Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Prof. Dr. Şener Üşümezsoy İle Bir Deprem Röportajı  (Okunma Sayısı 7591 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gunban
VIP Üye
******

Performans: 1535
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2505


Güzel günler göreceğiz; güneşli günler, .....


« : 08 Haziran 2008, 18:32:45 »


Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ile yapılan ilginç bir bir deprem ropörtajı. Buyrun!

Gaz da sıcak su da kocaman bir balon!

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy meslektaşı Prof. Dr. Naci Görür "ün Marmara Denizi "nin altında yaptığı araştırmadan sonra "Deprem geliyor" sözlerine katılmadığını söylüyor: "Eğer metan gazı ve su çıkıyorsa fayın kırıldığını gösterir . Korkmaya gerek yok"

İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof . Dr. Şener Üşümezsoy televizyonlardaki tartışma programlarındaki gibi ele avuca sığmayan, kontrol edilemeyen biri. Aşağıdaki yazıyı gayet düzenli bulabilirsiniz ama röportaj boyunca daldan dala atlayıp durduk. Bir sorunun yanıtını alabilmek için dakikalarca uğraştık . Yaptığımız söyleşi sırasında o kafasındakileri söylemeye kararlıydı biz de sorularımızın yanıtlarını bulmaya...

1999 yılındaki Marmara Depremi "nden sonra hemen her gün ekranlara çıkan deprem uzmanlarından biri Üşümezsoy. Deprem konusunda İstanbul için her zaman iyimser konuşan ve bu tavrı nedeniyle bazı meslektaşları tarafından kıyasıya eleştirilenlerden... Hiçbir ülkede bu kadar polemik konusu olmayan "deprem"in belki de en tutarlı uzmanlardan biri. İstanbul "da deprem olacak diyor ama birçokları gibi "Taş taş üstünde kalmayacak" türden bir yaklaşım içinde bulunmuyor. Katıldığı programlardan edindiği tecrübeyle donanmış bir vaziyette bulduk kendisini. Sürekli "Polemiğe girmeyeceğim" dedi ama okuyun siz karar verin...

Prof. Dr. Naci Görür özel bir denizaltıyla Marmara Denizi "nin altına indi, araştırmalarını bir kitapta topladı. Marmara "nın altının fokur fokur olduğunu, gaz ve sıcak su çıkışlarını depremin habercisi ilan etti. Katılıyor musunuz?

Katılmıyorum.

Prof. Dr. Görür"ün kitabını okudunuz mu?

Hayır okumadım. Başkalarına göre önemli ama bana göre önemli olmayan kitap üzerine konuşmak istemiyorum. Evet bu kitabı okumadım ama kitaba temelden bir eleştiri var zaten. Naci Görür Marmara Denizi "nin tabanından gaz ve su çıktığını söylüyor. Bu aslında olumlu bir gelişme!

Nasıl yani?

Biz buna fay vanası diyoruz. Eğer fay kırılmamışsa alttaki sıcak suları hapseder ve orada metan ve su çıkmaz. Fay kırıldıktan sonra ancak çıkar. Kırıldığı dediği yerde bilimsel anlamda tersi bir mesaj vardır. Atalanta gemisiyle ortaya çıkan ve vurgulanan şu: Tekirdağ çukurunda gaz çıktığını gördüğünüz yer 1912"de kırılmış yani Gaziköy "den Silivri "ye kadar 60 kilometrelik yer kırılarak o bölgedeki önümüzdeki 200 yıl için deprem olma olasılığını kaldırmış. O fay kırılınca stresi boşalmış. Bunun yanında bir fayın geçimsiz olan ve sıcak suyu geçirmeyen yapısı kırılınca yarattığı yarık ve boşluklardan yukarı gaz çıkar.

Böyle bir tehlikenin varlığından bahseden hocanın söylediklerini balon olarak mı nitelendireceğiz biz?

Naci Görür "180 kilometrelik fay kırılacak, 7.7 şiddetinde deprem olacak" dedi. Biz "Böyle bir fay yok" dedik. Yalova Çınarcık boyunca fay kırılmış ve Bozburun "a doğru stres yüklemiş. Adalar "a doğru gelen bir fay da yok. Daha sonra Fransız gemisi geldi. Gemi çalışma yaptıktan sonra bu kez 110 kilometrelik bir fayın olduğunu söylüyorlar. Ben yine bu fay iki parçadır, 7"den büyük deprem yaratmaz dedim. 2002"nin sonunda Naci Görür en fazla 50 kilometrelik bir alanda kırılma olur ve en fazla 7 olur dedi. Ben haklı çıktım. Hafızamızı toplayalım. 2006"da deprem olmayacak müjdesini veren de Naci Görür "dü .

Marmara "daki deprem İstanbul "u değil ama Yalova "yı etkileyecek

Bütün bu anlattıklarınızdan sonra deprem nerede olacak?

Çınarcık depreminden sonra deprem, İstanbul "dan uzaklaşıyor demiştim. 180 kilometrelik fay modeli ile 7.8"lik deprem balondur demiştim. Marmara depreminde 30 yıl içinde deprem olacak da balondur. Ama gerçekten risk dediğimiz alan Çınarcık "tan güneye dönmüş Bozburun fayı ve Gemlik Mudanya fayındadır. Yani Marmara "nın güney kıyısıdır. Risk taşıyan fay 30 kilometre uzunluğunda ve bu da en fazla 6.5"lik bir deprem yaratır. Eğer hala risk taşıyorsa... Küçükçekmece ile Silivri arasındaki fay en fazla 6.5"lik bir deprem yaratır ama Küçükçekmece ile Yeşilköy arasındaki 20 veya 30 kilometre arasında fay yok!

Bunun anlamı nedir?

Adalar fayında 7.5"lik deprem İstanbul kıyılarında 10 şiddetinde, Adalar fayında 7.8"lik deprem İstanbul kıyılarında 11 şiddetindeki deprem ve kentte sağlam bina kalmaması anlamını taşır. Ama böyle bir şey tarihte olmamış. Ayasofya , Rumelihisarı gibi yapıların ayakta kalması bunu doğruluyor. Gelecekte de böyle bir fay kırılmayacak. 1999 depremine benzer bir deprem bekliyoruz. Ama İstanbul bundan aynı 17 Ağustos "taki gibi etkilenecek. Mudanya , Yalova , Kartal , Bandırma , Karacabey taraflarında daha etkili olacak. Adalar fayında deprem olmayacak diyorum zaten. Adalar fayında olursa da İstanbul yok olacak tarihten. Ama tarihte böyle bir şey olmamış.

Benim söylediklerimi doğa kanıtlıyor, gerisi önemsiz

Bütün deprem uzmanları sürekli fikir değiştiriyor, kafamızı karıştırıyor?

10 yılda insanların kafaları artık çok net oldu. Sıradan vatandaş, bilim adamları kaos içindeydi ama oturdu artık. "Tehlike kapıda" söylemi psikolojik laftır, bunu herkes öğrendi. Ben bunları daha önce söylerken bana vahiy mi inmişti? Hayır! Verilerimiz Maden Tetkik ve Arama ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı "nın verileriyle çok net ortaya konulmuştu zaten. Ellerinde bir şey kalmayınca "Gaz çıkıyor ve su çıkıyor" demeye başladılar. Aynı grup sürekli görüşlerini değiştirmek zorunda kalıyor. Onları eleştiren görüşüm devam ediyor.

KİME İNANIRSANIZ İNANIN

Sizin açıklamalarınız neden birçok deprem uzmanının ayaklanmasına neden oluyor?

Ben röportajlarda öyle ustalaştım ki şimdi sana iki cümle söylesem bütün röportaj güme gidecek bunu biliyorum. Onun için söylemeyeceğim.

Biz kime inanacağız? Size mi onlara mı?

Kim var başka söyleyecek lafı olan? Kime inanırlarsa inansınlar. Fay Marmara "nın güneyinde. Bu konu daha önce polemikti şimdi gerçek. Doğa beni kanıtlıyor gerisi şöyle söylemiştir böyle söylemiştir önemli değil.

POLEMİĞE ARTIK GİRMEM

Bazı hocalar size göndermede bulunarak "Biz çalışıyoruz başkaları konuşuyor" demişti.

Beni böyle eleştiriyorlarsa bu beni daha büyük yapar. Çünkü çalışmadan biliyorum demektir. Birileriyle polemiğe girdiğimde onlara kin gütme davam yok. Kimseye düşman değilim ama onların söylemlerini çürüttüğüm için öyle tepkiler veriyorlar.

Ahmet Işıkara"nın bir ara Türkiye "nin en seksi erkeği seçildiği bile oldu. Ne diyorsunuz?

Yıllarca baskı altında kalmış insanlar bir anda öne çıkınca şöhreti taşıyamamış olabilir. Benim için de böyle söylenebilir.

ÖZKAN GÜVEN
2008-05-04 Star

Kayıtlı


Dört nala gelip uzak Asya\'dan
Akdeniz\'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim........
adanas
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2008, 18:59:26 »

Üşümezsoy hocamız yine magazin yapmış sanki..

Deprem profları sadece şov yapıyorlar ekranda, haber programlarında, basında..
Kayıtlı
ada09
Üye
**

Performans: 36
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 108


« Yanıtla #2 : 08 Haziran 2008, 19:11:35 »

Prof. basında farklı ağızlarla halka farklı bilgi sunmaları kafaları karıştırmaya yarıyor.
Kayıtlı
DoguateS
Doğu ATEŞ
VIP Üye
******

Performans: 1781
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1125



Site
« Yanıtla #3 : 08 Haziran 2008, 19:17:10 »

Bir coğrafyacı jeomorfolog olarak meslektaşlarıma bir şeyler anlatmak isterim.
Her zaman ki gibi kimse ciddiye almaz ama dediğim çıkar. Bazılarının söylediklerinin doğruluğu tarihsel bir zarurettir. Bunu  kimseye anlatamazsınız. Ama gerçekten de kaçamazsınız. bende bir İstanbullu olarak biraz da genç ama görgülü biri olarak şunu söylemek isterim. (Bunları bir jeomorfolog olarak söylüyorum)

Marmara depremi çok kuvvetle muhtemelen güneyden gelen fayla ana KAF hattının kesiştiği noktada olacaktır. Bu noktada bugünkü İstanbul(Eminönü merkez alınırsa) 100 km batısında gerçekleşeceği anlamına gelir. Her ne kadar Şengör, Görür gibi bu işin mütehassısları 10 km dese veya bu işe biraz daha uzak araştırmacılar (Üşümezsoy ve Ercan) burada deprem olmayacağını söylese de deprem kaçınılmazıdır. Çünkü deprem periyodik bir sıra izler. 1939 Erzincandan başlayarak simetrik olmasa da deprem batıya kaymıştır. Araştırmalar bu şekliyle depremin İstanbulda (Muhtemelen Tekirdağ açıklarında) gerçekleşmesinin kaçınılmaz olacağını göstermektedir. Diğer taraftan İstanbul'u (Tüm meskenlerin ahşap olduğu dönemlerde bile) depremlerin yerle bir ettiğini biliyoruz. O halde bu deprem kaçınılmazdır.

Özellikle Marmara denizinin kuzey kıyısında Tekirddağ ve İstanbulun batısındaki Ataköy, Bahçelievler, Bakırköy yöreleri şiddetle bu depremden etkilenecek, Anadolu kıyılarında Tuzla Pendik yöreinde tsunam olacak ve bu iki ilçenin kıyılarında ölüm miktarı çok yüksek olacaktır. Adalarda deprem etkinliği az olacak (Adalar büyük ölçüde mermer kütlelerdir burada deprem dalagaları kırılarak etkisini yitirecektir) Ama özellikle İstanbul'un B. Çekmece'den başlayarak Sarayburnuna kadar olan kısmında ölüm sayısı 100.000 ilk günde aşacaktır (Buralar eski ria ların doldurulması ile elde edilmiş dolgu arazilerdir buralarda deprem etkinliği korkunç olacaktır).

Bu felaket senaryosu iyi projeksiyonlardan biridir. Bir de korkunçları var ki onlar memleketin elden gitmesine kadar dayanır. Ordu buna göre hazırlık yapıyor. Ama sivil insiyatifin umurunda değil. Bu da ayrı konu.

Vel aksayı kelam en iyi ihtimalle burada (100-10 km projeksiyonlarda ölü sayısı 40-100.000 arasında değişecektir. Bu deprem ha bugun ha 10 yıl sonra olsun ne değişir). olacak depremin sonuçları korkunç olacaktır. Bu bakımdan herkes üstüne düşen görevi yapmalıdır. Deprem olmasa bilr sivil insiyatifin ve devletin görevi vatandaşlarını korumaktır. Korunmayacaksak neden hükümet var zaten...
Hoşçakalın...
Kayıtlı

ugur19
Moderator
*****

Performans: 991
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3596


« Yanıtla #4 : 08 Haziran 2008, 20:23:59 »

Aslında bütün bu kısır çekişmenin altında;
1. Sayın hocalarımızın marka olmak istekleri yatmaktadır.
2. İTÜ (Naci Görür)ile İstanbul Ün.(Şener Üşümezsoy) ve Jeoloji Mühendisleri ile Jeofizik Mühendisleri arasında yaşanan rekabetten kaynaklanmakta.

Aynen İstanbul Coğrafya ve Dil Tarih Coğrafya arasında ekol farklılığından kaynaklanan rekabet gibi.
Kayıtlı

BİLİMLERİN KRALİÇESİ COĞRAFYA...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic