Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: türkiye ve küreselleşme  (Okunma Sayısı 2461 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
makarna
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« : 09 Kasım 2007, 16:57:55 »


iyi günler küreselleşmenin türkiye ye etkisi ile alaklı bir araştırma yapıyorum fakat yeterli bir bilgiye ulaşamadım acaba bana yardımcı olabilecek bir dökünman ya da site biliyor musunuz?
Kayıtlı
gamarcoba
VIP Üye
******

Performans: 179
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1166



« Yanıtla #1 : 09 Kasım 2007, 18:57:26 »

Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından hazırlanan ''Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri'' raporunda, küresel ısınma nedeniyle Karadeniz'in giderek Akdenizleştiği belirtildi.

Raporda, "Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçler ya azalacak ya da duracaktır. Bu da ülkemize zarara ve birçok balıkçı ailenin işsiz kalmasına yol açacaktır" denildi.

TÜDAV'ın internet sitesinde yayınlanan "Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri Raporu"nda, ulusal iklim değişimi çalışmalarına göre geçen yüzyılda deniz seviyesinin küresel ölçekte 10-20 santimetre yükseldiği, bu yüzyılda ise deniz seviyesinin 40-60 santimetre daha yükseleceğinin öngörüldüğü belirtildi.

Bunun ağırlıklı olarak küresel ısınmadan kaynaklandığının vurgulandığı raporda, bu değişimden en çok Maldiv ve Tuvalu gibi ada devletlerin etkileneceği, Bangladeş'te ise toplam ülke alanın yüzde 12-28'sinin kaybedileceği vurgulandı.

Türkiye'de neler olacak?

Türkiye'de küresel ısınmanın denizleri çok yönlü etkileyeceğinin belirtildiği raporda, "Küresel ısınmanın denizlerimize etkisini sadece biyo çeşitlikteki değişime indirgeyemeyiz. Bozulan atmosferik ritm ile denizlerimizde daha farklı bir rüzgar ve akıntı sistemi ortaya çıkacak, bazı limanlarımızda ulaşım aksayacak, balıkçı filolarımızın ve her türlü deniz araçlarının seyri zorlaşacak, balık çiftlikleri şiddetli dalgalara maruz kalacak, adalara ulaşım aksayacak, deniz ortamı kara alanından daha riskli bir hal alacaktır" denildi.

Raporda, nüfus artışının yüzde 2.1 olduğu Türkiye'de denizlerin hala bir protein deposu olduğuna dikkat çekildi ve "Küresel ısınma ile ortaya çıkacak sorunlar geleneksel balık avcılığına, av türlerine ve yöntemlerine ciddi bir darbe vuracaktır. Bununla birlikte bunun hangi bölgelerde ve hangi şiddette olacağını şimdiden söylemek mümkün değil. Hazırlık ise yok" ifadesine yer verildi.

Akdeniz tropikalleşiyor

TÜDAV'ın tarafından hazırlanan raporda, Süveyş Kanalı yoluyla birçok türün Akdeniz'e girdiği ve hala girmeye devam ettiği belirtildi.

Akdeniz'de bulunduğu bilinen 650 balık türünden 90'ının havzanın yeni müdavimleri olduğu ve bunlardan 59 türün Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz'e girdiği vurgulandı.

Halen 300 civarında Kızıldeniz kökenli denizel türün Akdeniz'de olduğuna işaret edilen raporda, "Ülkemiz sularında tespit edilen Hint Okyanusu kökenli balıkların sayısı şimdiden 30'un üzerindedir ve bunların arasında ticari değere sahip olanlar balıkçılarımızca avlanmaktadır. Sadece İskenderun Körfezi'nde avlanan yabancı türler toplam avın yüzde 20'sini oluştururken bu oranın yakın zamanda artması beklenmektedir" denildi.

Raporda, "Batı Akdeniz'de son 10 yılda yüzey suyu sıcaklığı 0.2 santigrat derece artmıştır. Bu artış 13 santigrat gibi sabit bir sıcaklıkta yaşamaya alışan derin deniz balıkları için tehdit oluşturmaktadır" görüşüne de yer verildi.

Karadeniz, Akdeniz oluyor

Raporda, Akdeniz'de deniz suyundaki sıcaklık artışlarının göçmen türler için de tehlikeli olduğu belirtildi.

Raporda ayrıca, "Son yıllarda Orta Akdeniz ve Ege Denizi'nde de görülen yumuşak mercanların (Gorgonlar) ölümü de küresel ısınmayla ilintilidir" denildi.

TÜDAV raporunda Akdeniz'de yaşayan, Karadeniz ve Marmara'da 20 yıl önce nadir görülen sardalye, kupes ve salpa gibi balıkların bu denizlerde daha sık görülmeye başlandığına da dikkat çekti.

Karadeniz'de balıkçılar işsiz kalabilir
 
Raporda, yaşanan gelişmelerin ardından Karadeniz'deki av kompozisyonununda değişeceği vurgulandı ve Karadeniz'deki hidrojen sülfür tabakasının kalınlığının da değişebileceğine işaret edildi.

Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçlerin azalacağı ya da duracağı ifade edilen raporda, bunun birçok balıkçı ailesinin işsiz kalmasına yol açacağı vurgulandı.

KÜRESEL ISINMA NELERE YOL AÇIYOR

-         Sincap ve fare gibi birçok kemirgen küresel ısınmanın etkisiyle yükseklere çıkıyor.
-         Kutup ayıları kopan buz parçaları ile birlikte İzlanda’ya taşınıyor.
-         Şili’de And dağlarında buzulların gerilemesi sonucu nehirler beslenemiyor ve tarlalar taşıma su ile sulanıyor
-         Grönland adası eriyor.
-         Amerikanın Kaliforniya kıyılarındaki deniz kuşları denizlerin ısınmasından dolayı besin bulamıyor ve ölüyor.
-         Van Gölünün su seviyesi her geçen gün azalıyor.
-         Himalaya dağlarında buzullar eriyor ve uzmanlara göre bu hız devam ederse 2035 yılında Himalayalar’ın bazı kesimlerinde buzul kalmayacak.
-         Alp dağlarında karlar eriyor ve yakın gelecekte bu dağlardaki kayak pistlerinin yok olacağı söyleniyor.
-         Deniz sularının ısınmasından dolayı denizdeki birçok canlının besin maddesi olan planktonlar yok oluyor.Bu da gösteriyor ki birçok deniz canlısının yaşamı tehlikede.
-         Amazon ormanlarının %20’si küresel ısınma nedeniyle yok oldu.
-         Van Gölü ve çevresinde sıcaklık 1 Cº arttı.
-         Hollanda’da 30 yıl öncesine göre çiçekler 22 gün geç açıyor.
-         20. yüzyıldan bu yana deniz seviyelerinde 10 ile 25 cm arasında bir artış olduğu saptandı.
-         Son yıllarda dünya genelinde birçok insanda kalp ve solunum yetmezliği gibi rahatsızlıklarda artış görüldü.
-         Buzullarda meydana gelen erimeler sonucunda Gulf Stream sıcak su akıntılarındaki düşüş nedeniyle,bu akıntının etki alanındaki yerlerde sıcaklıklar azalıyor.
-         Her geçen yıl denizler 0,3 mm’lik artışla yükseliyor.
-         Karla kaplı alanlarda 1980 yıllarından bu yana %5’lik azalma gözleniyor.
-         Artık her geçen yıl ilkbahar erken geliyor,sonbahar gecikiyor.
-         Güney kutbundan şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte  buz parçaları kopuyor.
-         Antarktika’da son 50 yılda hava sıcaklığı 2,5 ºC artmıştır.
-         Dünya 1970’lerden bu yana , yağmur ormanlarının Avrupa’nın yüzölçümünden daha büyük bir alanını yitirdi.


Kayıtlı

Insanlar yasadikca ihtiyarladiklarini sanirlar, halbuki yasamadikca ihtiyarlarlar....
gamarcoba
VIP Üye
******

Performans: 179
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1166



« Yanıtla #2 : 09 Kasım 2007, 18:58:25 »

Küresel ısınma
Türkiye, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC- Intergovernmental Panel of Climate Change) tarafından yapılan araştırmada, iklimin yaratacağı etkiler bakımından dünyadaki en riskli 5 bölge arasında yer alıyor.
IPCC'nin 2002'de yayımlanan 5'inci Teknik Raporu'na göre, 1901-2000 yılları arasında Türkiye'de her 10 yılda sıcaklık 0.2 derece arttı, yağışta da ortalama yüzde 10 oranında düşüş meydana geldi. 2071-2100 yılları arasında da Samsun'dan Adana'ya bir hat çizildiğinde bunun batı kısmının 3-4 derece, doğu kısmının 4-5 derece ısınacağı tahmin ediliyor.
Senaryolara göre, 2030'da Türkiye'nin büyük kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. Sıcaklıklar da 2 ile 3 derece artacak. Deniz seviyesi de en kötü tahminlere göre, 2030'da azami 30, 2050-2100 yılları arasında da 100 santime kadar yükselebilecek.




Tabii bütün   bunların da Türkiye'ye etkileri hiç de iyi sonuçlar doğurmayacak. Bilim adamlarına göre Türkiye, "kaybeden ülkeler" arasında yer alacak.

Atmosferi kirletiyoruz
İklimbilimci Doç. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliğinin Türkiye'de neden olabileceği çevresel ve sosyoekonomik etkileri sıralarken iyi bir tablo çizmiyor.
Türkeş, iklim kuşaklarının, yerkürenin jeolojik geçmişinde olduğu gibi, ekvatordan kutuplara doğru yüzlerce kilometre kayabileceğini, bunun sonucunda da Türkiye'nin, bugün Orta doğu ve Kuzey Afrika'da egemen olan daha sıcak ve kurak bir iklim kuşağının etkisinde kalabileceğini söylüyor. İklim kuşaklarındaki bu kaymaya uyum gösteremeyen fauna ve floranın da yok olacağını belirtiyor.

'İlk 20 ülke arasındayız'
Türkeş ayrıca, küresel ısınmaya yol açan atmosfere karbondioksit miktarı bırakma konusunda da Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında hiç de iyi bir sırada olmadığını vurguluyor.
Türkiye'nin yılda atmosfere 220 milyon ton civarında karbondioksit bıraktığını belirten Türkeş, "Dünya sıralamasında ilk 20'nin içindeyiz. Bu bizim açımızdan hiç de iyi bir sonuç değil. 2010 yılında bu rakamın 400 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyoruz" diyor.
Önümüzdeki yıllarda Türkiye'de neler olabileceğine dair senaryoları, konuyla ilgili çalışmalar yürüten İTÜ Uçak ve Uzay Fakültesi Meteoroloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Türkeş gibi iklimbilimle uğraşan uzmanların görüşlerinden yola çıkarak ele alacağız.

Sıcaklıklar artacak
Küresel iklim modellerine göre, 2030'da Türkiye'nin büyük kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. Sıcaklıklar kışın 2, yazın ise 2 ila 3 derece artacak. Bununla birlikte dünyada olduğu gibi Türkiye'de de özellikle gece sıcaklıklarında önemli artışlar şimdiden görülmeye başlandı. Çünkü atmosfere salınan fosil yakıt atıkları, yeryüzünün soğumasını önleyen bir "battaniye" görevi yapıyor.

Isıtma mevsimi kısalacak
Yıllık ortalama sıcaklıkları artarsa İstanbul'da ısıtma mevsimi 25 Kasım'da başlayıp 2 Nisan'da sona erecek. Yani 48 gün daha kısalacak.
Özellikle büyük kentlerde, sıcak devredeki gece sıcaklıkları belirgin biçimde yükselecek; bu da, havalandırma ve soğutma amaçlı enerji tüketimini artıracak.

GAP yöresinde alarm
Türkiye genelinde yağışlar azalacak. GAP alanı başta olmak üzere tüm nehirlerin taşıdığı su miktarı düşecek.
Nehirlerle daha az beslenen baraj göllerinin su seviyesi önemli ölçüde azalarak hidroelektrik enerji üretimi aksayacak. Van Gölü'ne de su akışı duracak.
Tropikal iklime benzer olan iklimde düzensiz, ani ve şiddetli yağışlar, seller, heyelan ve erozyonu artıracak.

Turizme büyük darbe
Diğer Akdeniz ülkeleri gibi Türkiye için de en büyük sorun deniz seviyelerindeki yükselmeler olacak. Turistik plajlar ve yat limanları yükselen deniz suyu ile kullanılamaz hale gelebilecek. Zengin kuzey ülkeleri daha sıcak hava şartlarına sahip olunca, Türkiye gibi sıcak ülkelere daha az seyahat edebilecek. Ayrıca artan hava sıcaklıkları nem ile birleşince daha yüksek bunaltıcılığa neden olabileceği gibi, sağlık sorunları olan yaşlı turistlerin sayısında azalmalar olabilecek.




Uludağ eriyecek

Mevsimlik kar ve kalıcı kar-buz örtüsünün kapladığı alan ve karla örtülü devrenin uzunluğu azalabilecek.
Daha az kar yağışı ve çabuk erimeden dolayı, Uludağ gibi kış spor merkezlerinden daha kısa sürelerde yararlanılabilecek ya da bu merkezler hiç kullanılamayacak. Kar erimelerine bağlı olarak çığ sayısında artışlar görülebilecek.

Kuş cenneti yok olacak
Akdeniz havzasındaki su seviyesinde 2030'a kadar 12-18; 2050 yılına kadar 14-38; 2100'e kadar da 35-65 santimlik yükselmeler bekleniyor.
Deniz seviyesinin yükselmesinin yaratacağı en önemli problemlerden biri de tuzlu deniz suyunun tatlı su kaynaklarını tehdit etmesi. Tuzlu deniz suyu, nehirler ve yeraltı suları gibi, tatlı su kaynaklarını yok edebilecek.
Ayrıca kıyı şeridinde ve deltalardaki tarım alanları kullanılamaz hale gelebilecek. Türkiye'de en riskli yerler Seyhan, Ceyhan, Göksu, Patara, Eşen Çayı, Fethiye, Büyük Menderes, Küçük Menderes, Bakırçay ve Gediz gibi Akdeniz deltaları olacak. Kuş cenneti ve benzeri milli parklar tahrip olabilecek. Kuşların göç yolları ve konaklama yerleri değişebilecek.
Deniz seviyelerindeki yükselmelere yönelik tahminler değişebiliyor. Örneğin Ukraynalıların Karadeniz için yaptıkları tahminler 1.5 metre kadar çıkıyor. Deniz seviyesi 10 santim yükselse bile etkileri büyük olacak.
Türkiye'de maalesef büyük bir nüfus kıyılara kayıyor. İleriki yıllarda 50 milyon kadar insanın kıyılarımızdaki su seviyesinden kötü bir şekilde etkileneceği bekleniyor.

50 milyon tehdit altında
Kıyılarda su seviyesi yükseldiği zaman bütün yollar ve tesisler aynı Van Gölü'nün etrafında olduğu gibi bundan kötü bir şekilde etkilenecek. Uzmanlar, denizin kıyısında yapılan Karadeniz Otoyolu'na da bu anlamda dikkat çekiyorlar.

YARIN
Boğaz'ın yalıları da tehdit altında
Fındık ve çay yetişmeyecek
Pamuk yetiştiriciliği kuzeye göç edecek
Hamsi tükenecek, balık yetiştiriciliği ekonomik olmayacak
Hayvanlarımızın süt ve et verimi düşecek
Denizkaplumbağaları gelemecek.
doç.dr.murat türkeş çomu b. fak. öğretim üyesi
milliyetten alıntıdır...
Kayıtlı

Insanlar yasadikca ihtiyarladiklarini sanirlar, halbuki yasamadikca ihtiyarlarlar....
gamarcoba
VIP Üye
******

Performans: 179
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1166



« Yanıtla #3 : 10 Kasım 2007, 16:04:20 »

kusura bakmayın arkadaşlar...yoğun bir ders gününün sonunda küreselleşmeyi küresel ısınmayla karıştıracak hale geliyor insan...neyse aşağıdaki adreslere göz atarsanız...bu kez küreselleşme Cheesy

http://www.caginpolisi.com.tr/17/28-29.htm
http://www.kongar.org/makaleler/Izmir_konusmasi.php
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=184094
Kayıtlı

Insanlar yasadikca ihtiyarladiklarini sanirlar, halbuki yasamadikca ihtiyarlarlar....
makarna
Yeni Üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #4 : 11 Kasım 2007, 10:00:48 »

yardımlarınız için çok teşekkür ederim küreselleşme için de küresel ısınma için de Smiley
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic