlarda yaşayan arılardaki davranış değişiklikleri saptanmıştı. Landau Üniversitesinden Dr.Jochen Kuhn söz konusu araştırmayı örnek göstererek, cep telefonlarından yayılan radyasyon neticesinde arıların kovanlarına dönüş yolu bulamadığını ileri sürüyor.
Cep telefonlarının saçtığı tehlikeler henüz keşfediliyor!
Cep telefonlarının zararları hakkındaki bilgiler yeni yeni ortaya çıkmaya başladı. Bunları destekleyecek veriler ise henüz yetersiz. Çünkü kitlesel felaketler olmadıkça, insanlarda kanser hastalıklarının oluşması ve kendisini göstermesi uzun yıllara yayılıyor.
Dolayısıyla cep telefonunun eğer kanser yaptığı tezi doğruysa, bu argümanı destekleyecek verileri 2025 yılından itibaren tıp dergilerinde görmeye başlayabileceğiz.
Finlandiya'da gerçekleştirilen bir araştırmada 10 yıldan fazla süredir cep telefonu kullanmakta olan insanların kansere yakalanma risklerinin yüzde 40 arttığı saptanırken İsveç'te yapılan bir diğer araştırma ise cep telefonundan yayılan sinyallerin beyin hücrelerini öldürdüğünü göstermişti.Alıntı.
Kayıtlı

1996'da, şampiyonluk kaçtığında
Bu kadar yaklaşmışken "olamaz" dedi,
Ve kendini incir ağacına astı...
Daha 12 yaşındaydı Mehmet DALMAN!
Şimdi 24 oldun Mehmedim
Ve biz yine yaklaştık...

Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiklerimizdir ya da sökmediklerimiz...


TRAP ZONE
bilgin_mutlu84
VIP Üye
******

Performans: 443
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 738

İnegöl Özel Altın Nesil Koleji


« Yanıtla #1 : 12 Temmuz 2008, 21:45:18 »

faydalı olan teknolojik aletler neden hep zarar veriyor canılılara...
Kayıtlı

Emeğe Saygı
yorgun62
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #2 : 30 Mart 2011, 12:59:09 »

herşeyin bir bedeli var.her iyiliğin bir cezası
Kayıtlı
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #3 : 30 Mart 2011, 14:24:33 »

Biraz uzun ama önemli...
Mutlaka okuyun

Cepteki Tehlikenin İnanılmaz Boyutları

Cep telefonuyla ilgili yeni teknolojilere kulağımızı kabartmışken, iki bilim adamı keyfimizi kaçırdı. "Tehlikeli Oyuncak" adlı kitap, cep telefonunun insan sağlığı üzerindeki zararlarına ilişkin çarpıcı araştırma sonuçlarını, cep telefonu lehine yapılan bilimsel çalışmaların nasıl fiyasko ile sonuçlandığını ve bilim adamlarının ilginç itiraflarını içeriyor. İşte cep telefonunun ortaya çıkaracak rahatsızlıklar ve ondan korunma yöntemleri...

ÖLÜMÜNE KONUŞUYORUZ...

Cep telefonumuz yoksa varlığımızın da bir anlamının kalmayacağı günlere doğru koşar adım gidiyoruz. Kısa sürede elimiz ayağımız zannettiğimiz bu cihaz sayesinde konuşuyor, yazışıyor, fotoğraf çekiyor, TV izliyor, müzik dinliyor, tansiyonumuzu ölçüyor, haberdar oluyor, hesaplarımızı düzenliyor, ödüyor, harcıyor ve daha pek çok şey yapıyoruz.

Kulaklarımızı, cep telefonlarının muhteşem işlevlerine kabartmışken alın üç yeni gelişme size: Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), cep telefonlarından ve baz istasyonlarından maruz kalınan radyo dalgalarını içine alan elektromanyetik alanları, muhtemel kanserojen içeren 2-B grubuna aldı. Bu bilgi muğlâk geliyorsa, iste daha anlaşılır olanı: İngiltere Radyolojik Koruma Kurulu'ndan: "Cep telefonları küçük çocuklarda tümör riski yaratıyor." Bu türden bilgilerden daha çok var; çünkü zaman ilerliyor ve kullandığımız teknolojinin uzun vadede görülecek zararları bir bir ortaya çıkmaya başladı: Dünya iletişim devlerinden AT&T için çalışıp cep telefonunun zararının olmadığını söyleyen Dr. George Carlo, şirketten ayrıldıktan sonra yazıp konuşabiliyor ancak: "Laboratuar deneyleri, cep telefonu radyasyonunun genetik şifre bozukluklarına yol açtığını göstermiştir."

Medyada arada bir yayınlanan haberler, cep telefonlarının zararsız olduğu, yapılan araştırmalarda zararının henüz tam olarak tespit edilemediği yönünde bilgiler veredursun; bu harika cihaz sayesinde sağlığımızın büyük bir tehdit altında olduğu, artik bilimsel verilerle ve yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Türkiye'de madalyonun kara yüzü ile ilgili yayınlanan ilk kitap, geçtiğimiz günlerde okurun ilgilisine sunuldu.

Hayykitap Yayınları'nın çıkardığı "Tehlikeli Oyuncak" adlı eser, Prof. Dr. Selim Şeker ve Anıl Korkut tarafından yazıldı. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'nün hocalarından Prof. Selim Şeker, 25 yılı aşkın zamandır elektromanyetik ve bunun insan üzerindeki etkileri konularında bilimsel çalışmalar yapmış, eserler kaleme almış bir isim. Anıl Korkut ise moleküler biyoloji, genetik ve kimya okumuş, halen Amerika Colombia Üniversitesi'nde genetik konusunda doktora çalışmalarını sürdüren bir bilim adamı... Şeker ve Anıl' in bilimsel-akademik bir dile boğulmadan, herkesin anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme aldıkları kitap, cep telefonunun sağlığımız üzerindeki zararlarına ilişkin çarpıcı araştırma sonuçlarını, dehşet verici çelişkileri, cep telefonu üreticilerinin cep telefonu lehine destekledikleri bilimsel çalışmaların nasıl fiyasko ile sonuçlandığını gösteren örnekleri, bilim adamlarının ilginç itiraflarını içeriyor. Kanserden beyin tümörüne, yüksek tansiyondan hafıza kaybına, cep telefonunun kısa ve uzun vadede ortaya çıkan ve çıkması muhtemel olumsuz etkilerinin anlaşılır bir dille açıklandığı kitapta, en az zararla gerçekleştirilecek kullanım için, bir kısmını üst tarafta alıntıladığımız tavsiyelerde bulunuluyor.

Prof. Dr. Selim Şeker, kulağımızın neredeyse içine sokup beynimize bu kadar yakin tuttuğumuz, elektromanyetik radyasyon yayan başka bir cihazın olmadığını belirtiyor ve şöyle diyor: "Diğer aletlerin kullanımında aldığımız zararı, vücut kendini yenileyerek bertaraf edebiliyor. Oysa cep telefonunu yoğun kullandığımız için buna fırsat vermiyoruz. Cep telefonunun kullanımı gün geçtikçe artıyor. Dolayısıyla daha da bağımlısı oluyoruz ve tehlike gittikçe büyüyor."

Prof. Şeker, zaman zaman medyada cep telefonlarının insan sağlığına zararı olmadığı yönündeki haberleri nasıl karşıladığı yönündeki sorumuzu, sigara örneği ile açıklıyor: "1960'larda sigaranın zararlarından hiç söz edilmiyor, sadece öksürük yaptığı konuşuluyordu. Ama şimdi kanser yaptığını biliyoruz. Biz sigarada yapılan hatanın cep telefonunda da yaşanmaması için dikkatli olmamız gerektiğini, zararlı yanlarıyla ilgili sonuçları ve ihtimalleri belirtip uyarmayı istiyoruz. Bu teknolojiyi bilinçli kullanmak, çocuklardan uzak tutmak gerektiğini, bir bilinç oluşturup cep telefonu üreticilerini, daha az elektromanyetik radyasyon yayan cihazlar yapmaları için zorlamak gerektiğini söylüyoruz."

Türkiye'de bazı GSM operatörlerinin hazırladığı ve cep telefonunun sağlığa zararının olmadığını belirttiği broşürlere, para karşılığında, konu ile ilgili bir tane bile makalesi olmayan bilim adamlarının imzasının alındığını belirtiyor Prof. Şeker ve ekliyor: "Bu türden çalışmaları bağımsız kuruluşlar yapar. Şikâyetçi olunan tarafın, şikâyet ile ilgili çalışma yapması etik açıdan ne kadar doğru olur? Ama medya bu kuruluşlardan büyük miktarlarda reklâm girdisi sağladığı için aleyhte sonuç veren çalışmaları değerlendirmiyor, lehte olan çalışmaları ön plana çıkarıyor."

CEP TELEFONUNDAN KORUNMANIN BASIT YOLLARI:

— Cep telefonu görüşmelerini mümkün olduğunca kısa tutup gereksiz konuşmalardan kaçınmak, yakında sabit hat varsa onu tercih etmek.
— Acil durumlar hariç çocuklara cep telefonu kullandırtmamak, telefonları onların yakınında tutmamak.
— Cep telefonu görüşmelerini çocuklardan mümkün olduğunca uzakta yapmak. — Hamilelikte cep telefonunu acil durumlar dışında kullanmamak, hamilelik süresince evdeki cep telefonlarını kapalı tutmak. — Cep telefonunu bir kulaklık aracılığıyla kullanmak. (Bu, zararı bütünüyle önlemez, ancak azaltabilir. Çünkü kulaklıkla da radyasyon beyne ulaşır.) — Konuşma dışında cep telefonunun ekstra özelliklerini kullanmaktan kaçınmak (Bir çalar saat, gece boyunca başucunuzda durarak biyolojik ritminizi altüst edecek cep telefonuyla aynı işlevi görecektir.)
- Kısa bilgi gönderiminde SMS kullanmak.
— Cep telefonlarının en savunmasız zamanda yakalayacağı geceleri cihazı kapatma alışkanlığı kazanmak. — Cep telefonlarının en çok radyasyon yaydığı zamanlar, telefon çaldığı ve çevirdiğiniz numaranın bağlandığı anlardır. Bu sırada telefonu baş bölgesinden uzakta tutmak. (Gelen çağrıyı açtıktan veya karşı taraf görüşmeye açtıktan 1-2 saniye sonra cihazı kulağa götürmek daha güvenlidir.) — Asansör ve otomobil gibi dar ve kapalı alanlarda cep telefonu ile görüşme yapmamak. (Cihaz çekmediği için görüşmenin gerçekleşmesi baz istasyonun daha fazla elektromanyetik radyasyon iletmesini gerektirir.) — Baz istasyonları ve taşıma hatlarını, okul, kreş, hastane ve huzurevi gibi alanların uzağında kurmak. (Radyasyondan en çok zararı çocuklar, hamileler ve yaşlılar görür.) — SAR değeri daha düşük cihazı tercih etmek daha az radyasyona maruz kalmak demek. SAR değeri düşük cep telefonlarını tercih etmek.
(Telefonunuzun SAR değerini öğrenmek için: http://www.sarvalues com/eu-complete.html )
- Harici antenli cep telefonlarini tercih etmek.
- Cep telefonunu gün içinde vücudunuzdan olabildiğince uzakta, çantada; çantaniz yoksa, en dis cebinizde tasimak.
- Cep telefonlarını elektromanyetik fren sistemli taşıtlarda, petrol istasyonlarında ve hastanelerde kullanmamak.
- Cep telefonunu kalp, beyin ve cinsel organlara yakin bir yerde taşımamak.
- Yakınınızda bulunan baz istasyonunu kaldırtmak ve servis yetkililerine, istasyonları için sağlığı tehdit etmeyecek yerler seçme konusunda sorumluluklarını hatırlatmak.
- Cep telefonunun bir organımız olduğunu zannetmemek, hayatı cep telefonu olmadan idare etmenin yollarını aramak, mümkün mertebe klasik iletişim araçlarını kullanmak.

KISA VADELI ZARARLARI (24 saat)

- Görüş alanında daralma.
- Kalp rahatsızlıkları.
- Kalp pilinin bozulma riski.
- Hafıza zayıflaması ve beyin tümörü riski
- Yoğun stres ve yorgunluk hissi.
- Kalıcı işitme bozuklukları.
- Konsantrasyon ve dikkat bozulması.
- Embriyo gelişiminin zarar görmesi.
- Kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma
- Kadınlarda düşük riskinin artması.
- Işitmede geçici aksaklıklar oluşması.
- Kan hücrelerinin bozulması.
- Bas ağrıları ve sersemleme
- Bağışıklık sisteminin bozulması.

UZUN VADELI ZARARLARI (10 yıl)

- Yüksek tansiyon.
- Genetik yapının bozulması.
- Sperm sayısının azalması.
- Beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri.
- Cilt kanseri.
- Kan beyin bariyerinin zedelenmesi.
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #4 : 30 Mart 2011, 14:25:10 »

Cep telefonları ve baz istasyonları ile tv ve radyo verici antenleri, uydu iletişim istasyonları, mikrodalga fırınlar, radarlar yüksek frekanslı elektromanyetik mikrodalga (MD) yayarlar. Mikrodalgalar (MD) dokuları ısıtır ve doku hücrelerinin kimyasını bozar. Gelişmiş batı ülkelerinde elektromanyetik mikrodalgaların sağlık üzerinde yarattığı tehlike ve risk konusunda 30-40 yıldan beri yüzden çok araştırma yapılarak yayınlanmıştır.
Elektromanyetik Mikrodalgaların (MD) Zararları
• Elektromanyetik dalgalar en çok çocuklar, hamileler ve yaşlılarda etkisini göstermektedir. Özellikle çocuklarda lösemi ve beyin tümörünün artışına neden olmaktadır.
• Hücrenin kanserleşmesine neden olmaktadır.
• Sinir sisteminin tahribine yol açmaktadır.
• Bağışıklık sisteminin bozulmasına neden olmaktadır.
• Kadınlarda adet bozuklukları, düşükler, erken doğumlar ve ucube bebeklerin doğmasına yol açmaktadır.
• Erkeklerde kısırlığa yol açmaktadır.
• Gözde perde (katarakt) ve ağ tabakasının tahribine neden olmaktadır.
• Baş ağrısına, baş dönmesine, bunamaya, unutkanlığa, sinirliliğe, uykusuzluğa, tansiyon yüksekliğine ve Parkinson hastalığına neden olmaktadır.
• Gen bozukluklarına neden olmakta, kansere karşı bağışıklık sisteminden sorumlu olan P53 genine hasar vererek lenfomaya neden olmaktadır.
• Kan hücrelerinin azalmasına ve kan kimyasının bozulmasına neden olmaktadır.
• Kalp-damar sistemi ve mide – karaciğerde tahribata yol açmaktadır.
• Bellek, dikkat, öğrenme, ayırt etme ve zaman algılamada azalmaya neden olmaktadır.

DİKKAT EDİLMESİ VE ALINMASI GEREKLİ ÖNLEMLER

Cep telefonları baz istasyonlarının bina, apartman,site, mahalle gibi yerleşim yerleri, okul bahçeleri, kreşler, hastahaneler, çeşitli işyerleri, parklar gibi toplu yaşama ve kullanma alanları ile çalışma alanlarına kurulması kesinlikle önlenmelidir.
16 yaşından küçüklere cep telefonu kullandırılmamalıdır. Cep telefonu kullananlar telefonu vücudunda bulundurmamalı, çantasına koymalıdır. Cep telefonu ile başkalarının yanında konuşmamaya dikkat edilmelidir. Yatak odasında uyurken açık durumda cep telefonu bulundurulmamalıdır. Sar değeri 0,1 W/kg ve daha düşük cep telefonları tercih edilmelidir.
Elektromanyetik sistemlerle etkileşimin önlenmesi için otobüs gibi toplu taşım araçlarında cep telefonu kullanmamalı, kullananlar uyarılmalıdır. Bununla birlikte, kaza riskini arttırdığından sürücülerin seyir sırasında cep telefonlarını kapalı tutmaları gerekmektedir.
Hastahanelerde, ameliyathane ve yoğun bakım üniteleri gibi yaşamsal önem taşıyan elektronik cihazların bulunduğu yerlerde cep telefonlarının kullanılması, yaratabileceği etkiler nedeniyle, kesinlikle yasaklanmalıdır.
Çocukların ve yetişkinlerin konuyla ilgili olarak bilgilendirilmesi için okullarda, işyerlerinde konferanslar düzenlenmeli; tv ve radyolarda programlar yapılmalı; gazete ve dergilerde yazılar yazılmalı; broşür ve afişler hazırlanarak dağıtılmalı ve asılmalıdır.

TÜKETİCİLERİN YAPABİLECEKLERİ YASAL GİRİŞİMLER

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2003/16434 Esas - 2004/971 Karar sayılı kararı ve 2004/2954 Esas - 2004/10516 Karar sayılı kararları ile binalara ve işyerlerine kurulan baz istasyonlarının uzun sürede kişi ve çevreye zarar verdiği, yerleşim çevrelerinden uzakta kurulması gerektiği için buralara kurulan baz istasyonlarının sökülmelerine karar vermiştir.
Buna göre, tüketiciler yaşadıkları ya da çevresinde bulunan binalar ile çalıştıkları binalara veya çocukların gittiği okul, kreş, park gibi yerlere kurulan baz istasyonlarının sökülmesi için Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin kararlarını emsal göstererek dava açabilirler

ALINTIDIR
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #5 : 30 Mart 2011, 14:28:19 »


Tüketiciler Birliği'nin çatıdaki ölüm raporu hala sıcak. 2001'den bu yana baz istasyonunun sayısı 3-5 kat arttı. Ölümlerde bir o kadar. Çatısının üstüne evinin tepesi, okulunun yanın, hastanenin köşesine, caminin minaresine gece kondu gibi kondurulan baz istasyonları haytaları söndürmeye devam ediyor. Tüketicinin derdini ne Telekominikasyon Kurumu ne Ulaştırma Bakanlığı, ne Çevre Bakanlığı ne de yerel yönetimler duyuruyor. Uyanıklar baz istasyonunu ağaç kamuflajı ile gizlediklerini sanıyor.

 

   

Ölümcül etkileri nedeniyle her gün daha fazla insanın tepki gösterdiği baz istasyonlarının dikkat çekmemesi için “sevimli” bir yöntem bulundu: ağaç görünümünde baz istasyonları.

GSM şebekelerinin son buluşu insanın tüylerini diken diken ediyor. Bir direğin üzerine dikilmiş beyaz kutulardan tanıdığımız ve yaşayacak, okuyacak, gezecek yer seçerken mümkün olduğu kadar uzağında kalmaya çalıştığımız baz istasyonları ağaç kılığındayken kendini kolay kolay göstermeyecek. Belki de bu kılıkla, daha şimdiden girdiği meclis bahçesi, bakanlık bahçesi gibi yerlere ilave olarak yasaklı olduğu hastanelere, okullara da gizliden sokulacak. Cami minaresine takıldığında camiye gitmeme kararı alan cemaat, belki de cami bahçesindeki yeşil ağaç görünümlü baz istasyonunu farketmeyecek bile...

Bu ağaçların meclis veya bakanlık bahçelerine dikilmelerini değil, meclis tarafından yasaklanmalarını bekliyoruz.

Yargıtay binası yakınlarında kurulu baz istasyonu nedeniyle iş arkadaşlarının öldüğünü belirten bir devlet memurunun, baz istasyonunun o yerden kaldırılması için açtığı davada talebi Yargıtay tarafından kabul edilmişti. 13.5.2003 tarihli Yargıtay kararına göre ”Hiçbir hizmet, insan yaşamı kadar öncelik ve önem taşımaz. Diğer bir anlatımla, yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın ölümü uygun bir sonuç olarak kabul edilemez, insan yaşamında tehlike yaratan bir hizmetin, kişi yaşamı önüne geçmesi ve ona üstünlük tanınması doğru bir yaklaşım olarak düşünülemez.”

Baz istasyonu nedir?
Baz istasyonu; GSM iletişimin kapsama alanını genişletmek için bina çatılarına kurulan, genellikle beyaz renkli ve kutu şeklinde, 4 metre boyunda, iki çubuk antenle bir çanak antenden oluşan ve mikrodalga yayan cihaza verilen ad.
Baz istasyonları, cep telefonlarının birbirleriyle iletişimini sağlamak için yere kurulmuş alıcı-verici santrallerdir. Bir tür radyo dalgasını alır ve yayarlar. Bu istasyonlar elektromanyetik radyasyonlar (EMR) ve eIektromanyetik alanlar grubunda yer alırlar ve tüm elektromanyetik dalgalar gibi ışık hızıyla, yani saniyede 300.000 km'lik bir hızla yayılırlar.

Baz istasyonlarının insan vücuduna zararları
İstanbul Tabib Odası öncülüğünde Prof. Nesrin Seyhan, Prof. Tunaya Kalkan ve Prof. Hilmi Sabuncu başkanlığında yanınlanan “Elektromanyetik Alanlar; Cep Telefonları ve Baz İstasyonlarının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri ve Alınması Gerekli Önlemler” başlıklı bildiri bu konuda referans gösterilen çalışmalardan biri.

Bildiriye göre, yapılan laboratuar çalışmalarıyla, bağışıklık , sinir, nöroendokrin, kalp ve damar sistemi ve kan parametrelerinin elektromanyetik alanlardan etkilendiği görüldü. Fakat, cep telefonları ve baz istasyonları ile ilgili toplum bazlı çalışmaların yapılması için, yeterli maruziyet süresi geçmediğinden, maruziyetin insan toplulukları üzerinde objektif olarak belirlenmesi epidemiyolojik güçlükler taşıyor.

Cep telefonları ve baz istasyonlarının bireysel olarak ölçülebilir düzeyde olmasa da, toplum düzeyinde çok ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği; önemli sağlık sorunlarının uzun yıllar sonra ortaya çıkabileceği uzman bilim adamlarınca vurgulanıyor. Toplumun taşıyacağı bu risk düzeyinin halk sağlığı değerlendirmelerinde kural olarak benimsenen “önlem ilkesi” temel alınarak en aza indirilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Çocuklar, hamileler ve yaşlılar elektromanyetik alanların sağlık etkilerinden en çok zarar görecek risk gruplarından. Bu risk gruplarının aydınlatılmaları ve medyanın çocukların cep telefonu kullanımını özendirecek yayın ve reklamlar konusunda duyarlı olması sağlanmalı. Hamile kadınların ve çocukların öncelikli risk sınıfına alındığı rapora göre baz istasyonlarının kesinlikle okul, kreş, hastane ve parklar gibi toplu yaşam alanlarından uzak tutulması gerek.
Ankara Tabip Odası tarafından yayınlanan bir basın duyurusunda ise, baz istasyonlarının çalışma prensibi ve olası zararları şu şekilde anlatılıyor:
“EMR'ler, iyonlaştırıcı EMR'ler ve iyonlaştırmayan EMR’ler olarak iki gruptur. İlk grupta yer alanlar yüksek enerjilerinden dolayı çarptıkları monekülleri iyonlaştırarak, moleküllerin yapısını bozarlar ve olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırırlar. Yapılan çalışmalarda x ışınlarına, gama ışınlarına maruz kalan insanlarda, kanserlerin oluşumu (relatif risk) artmıştır. Baz istasyonları, İyonlaştırmayan Elektro Manyetik Radyasyon (EMR) yayarlar, bunlardan dalga boyu olarak, insan vücut kalınlığı içine düşen mikrodalgalar ve altındaki ışınların, insan vücuduna verdiği zararlar yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Baz istasyonları ve cep telefonlarının yaydığı radyasyon insan dokularında pek çok olumsuz etki yaratmakta, dokularda ayrıca ısı etkisi yaratması yoluyla zarar verebilmektedir. Baz istasyonları gibi alternatif akımla çalışan bütün cihazların etrafında bir elektromanyetik alan (EM) oluşmaktadır. Yapılan deneysel çalışmalar, EM alanına maruz kalan deney hayvanlarında her türlü olumsuz etkiyi belirlemiştir. Yine EM alana maruz kalan meslek grupları üzerine yapılan epidemiyolojik çalışmalar, bu gruplarda lösemi ve beyin kanseri ölümlerinin normal halktan anlamlı bir biçimde yüksek olduğunu göstermiştir."

Radyasyon her yerde
GSM firmaları şu ana kadar buldukları her yere baz istasyonu yerleştirdiler; balkonlara, okul bahçelerine, evlerin çatılarına. Konuyla ilgili standartlara göre bir baz istasyonunun 35 metre yüksekliğinde bir kulenin üzerinde olması, ışınlarının direkt olarak hiç bir insanı etkilemeyecek açıda yerleştirilmesi gerekiyor.

Baz istasyonlarının standartlara uygun yapıldığı zaman insana en az zararı vereceğini söyleyen Tehlikeli Oyuncak: Cep Telefonu kitabının yazarlarından Prof. Dr. Selim Şeker, “Evde kullandığımız traş makinesinden bilgisayara kadar her elektrikli alet radyasyon yayar ama bu bir anda insanı kanserden öldüren cinsten değildir. Etkileri yıllar sonra çıkar. Cep telefonu baz istasyonları da öyle. Yüksek miktardaki elektromanyetik kirlilik insanın beyni başta olmak üzere bütün vucudunun dengesini bozar. Hatta uçakların bile düşmesine neden olur” diyor. Radyasyon konusunda yeterince bilinçli olmadığımızın altını çizen Şeker, radyasyon meselesinin sadece baz istasyonuna indirgenmemesi gerektiği görüşünde.

Gerek Prof. Şeker, gerekse de Prof. Çerezci ısrarla şu gerçeğin altını çiziyor; “Elektrikli herşey zaten radyasyon yayıyor, bir de yanlış ve standartlara uygun olmadan dikilen televizyon vericileri ve radyo istasyonları ile baz istasyonları eklenince sağlığımız adına endişe edilecek bir durum ortaya çıkıyor. Uzun vadede ciddi sağlık sorunları yaşanabilir; ayrıca yüksek miktardaki elektromanyetik kirlilik başımıza uçak bile yağdırabilir.”

Radyasyon uçağı bile düşürebilir
Prof. Dr. Osman Çerezci ciddi anlamda radyasyon tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzu teyit ediyor. Ancak Çerezci’ye göre asıl sorun her yerden yağan radyasyon gerçeğinin dikkate bile alınmaması; “ Radyasyon konusu ciddiye alınmıyor. Oysa geçmişte gördük ki elektromanyetik kirliliğin yüksek olduğu yerlerde uçak bile düşebiliyor, bilgisayarlı arabalarda nedensiz kilitlenmeler ve kazalar meydana gelebiliyor. İnsan sağlığı üzerinde yaptığı tahribat da bilimsel olarak ortaya kondu. Durum böyle olmasına rağmen evlerin önünden yüksek gerilim hatları geçiriyor, televizyon ve radyo antenlerini gelişigüzel yerleştiriyoruz; yerleştirirken standartlara uymuyoruz. Her yere yerleştirdiğimiz baz istasyonları da ayrı bir sorun.”

Özellikle hamile kadınlar ve çocuklar korunmalı
Çerezci ayrıca elekromanyetik kirliliğin duyu organları ile fark edilmediği için kimsenin gündemine girmediğini söylüyor ve uyarıyor; “Elektromanyetik kirlilikten olumsuz etkilenme hemen ortaya çıkan bir durum değil. Ancak yapılan çalışmalar gösterdi ki özellikle çocuklar ve hamile kadınlar üzerinde olumsuz etkisi had safhada. Bu bakımdan değerlendirme radyasyonun tek bir sayısal doz değeri için değil, zaman içinde kümülatif etkisi dolayısı ile yapılmalıdır.”

TV ve radyo vericileri de radyasyon kaynağı
Anayasanın 56. maddesine göre herkes sağlıklı bir yaşam hakkına sahip ancak etrafımızı çevreleyen radyasyonla ne kadar sağlıklı bir ortamda yaşadığımız şüpheli... İstanbul’un değişik noktalarında testler yaptıklarını ancak en yüksek oranın Çamlıca’da çıktığını söyleyen Prof. Çerezci, “Çamlıca’ya yakın oturan birisinin 6 ayda maruz kaldığı radyasyona Taksim’de oturan bir kişi ancak 10 yılda maruz kalıyor” diyor. Çerezci’nin dikkati çektiği tv- radyo vericisinin yol açtığı risk sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da gündeminde yer ediyor. ABD Oregon Üniversitesi’nden Dr. W. Morton yaptığı araştırmada Oregon radyo antenine yakın evlerde kanserin arttığını ortaya çıkarmıştı. Bir başka çalışma da Sidney’de Dr. Bruce Hocking tarafından yapılmış ve tv vericilerine 4 km.lik daire içerisinde oturan çocuklarda lenfatik löseminin yüzde 50 arttığı belirlenmişti. (Aksiyon ve Ankara Tabipler Odası)

 28.02.2007
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
kor_tv
VIP Üye
******

Performans: 108
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 864


Koray KOR


Site
« Yanıtla #6 : 30 Mart 2011, 14:44:05 »




Bir bildikleri olsa gerek...


MEKANA UYGUN BAZ İSTASYONU
Söz konusu olumsuzlukları yaşamak istemeyen ve vatandaşların tepkisinden çekinen GSM operatörleri son zamanlarda çeşitli yöntemlerle baz istasyonlarını kamufle ediyor. Operatörler baz istasyonlarını, ''baca, reklam panosu, su deposu, saat kulesi, klima, güneş enerjisi, aydınlatma direği ve tabela görünümde'' kuruyor.

Kamufle baz istasyonlarının sayısı her geçen gün artıyor. Operatörlerin en çok tercih ettiği yöntem ise baz istasyonunu ''baca'' görünümünde düzenlemek. Operatörler, stat ve park çevresinde de mekana uygun baz istasyonu kurulumu yapıyor.

Baz istasyonları stat çevresinde top, forma, tabela, parklarda ağaç ve yeşillik, meydanlarda saat ve sokak lambası görünümünde düzenleniyor. Baz istasyonunu kamufle eden operatörler, düzeneğin dikkat çekmemesine, aslına uygun olmasına da özen gösteriyor. Su deposu şeklinde düzenlenen baz istasyonuna sahte su boruları, sokak lambasına elektrik kablosu, klimalara bazı plastik borular ekleniyor.




İNDİRİN:
http://www.akademiklima.com/kadir/baz%20istasyonlari.pdf
http://perweb.firat.edu.tr/personel/yayinlar/fua_1663/1663_49935.pdf
Kayıtlı

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, ya nice okumaktır. (Yunus Emre)
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic