Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bu ülkede hiç mi eğitimden anlayan kişi yok? Yeni milli eğitim bakanı..  (Okunma Sayısı 13098 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ferhatca80
Uzman Üye
*****

Performans: 187
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 238


Balıkesir


Site
« : 06 Temmuz 2011, 11:03:20 »


yeni milli eğitim bakanı işletme mezunu Ömer Dinçer. kendisi akademik anlamda başarılı olmuş olabilir. belki iyi bir eğitim bakanı da olabilir. bekleyip göreceğiz.. ancak merak ediyorum, sağlık bakanı doktorlardan, adalet bakanı hukukçulardan seçilirken neden eğitim bakanı eğitimcilerden seçilmez. eğitim bakanlığı yapmış son 20 ismin hiçbirisi eğitimle ilgisi olmayan insanlar.. anlaşılan eğitimciler daha çok siyasetle uğraşmalı. mecliste eğitim bakanı yapılacak eğitimci bulunamadığına göre..!
Kayıtlı
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #1 : 06 Temmuz 2011, 12:18:45 »

Eğitim Sisteminde Köklü Değişiklik: “Hiçbiri” Seçeneği “E” Şıkkından “B” Şıkkına Alınıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’deki eğitim sisteminin çıtasını yükseltmek amacıyla, yedi aydır aralıksız olarak sürdürdüğü çalışmalarına hız verdi. Çalışmalar kapsamında Bakanlık tarafından 81 ile gönderilen genelgeye göre, öğrencilerin “E” şıkkında görmeye alışık oldukları “hiçbiri” seçeneği, bundan böyle “B” şıkkında olacak.

Eğitim sistemindeki en son değişiklikle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla dün öğlen saatlerinde bir basın toplantısı düzenleyen Milli Eğitim Bakanı Ali Veli, "gerek bizim bakanlığımız döneminde, gerekse bizden önceki dönemlerde eğitim sistemimizde süren reformlara bugün bir yenisini daha eklemenin haklı mutluluğunu yaşıyoruz. Evladım dinle burayı!" sözleriyle başladığı konuşmasında, "Hiçbiri" seçeneğinin taşınmasının arkasında yatan esas nedenler ve yaşanan süreç hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle son 15 yılda eğitim sisteminde pek çok köklü değişikliğin yapıldığını hatırlatan Bakan Veli, konuşmasına şöyle devam etti:

"En arka sıradaki üçlünün yerleri de dahil olmak üzere her şeyi değiştirdiğimiz halde maalesef gelinen nokta ortada. Hala yüzbinlerce öğrencimiz sınavlarda sıfır çekiyor. 'Değiştirmediğimiz bir şey kalmış olmalı ki bu çocuklar bu halde' diyerek 8 ay evvel bakanlığımız bünyesinde bir araştırma komisyonu kurduk. Komisyon tarafından mayıs ayı başında sunulan rapor bugüne kadar eğitim sistemimizde sabit kalan tek şeyin E şıkkındaki 'Hiçbiri' seçeneği olduğunu işaret edince radikal bir karar alarak önümüzdeki öğretim yılından itibaren bu seçeneği B şıkkına almaya karar verdik. Tüm milli eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olsun..."
İlk etapta 3000 şık değiştirilecek

Bakanlık olarak şık taşıma sürecinin kolay geçmeyeceğinin ve yaşanabilecek uyum sorunlarının da farkında olduklarının ısrarla altını çizen Bakan Veli, "Ama dayanışma içinde olursak, birbirimize inanırsak bütün bu güçlükleri aşacağımıza inanıyorum. İlk etapta 3000 adet şık değiştirilecek, öğrencilerin adapte olup olmama durumlarına göre sonraki aşamada 5000 adet sorunun şıkkını da değiştirerek okullara dağıtacağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz müsterih olsunlar lütfen. Yeni sistemle ile ilgili, hatta bu sistemin işlememesi halinde geçeceğimiz bir sonraki sistem ile ilgili tüm çalışmalarımızı yapmış durumdayız." diyerek, önümüzdeki günlerde daha yeni bir sisteme geçebileceklerinin de sinyallerini verdi.
Sırada neler var?

Toplantı sonunda, bakanlık olarak farklı projeler üzerinde çalışmaların halen sürdürüldüğüne de değinen Veli, "Önümüzdeki yıllarda başarı oranının yükseltilmesi adına cevaplardaki doğru şık sayısının kademeli olarak önce ikiye, hatta üçe çıkarılmasının alt yapı çalışmaları sürüyor. Buna rağmen başarısız olmakta ısrar eden öğrencilerimizi de "Baba Beni Sanayiye Gönder" adını verdiğimiz projemiz kapsamında, bizzat devlet güvencesi ile elinden tutup sanayiye yerleştireceğiz." sözleriyle, ülkedeki eğitim kalitesini yükseltmekte ne kadar kararlı olduklarını gözler önüne serdi.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
ferhatca80
Uzman Üye
*****

Performans: 187
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 238


Balıkesir


Site
« Yanıtla #2 : 06 Temmuz 2011, 12:49:59 »

nazmi hocam eline sağlık.. güldüm ağlanacak halimize...
Kayıtlı
cepni5265
Üye
**

Performans: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 84


« Yanıtla #3 : 06 Temmuz 2011, 14:24:36 »

nazmi hocam adamlar oturmuş,düşünmüş...!ne de olsa bunlar kimsenin aklına gelmezdiii...?değilmi
ömer beyi eski görevinde seven,takdir eden duymadık,milli eğitimde de farklı olacağını sanmam,allah hepimize sabır versin...,bakalım başımıza ne çorap örecek??
Kayıtlı
megane
Uzman Üye
*****

Performans: 31
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 288



« Yanıtla #4 : 06 Temmuz 2011, 21:03:01 »

Şimdilik en azından nezaketen de olsa başarı dileyelim. Sonra eleştirmek için bol bol vaktimiz olacak zaten...
Kayıtlı

Ne olursan ol kendin ol, özgün ol.. MEGANE II HB
laktoz
Sürekli Üye
***

Performans: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 100


« Yanıtla #5 : 06 Temmuz 2011, 21:40:50 »

nazmi21 hocam gerçekten bir harika.Yukarıdaki yazıdaki cümleleri 15 yıllık öğretmenlik hayatımda en az 1000 defa duymusumdur bizim eğitim camiasından.
Kayıtlı
sadi1976
Yeni üye
*

Performans: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 20


« Yanıtla #6 : 06 Temmuz 2011, 22:55:34 »

Öğretmenin ekonomik gelişimi gerçekleştirilirse  sosyal ve kültürel gelişimi doğaçlama olarak oluşur.Bakın o zaman çoğu sorun nasıl buharlaşıyor(adyabatikleşiyor...)
Kayıtlı
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #7 : 07 Temmuz 2011, 06:45:24 »

memurlar.net'ten alıntı.

Sayın bakan öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun diyor başarılar diliyoruz. Eğitimde siyasi yaklaşım kabul edilemez, bu nedenle bakan her kim olursa olsun, iktidar hangi parti olursa olsun başarıyı beklemek eğitimcilerin temel yaklaşımıdır.

Hükümetin halkın oyları ile seçildiğine ve milli egemenliğin üzerine bir güç olmadığına göre farklı bir yaklaşım sergilemek eğitim adına ülkemiz adına ihanetle eşdeğerdir.

Türk Milli Eğitim Sisteminin siyasetten soyutlanması en önemli temennimizdir. Eğitim politikalarının kısa, orta ve uzun vadeli olarak tüm paydaşların (siyasi, bürokratik, akademik,STK’lar… ) katılımıyla planlanması, gelecek bakanların bu planların değiştiricisi değil sadece uygulayıcıları olmaları en büyük beklentidir. Ülkemizin gelişmesi de, halkımızın mutluluğu da buna bağlıdır.

Bu noktada bir adım atmanız söz konusu olabilir mi? Bu konuda size izin verilir mi bilinmez ama bizim hayallerimizi paylaşmamız tarihe not düşmemiz adına da olsa görevimizdir.

İşiniz zor, temennimiz 4 yılı kapsayan bir planlamayla istikrarlı bir şekilde işlerin yürümesidir.

Öncelikle eğitim çalışanlarının da, çalışmak isteyenlerin de, öğrencilerin de çok mutlu olduğunu söyleyemeyiz. Bunun için öncelikle güven vermeniz, söz vermeniz ve bu sözün gereğini yerine getirmeniz gerekiyor.

Tabii ki belli kadroları kendinize göre dizayn edeceksiniz ama bu en alt birimlere kadar inmemeli yıllardır olduğu gibi.

Öncelikle bir bakan yardımcısı tayin edeceksiniz. Bu kişinin eğitim adına sizin eliniz ayağını olması kaçınılmazdır. Bu kişi sizin vizyonunuzu da, geleceğinizi de tayin edecektir.

- Bu seçimden sonra 4 yıllık bir planı ortaya koyup ne zaman ne hedeflendiği kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

- Yöneticilerin en önemli serzenişleri olan kariyer ve liyakat gözetilmeksizin yapılan kadrolaşmanın önüne geçmelisiniz.

- Bu işe, şu anda var olan tüm görevlendirmeleri istisnasız iptal ederek başlayabilirsiniz. İşin boyutu için size bir örnek vereyim. İstanbul’un bir ilçesinin Şube Müdürü norm kadrosu 2 dir ve şu anda 6 kişi görev yapmaktadır. Bunlardan bir kaçının sendikaya üye yapmaktan öteye yöneticilik tecrübeleri dahi yoktur. Bu durumda kıdemli, kariyer ve liyakat sahibi insanların tepki ve küskünlüğüne yol açmaktadır.

- Kariyer ve liyakate dayalı asil atamalar için gerekli düzenlemenin … süre içinde yapılacağını açıklamak insanları rahatlatacaktır.

- Talim Terbiye Kurulu gibi MEB için çok önemli olması gereken bir makam dahi vekaleten yürütülmektedir.

- Hangi ilin Milli Eğitim Müdürü nerede görev yapıyor belli değil. Yani A iline atanmış B ilinde çalışıyor uygulamalarına son verilmelidir.

- Ek ders ile ilgili düzenlemeler her seferinde ertelenmektedir. Bu konuya da ivedilikle el atılmalıdır. Örneğin Şef, emrindeki memurdan düşük maaş alabilmektedir.

- Uzman öğretmenlik diye bir uygulama başladı olanlar oldu 4-5 yıldır neredeyse rafa kalktı. Bu da öğretmenler arasında eşitsizlik yarattı. Her seferinde kısa sürede çözümlenecek denildi. Uygulamaya kökten son verip 10 yılını dolduran öğretmenlere Uzmanlık tazminatı, 15 yılını dolduranlara da başöğretmenlik tazminatı verilmelidir. Öğretmenler arasında, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen ayrımı yaratılmamalıdır.

- Öğretmen ihtiyacının fazla olduğu 2-3.bölgelerde gerek ekonomik teşvik gerekse zorunlu hizmet sonrası görev yeri değişikliği güvencesi verilmelidir.

- Atanamayan öğretmenlerle ilgili bir çalışma ve planlama yapılmalı Ağustos ayında yapılacak atama sayısı derhal açıklanmalıdır. Bu açıklama yapılırken 10-15bin gibi bir alımın çok büyük tepkiye yol açacağı unutulmamalıdır.

- Ders programları, ders kitapları yeniden ele alınmalıdır.

- Okullarımızın fiziki yapıları eşitlenmelidir. Maksimum, spor, maksimum sosyal faaliyet için imkanlar sağlanmalıdır.

- Her defasında belirttiğimiz gibi bu sorunu çözecek olanın elini öpmeye hazır olduğumuz sözümüzün arkasındayız yeter ki okullarda yaşanan, kayıt parası, temizlik parsı, katkı payı, aile birliğine bağış adına ne derseniz deyin okulda para toplanması işine son verilsin.

Okullarımızın hizmetli personel, büro hizmetleri, temizlik, bakım onarım, donanım… gibi masrafları devlet eliyle karşılanmalıdır. Bu sağlandıktan sonra okullarda para ihtiyacı kalmayacak müdür para ile uğraşmayacak, aybaşında personelin maaşını düşünmeyecek, eğitim öğretime odaklanacaktır. Veli ile okul karşı karşıya gelmeyecek. Kimse zan altında kalmayacaktır.

- KPSS sınavı ile kadroya geçen öğretmenlerin mağduriyetleri giderilmelidir.

- Sınıf geçme sistemi, sınav sistemi gözden geçirilmeli ve kalıcı olarak yeniden düzenlenmelidir.

- Her uygulamada istikrar sağlanmalı keyfi uygulamalardan ve günü birlik kararlardan kaçınılmalıdır.

- Bir karar alınırken eğrisi doğrusuyla tartılmalı yaratacağı mağduriyetler düşünülmelidir.

- Eğitimin tüm paydaşları ile iyi diyaloglar kurularak kararlara katılım sağlanmalıdır.

- Bakanlığa bir şey sorulduğu zaman her seferinde kısa sürede yapılacak, düzenlenecek denilmektedir. Bu kısa sürenin sınırı belirlenememiştir. Bundan sonraki süreçte zaman verilmeli ve o zamanda gerçekleşmelidir.



Bu ve benzeri bir çok konuyu ele almak mümkündür.

Başlangıçta da söylediğimiz gibi sürecin iyi yönetilmesi ve eğitim adına gerçek anlamda dolu dolu bir sürecin geçirilmesi ümidiyle
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #8 : 07 Temmuz 2011, 12:40:03 »

Nimet Çubukçu: Benim için sürpriz olmadı

61. Hükümet'in kurulmasıyla bakanlıklarda devir teslim törenleri de başladı. Görevi ilk teslim alan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım oldu. Yıldırım'ın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de görevi teslim aldı. Kabine dışında kalan Nimet Çubukçu "Benim için sürpriz değil" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı:

Milli Eğitim Bakanlığında hemşehriler görev devir teslimi yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı'na atanan Ömer Dinçer, görevi selefi Nimet Çubukçu'dan devraldı.

Törende Çubukçu, Dinçer'i Milli Eğitim Bakanı olmasından dolayı kutlayarak, yeni kabinenin ülkeye hayırlı uğurlu olmasını diledi.

Kabine dışında kalan Nimet Çubukçu "Benim için sürpriz değil" dedi.

Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #9 : 07 Temmuz 2011, 12:57:06 »

Herkese sürpriz olmuş umarım bizde olumlu birşey yaşarız.
Ömer Dinçer: Milli Eğitim Bakanlığı benim için sürpriz oldu

Milli Eğitim Bakanlığında hemşehriler görev devir teslimi yaptı. Milli Eğitim Bakanlığına atanan Ömer Dinçer, görevi selefi Nimet Çubukçu'dan devraldı.Milli Eğitim Bakanlığı Bakan makamında görev devir teslimi dolayısıyla tören düzenlendi.

Törende Çubukçu, Dinçer'i Milli Eğitim Bakanı olmasından dolayı kutlayarak, yeni kabinenin ülkeye hayırlı uğurlu olmasını diledi.

''Bu görevi her şeyden önce bir siyasi büyüğüme, ağabey diye hitap ettiğim birine devretmenin mutluluğu ve onuru içerisindeyim'' diyen Çubukçu, siyasi hayatta 9 yıldır bulunduğunu, milletvekilliğinin yaklaşık 6 yılını bakan olarak geçirdiğini anlattı. Son 2 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürüttüğünü anımsatan Çubukçu, ''Sanıyorum Türkiye'nin en uzun süre kesintisiz bakanlık yapan kadınıyım. Aynı zamanda ülkenin ilk kadın Milli Eğitim Bakanıyım, dolayısıyla bu hep onurdur benim için. Sayın Başbakanımıza, ülkemiz kadınlarına duyduğu güven, takdir ve taltif için çok teşekkür ediyorum, kendisine minnettarım'' diye konuştu.

Bundan sonraki dönemde de milletvekili olarak kadınlar adına yürüttüğü siyaseti en iyi şekilde icra etmeye çalışacağını söyleyen Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Güzel olan ilkleri ve bunun onurunu yaşamış olmam. 1 aylık Milli Eğitim Bakanıyken Kars'a gittiğimde kız yurdunda bir öğrenciye 'ne olmak istiyorsun' diye sorduğumda, 'Milli Eğitim Bakanı' cevabını vermişti. Dolayısıyla bir kadın milli eğitim bakanı olarak 1 ay sonra kız çocuklarının hayallerini değiştirebildiysem ne mutlu bana. Ben bir kez daha Sayın Başbakanımıza bugüne kadar verdiği tüm görevler için takdirleri, taltifleri için teşekkürlerimi, minnetlerimi sunuyorum ve tekrar hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Şu anda bir Karaman milletvekilimiz burada galiba iki Karamanlı arasında görev devir teslimi yapılıyor.''

 
-''9 YILLIK İKTİDAR DÖNEMİNDE ÇOK ÖNEMLİ ŞEYLER YAPILDI''-

Ömer Dinçer de 9 yıllık AK Parti iktidarı döneminde milli eğitimin altyapısıyla ilgili çok önemli gelişmeler sağlandığını ifade etti. Hem derslik sayısının artırılması hem de bilişim altyapısının oluşturulması, müfredatta gelişmeler sağlanması gibi gelişmeler yaşandığını söyleyen Dinçer, sadece altyapıda değil aynı zamanda eğitime erişim konusunda da ciddi kolaylıklar sağlandığını kaydetti. Okullaşma oranlarına bakıldığında bu gelişimin ne kadar ilerlediğinin görüldüğüne işaret eden Dinçer, ayrıca şartlı nakit transferiyle eğitime ciddi bir destek de verildiğini anlattı.

''Türkiye'de 9 yıllık iktidar döneminde çok önemli şeyler yapıldığını düşünüyorum'' diyen Dinçer, şöyle konuştu:

''Bu açıdan öncelikle Milli Eğitim Bakanımız Sayın Çubukçu'ya ve ondan önce Milli Eğitim Bakanlığı görevi yapmış arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Milli Eğitim Bakanlığı zor bir görev, sorumlulukları fazla ve ağır bir yüktür. İnşallah bizlere güvenenleri mahcup etmeden bu sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışacağız. Bu vesileyle bana altyapısı sağlam bir teşkilat emanet ettikleri için Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum.''

-''BU ÇOK OLAĞAN BİR ŞEY''-

Çelik ve Dinçer daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. ''Kabine dışı kalmak sizin açınızdan sürpriz oldu mu'' sorusuna Çubukçu, ''Ben hiçbir şeyi sürpriz bulmam. Sürpriz olması için olağanüstü bir durum olması lazım. Bu çok olağan bir şey. 6 yılı aşkın bir süredir bakanlık yapıyorum, hayatımız boyunca yapacağımız görevler değil bunlar. Bunlar siyasi görevler, dolayısıyla her zaman, her duruma uygun bir değerlendirme yapılabilir. Ben bu değerlendirmeleri ve takdirleri nasıl göreve gelirken gülerek, gülümseyerek karşılamışsam aynı şekilde giderken de gülümseyerek karşılayacak birisiyim. Dolayısıyla hiçbir şey sürpriz değildir, bu manada'' dedi.

Ömer Dinçer de ''Milli Eğitim Bakanlığına atandığını nasıl öğrendiği'' sorusuna ''Doğrusu benim için sürpriz oldu, ama bundan gurur duyduğumu da ifade etmek isterim. Çalışma Bakanlığı görevimden sonra benim için belki iyi bir değişiklik olarak düşünülebilir'' karşılığını verdi.

-''GÖREVİMİZİ ETKİN BİR ŞEKİLDE YAPMAYA ÇABA SARF EDELİM''-

''İşçilerle mi yoksa öğrenci, öğretmenlerle mi uğraşmak daha zor'' sorusu üzerine Dinçer, şöyle konuştu.

''Doğrusunu söylemek gerekirse Çalışma Bakanlığında hep şunun için şükrettim. Orada işçiler var işçilerin sorunlarına hizmet ediyorsunuz, emeklilere ve yaşlılara hizmet ediyorsunuz, hastalara hizmet ediyorsunuz. Ben hastalara, sizlere hizmet ettiğim için orada çalıştığım müddetçe şükrettim Cenabı Allah'a. Buraya geldik, hakikaten buradaki görev çok daha onurlu bir görev, öyle düşünüyorum. Çünkü, burası da çocuklarımızı yetiştireceğimiz, öğretmenlerimize sahip çıkacağımız bir yer. Ülkenin geleceğiyle ilgili kararlar vereceğimiz yer. Bu açıdan bakıldığında bir tercih yapmak hiç doğru değil. Sadece görevimizi etkin bir şekilde yapmaya çaba sarf edelim diye düşünüyorum.''

''Milli Eğitim Bakanı olarak ilk ne yapmayı planlıyorsunuz'' sorusunu Dinçer, şöyle yanıtladı:

''Özellikle bugüne kadar yapılan altyapıları fazlasıyla geliştirmeye ve onun üzerine bir şeyler koymaya çalışacağım. Temel hedef olarak da belki niteliğin artırılmasıyla ilgili çalışmalara, projelere daha fazla ağırlık vereceğim, daha fazla zaman ayıracağım. Konuyu belki ikiye ayırmak lazım. Türk eğitim sistemiyle ilgili sorunları ve bir de Milli Eğitim Bakanlığının sorunları diye bakmak mümkün. Bu açıdan bakıldığında Milli Eğitim Bakanlığının sorunlarına özellikle öğretmenlerimizin inisiyatif kullanabilen öğretmenler olmasına, yetişen çocuklarımızın da özgür birey olmalarına çaba sarf edeceğim. Zaman ayıracağım hususlar bunlar olacak.''
''ÖSYM ile ilgili bir tasarrufunuz olacak mı'' sorusu üzerine Dinçer, ''Önce yerime geldikten sonra ayrıntılı bir teşhis yapmadan, mevcut durumu ayrıntılı bir şekilde görmeden bu konularda bir karar vermek istemiyorum doğrusu'' dedi.

Bakan yardımcılığı için önereceği herhangi bir isim olup olmadığına ilişkin soruya Dinçer, ''Şimdilik henüz öyle bir şeye hazır değilim, zihnen. Zaman içerisinde değerlendireceğim'' yanıtını verdi.

Konuşmaların ardından Çubukçu ve Dinçer, birbirlerine çiçek sunarak gazetecilere poz verdi. Daha sonra Çubukçu, ''kahveleri ben söyledim'' diyerek Dinçer'e kahve ikram etti. Kahvenin ardından Dinçer, Çubukçu'yu aracına kadar uğurladı. Bu sırada Bakanlık bürokratları Çubukçu'yu alkışladılar. Ömer Dinçer daha sonra makamına geçerek Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Esengül Civelek, müsteşar yardımcıları, Talim Terbiye Kurulu Başkanı ve Teftiş Kurulu Başkanlarıyla bir toplantı yaptı.


--------------------------------------------------------------------------------

Milli Eğitim Bakanlığı'nda devir teslim merasimi yapıldı. Eski bakan Nimet Çubukçu, görevini Ömer Dinçer'e devretti.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
teaco
Uzman Üye
*****

Performans: 133
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 372



« Yanıtla #10 : 07 Temmuz 2011, 20:13:39 »

    işin doğrusu benim hiiç ümidim yok.öğretmen merkezli bir değişim ve iyileştirme yapacaklarını düşünmüyorum.
Kayıtlı
abdllhdnzl
Uzman Üye
*****

Performans: 59
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 360



« Yanıtla #11 : 08 Temmuz 2011, 06:16:49 »

...ömer beyi eski görevinde seven,takdir eden duymadık,milli eğitimde de farklı olacağını sanmam...

 1- Google Amcaya "e-devlet, elektronik imza, Ömer Dinçer" kelimelerini birlikte yazarak bir arama yaptırmanız Ömer DİNÇER i eski görevinde takdir edenlerin olup olmadığını öğrenmenize yardımcı olur sanırım.

2- Milli eğitim bakanı neden eğitimci değil? deniyor. Yeni ME Bakanı üniversitede görev yaparken eğitim işiyle uğraşmıyor muydu?

3- Nazmi Bey'in Memurlar net ten alıntı yaptığı iletide olduğu gibi yapıcı,planlı proğramlı yaklaşımlar bize yakışır. Eğitimciler olarak düşüncelerimizi özgürce açıklayabilme, eleştri yapma hakkımız tabiki var. yıllardır süregelen ve artık kronikleşmeye başlamış sorunlarmızın yanı sıra yeni eklenen sorunlarımızda var. Bunların dile getirilmesi ve çözüme kavuşturulmasını beklemek en doğal hakkımız.

4- Bekleyip icraatları görmemiz lazım. İnşallah başarılı olur.

NOT: Genelde Siyasi tartışmalardan uzak durmaya çalışırım. Fakat bazı ön yargılardanda arınmamız gerektiği kanatindeyim. Merkez Bankası Başkanı göreve gelirkende ne fırtınalar koptu. Sonra bazı erdemli gazeteciler kendi köşelerinden yaptıklarının bir hata olduğunu belirttiler.
Kayıtlı

SANMA ŞAHIM HERKESİ SEN SADIKANE YAR OLUR
HERKESİ SEN DOST MU SANDIN BELKİ OL AĞYAR OLUR
SADIKANE BELKİ OL ALEMDE BİR SERDAR OLUR
YAR OLUR AĞYAR OLUR SERDAR OLUR DİLDAR OLUR
***YAVUZ SULTAN SELİM***
                                                              Abdullah DENİZLİ
                                                            Coğrafya Öğretmeni
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #12 : 09 Temmuz 2011, 18:17:22 »

Başkasının yalancısıyım.
http://www.ensonhaber.com/cubukcunun-basini-nuray-mert-mi-yakti-2011-07-10.html

Çubukçu'nun başını Nuray Mert mi yaktı

59. hükümette 2005 yılında yapılan değişiklikle kabineye girerek Devlet Bakanı olan, 60. hükümette 2009 yılında yapılan değişiklikle de Türkiye’nin ilk kadın Milli Eğitim Bakanı olan Nimet Çubukçu, geçen hafta açıklanan yeni hükümette yer almadı.

Çubukçu’nun yeni kabinede yer almaması sürpriz olarak yorumlanırken, kulislerde TBMM Başkanvekili olacağı konuşuldu ancak Çubukçu’ya bu görev de verilmedi. Milli Eğitim Bakanlığı grevini Ömer Dinçer’e devrederken duygulu bir burukluk yaşayan Çubukçu’nun kabine dışı kalmasının nedenleri konusunda farklı iddialar ortaya atıldı. İddialara tepki gösteren Çubukçu ise “Neden sorgulanıyor, neden gerekçe aranıyor, bunu da anlamadım” dedi.

MERT'LE ARAMIZ 1,5 YILDIR ARAMIZ AÇIK
Çubukçu, “Nuray Mert’le yakın arkadaş olmanız nedeniyle görevden alındığınız iddia ediliyor” sorusunu da şöyle yanıtladı “Saçma sapan iddialar. Olur mu öyle şey? Eskiye dayalı bir arkadaşlığımız olabilir ama ‘arkadaşı ’ diye gerekçe aramak doğru değil. Üstelik bunu söylemek istemiyorum ama 1.5 yıldır kendisinin (Nuray Mert) duruşuyla ilgili aramızda bir mesafe vardı. Ama bunları söylemeyi de ağır buluyorum. Bakın ben görevi devrederken de söyledim: Gülümseyerek geldim, gülümseyerek gidiyorum.”

Çubukçu uzun zamandır bakanlık yaptığını ve Türkiye’nin ilk kadın Milli Eğitim Bakanı olduğunu da hatırlatarak, “hükümette bu tür değişiklikler olabilir. Sayın Başbakan çok doğru bir karar aldı. Kabineye yeni kan geldi. Bu karar son derece doğru. Ama insanların bir gerekçe araması, gerekçe bulup onun üzerinden yorum yapması anlamsız bence” dedi.

İDDİALAR DOĞRU DEĞİL
“Yeni kabineye girme ihtimali en yüksek görünen isimlerden biriydiniz. Bu sürpriz nedeniyle gerekçe aranıyor olabilir mi?” sorusunu ise Çubukçu, “İnsanlar iç dünyalarında bunu düşünebilirler. Ama diğer iddialar ve gerekçe aramalar doğru değil ” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Nuray Mert'in yazılarına tepki göstermiş bu mertlik değil namertliktir diyerek, sert bir şekilde eleştirmişti.
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #13 : 28 Ağustos 2011, 13:37:23 »

http://www.ensonhaber.com/bakan-cubukcunun-yemek-parasi-esnafa-kaldi-2011-08-28.html
Asparagas ise bende bu sitenin yalancısıyım...

Bakan Çubukçu'nun yemek parası esnafa kaldı

Nimet Çubukçu'ya verilen öğle yemeği için alınan 100 kilo etin parası, kasap İsmail Hakkı Karaman'a hâlâ ödenmedi.


Geçen yıl Ekim ayında Yalvaç'ı ziyaret eden dönemin Milli Eğitim BakanıÇubukçu'ya verilen öğle yemeği için alınan 100 kilo etin parası, kasap İsmail Hakkı Karaman'a hâlâ ödenmedi. Karaman, "Herkes yedi içti, faturası bana çıktı. Bakan ağırlayacak kadar zengin değilim" dedi.

Milli Eğitim eski Bakanı Nimet Çubukçu, Yalvaç ile Şarkikaraağaç İlçesi'nde yapımı tamamlanan okulların açılışını yapmak üzere geçen yıl 27 Ekim tarihinde Yalvaç'a geldi. Çubukçu'nun öğle yemeğinin Isparta'da verilmesinin planlandı, ancak dönemin AK Partili milletvekili Haydar Kemal Kurt'un girişimleriyle son anda Yalvaç'ta karar kılındı.

KAYMAKAMLIK ÜZERİNE DÜŞEN ET ÜCRETİ ÖDENMEDİ
Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Meslek Yüksek Okulu Kılıçarslan Yerleşkesi'nde ikram edilecek yemeğin malzemeleri ise AK Parti İlçe Teşkilatı ile Kaymakamlık tarafından sağlandı. Yemek için gerekli diğer malzemelerin ücretleri AK Parti tarafından ödendi, ancak kaymakamlık üzerine düşen et ücretini ödenmedi.

Öğle yemeğinin faturası, ilçede kasaplık yapan İsmail Hakkı Karaman'a kaldı.

HERKES YEDİ İÇTİ, FATURASI BANA ÇIKTI
Karaman, o dönemde kendisinden ücreti kaymakamlıkça ödenmek üzere 100 kilo dana eti satın alındığını, ancak aradan geçen 10 aya rağmen ödemenin yapılmadığını söyledi.

DHA'nın haberine göre; Karaman, o günlerde etin kilosunun 26 lira 50 kuruş olduğunu ve 2 bin 650 TL alacağı bulunduğunu belirterek, "Benden 'Bunun faturasını kaymakamlığa keseceksin" diyerek eti aldılar. Ancak, et parasını alacak bir muhatap bulamıyorum. Ben kendi halinde bir esnafım. Bakan ağırlayacak kadar zengin değilim. İçimden bir ses 'Git meclise eski bakan Nimet Çubukçu'dan iste' diyor. Herkes yedi içti, ama faturası bana çıktı. Mağdurum" diye konuştu.

"VALİLİK VERECEKTİ"
Bu yemeği valiliğin üstlendiğini aktaran Kaymakam Ahmet Altıntaş, şöyle dedi:

"Ben o dönemin valisi olan Ali Haydar Öner'e durumu sorduğumda 'Tamam' denildi. Et, kim tarafından nereden alınmıştır, diğer malzemeler nasıl ve nereden alınmıştır bilmiyorum. Sanırım okul yönetimi bizim ya da valiliğimizin adını kullanarak bu malzemeleri aldı. Sonra ben kurs için ABD'ye gittim. Döndüğümde valilerimiz değişmişti. Ben yurt dışına çıkıncaya kadar kimse bana gelip para istemedi. Hoş istese de ağaçlandırma borçlarından dolayı verecek paramız yok, ama en azından vali beye söylerdik. Şimdi valilerimiz değişince sanırım para ödenemedi."

"YEMEĞİ BEN VERMEDİM"
Isparta'da o dönemde vali olarak görev yapan CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner, Bakan için Isparta'da öğle yemeği organize ettiklerini belirterek, "Yemek AKP tarafından düzenlenmişti ve valilik ile alakası yoktu. Benden de kimse bu yemekle ilgili bir hesap istemedi. 10 aydan bu yana paranın ödenmemesine şaşırdım" diye konuştu
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
nazmi21
VIP Üye
******

Performans: 67
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 853



Site
« Yanıtla #14 : 30 Ağustos 2011, 18:44:22 »


Milli Eğitim Bakanı'ndan itiraf gibi sözler
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer: 10 yılda How old are you dedirtemedik!

Bakan Ömer Dinçer, sınavlardaki başarısızlıkları ve bunun nedenlerini değerlendirdi...

*How old are you: Kaç yaşındasın

Gazete Habertürk'ten Pervin Kaplan'ın haberine göre, MİLLİ Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, yaklaşık iki aydır görevde. Bu süre içinde bakanlıkta bürokratlarla birlikte eğitimdeki sorunların neler olduğunu araştırdı ve kendi deyimiyle "mevcut durumun bir fotoğrafını çekti" ve bu çektiği fotoğrafı da Bakanlar Kurulu'na raporla sundu.

Dinçer'e göre eğitimde kapsamlı çözüm bekleyen çok sorun var ancak bunların hepsini aynı anda çözmek zor. Bunlar için en başta kaynak gerek. Dinçer "çektiği bu fotoğrafı" bizimle paylaştı. Dinçer ile atama bekleyen öğretmen adaylarının geleceğinden öğretmenlerin nasıl seçileceğine, YÖK ve üniversitelerle izlenecek stratejiden Türkiye'nin eğitim kalitesine, ulusal ve uluslararası sınavlardaki başarısızlıktan bunun nedenlerine kadar çeşitli konuları konuştuk.

Yaklaşık 2 aydır Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapıyorsunuz ve Bakanlar Kurulu'na bir rapor sundunuz. Bu raporda neler yer aldı?

Göreve başladığımdan itibaren eğitimin durumuyla ilgili durum saptaması yapıyoruz. Eğitim sisteminin fotoğrafını çektik ve Bakanlar Kurulu'na sunduk.Milli eğitimde kapsamlı çözüm bekleyen sorunlar var. Ancak bunların hepsini aynı anda çözmeye çalışmak beşeri vemali açıdan mümkün değil. Önceliklerimizi belirlemeliyiz. Bizim en öncelikli konularımızın başında öğretmenlik sorunu geliyor.

Öğretmenlerin sorunu derken neyi ifade ediyorsunuz? Örneğin bazı platform ve sendikalara göre sayıları 350 bini bulan öğretmen adaylarının atanmasından mı söz ediyorsunuz?

Belirlemelerimize göre 230 bin genç atanmayı bekliyor. 20 öğrenciye bir öğretmen düşmesi istenirse acilen 72 bin öğretmen atamalıyız. Hedefimiz olan okul öncesi ve ilköğretimde yüzde 100, ortaöğretimde yüzde 90'ın üzerinde okullaşmayı gerçekleştirebilmek için ihtiyacımız olan öğretmen sayısı 205 bin. Bu ihtiyacımızı atanmayı bekleyen öğretmenlerden karşılasak bile bu gençlerin 30 bini açıkta kalacak.

Bu durumda bakanlığın bundan sonra yapacağı atamaların bekleyen öğretmenler arasından olacağını söyleyebilir misiniz?

Bizim norm kadrodaki ihtiyacımız olan öğretmen sayısı 150 bin. Ama bu 150 bini bekleyen 230 binin içinden alma şansımız da yok. Çünkü piyasadaki öğretmenin alanlarıyla ihtiyaç duyduğumuz alanlar arasında uyumsuzluk var. Bekleyen çok sayıdamatematik, kimya öğretmeni var ama bizim ciddi ihtiyacımız daha çok anaokulu, rehberlik, sınıf ve özel eğitimle ilgili öğretmenler.

Bu sorun bugüne kadar öğretmen ihtiyacı ile öğretmen yetiştiren kurumlar arasında insan kaynakları politikasının oluşturulmamasından kaynaklanmıyor mu?

Bundan sonra olaymevcut gidişata bırakılırsa ülkede pek çok gencimizi yanlış bir alanda eğitmiş ve uzun vadede de atıl hale getirmiş olacağız. Bunu yapmaya, çocuklarımızı heba etmeye hakkımız yok. Bu nicelik sorununun iyi görülmesi lazım. Bu öğretmen ihtiyacı açısından bir insan kaynakları planlaması yapmamızı gerektiriyor. MEB, YÖK, eğitimfakülteleri dekanları olarak bunu çözmemiz lazım. Bununla ilgili önümüzdeki yıl daha sistematik tedbirler alacağım.

SEÇİMDE HAKSIZLIK VAR
Öğretmenlerin nitelik sorunundan söz ederken aldıkları eğitimin niteliğini mi yoksa seçiliş biçimlerini mi eleştiriyorsunuz?

Eğitim fakültelerindeki eğitimin içeriğini şu anda tartışma dışı tutuyorum. Ama eğitimfakültesinden mezun çocuğu öğretmen olarak seçerken, sadece KPSS'ye bakıyoruz. Bu çok yetersiz bir tercih. Objektifliği sağlıyor, sübjektif ve siyasi tercihleri ortadan kaldırıyor. Ancak kendi içinde sistemin problemleri var. Örneğin benim çok az ihtiyacımolan alanlarda, eğer çok sayıda öğretmen varsa 95 puanla öğretmen olabiliyor. Öğretmen sayısının az olduğu, benimise ihtiyacımın çok olduğu alanlardaysa çok düşük puanlarla atama yapıyoruz. Bu doğru bir tercih olamaz. Alanlarıyla alakalı ek bir desteğe ya da seçme sistemine ihtiyaç var.

BAKANI ŞAŞIRTAN SONUÇLAR
'Fen sorularına doğru cevap oranı 4, bunu biliyor musunuz?'

Eğitimde kalite konusuna gelirsek, bugünkü eğitim sistemi dünya ile rekabet edebilecek nitelikte öğrenci yetişmesini sağlayabiliyor mu?

Öğrencileri uluslararası alanlarda mukayese ettiğimizde çocuklar, akademik hayatta olduğu gibi beceri ve rekabet açısından en iyi şekilde yetişsinler istiyoruz. Ama uluslararası sonuçlar bunu göstermiyor. PISA verilerinde olduğu gibi. Eğitim yaşam kalitesinin temel göstergesidir. Aynı zamanda suç oranlarının azaltılması, yoksulluğun, ayrımcılığın ortadan kalkması açısından da önemli. Türkiye'deki ekonomik krizlerin bu ülkenin üzerine yüklediği maliyetten daha fazla eğitimde verimsizliğin getirdiği maliyet var. Bunun GSMH'ye etkisi ölçülmüş değil. Üstelik bu maliyet de toplum olarak alıştığımız ve müzminleştiğimiz bir maliyet olduğu için çok tehlikeli. O yüzden kesinlikle eğitimin kalitesini artırmak ve verimliliğini yükseltmek zorundayız. Eğitime ayrılan kaynak düşük, öğretmen başına öğrenci sayısını daha düşürmek gerek, okullaşma oranlarını artırmak gerek. Bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Bu amaçlara ulaşmak için de daha fazla kaynağa ihtiyaç var.

'SUÇLU BİZİZ'
Sorun PISA gibi uluslararası sınavlarda değil. Bir ay önce sonuçları açıklanan SBS'lerde de hem 7. hem de 8. sınıflarda yüzde 50 başarı sınırı aşılamıyor. Sorun nereden kaynaklanıyor?

Öğretmede ve öğrenmede bir problem var. Dershanelere rağmen, bütün okullara rağmen genel üniversite sınavlarında fen derslerinin sorularına doğru cevap verme oranının 4 olduğunu biliyor musunuz? Biz insanları 12-13 sene okutuyoruz sonra dershanelere gönderiyoruz. Çocuklara okullarda 4. sınıftan başlayarak, üniversiteye gelene kadar 10 yıla yakın İngilizce öğretiyoruz. Her yıl hiçbir şey yapmadan sadece 10 cümleyi ezberletsek, 100 cümle eder. 100 cümleyle çocuk derdini anlatabilir. Ama tek cümle bilmeden mezun ediyoruz. "How old are you?" diyemiyorlar. Biz öğretemiyoruz. Öğretmekte mi, öğrenmede mi, öğretmende mi, metodolojide mi kullandığımız kaynaklarda mı sorun var? Tek bildiğim sorun bizde. Çocuklarda değil. Çocuklar suçlu değil, biziz suçlu. Ne öğrencilerimizin ne de öğretmenlerimizin başarısızlıkta suçu olduğunu düşünüyorum. Bir yerde sorun varsa sorumluluk yöneticilerindir. Bizimdir.

Bir stratejiniz ve yol haritanız oluştu mu?

Bir strateji geliştirmenin 3 önemli ayağı var. Birincisi "Mevcut durumu analiz et ve teşhis yap". İkincisi "İdeal durumu tespit et ve onu belirle" üçüncüsü ve son aşaması da "Ona nasıl gideceğine dair yol haritası çıkar." Şu anda biz bir fotoğraf çektik. Sizin de vurguladığınız bu sorunları fotoğrafladık, mevcut durumu analiz ediyoruz ve teşhis ediyoruz. İdealin nasıl olması gerektiğini de biliyoruz. Şu anda bunların pek çoğu için strateji geliştirilecek ve çok kapsamlı çalışmalar yapılacak. Bürokratlarım yol haritasını çıkaracak. Aslında şûralar yapılmış, AB ile Dünya Bankası ile proje hazırlanmış. Tamamen hazırlıksız değiliz. Ancak bunların tümünün gözden geçirilmesi gerek ve zaman içinde yeniden uygulamaya koyma imkânımız olacak.

'Öğretmen ayrı bir sınavla seçilecek'
Ayrı bir seçme sistemi derken, KPSS'nin dışında ÖSYM'nin değil de bakanlığın yapacağı bir alan sınav mı düşünüyorsunuz?

Alan sınavının olabileceğini düşünüyorum. Hem KPSS hem alan sınavı ayrı ayrı da, beraber de düşünülebilir. Ya da ikisinin bileşimini oluşturacak başka bir yöntem de olabilir. Bunun ne olacağı zaman içinde ortaya çıkacak. Bu sınavı ÖSYM mi yapar, yoksa bakanlık mı henüz karar vermedim. Çünkü bunlar şu anda teferruat.

3 YILDA BİR EĞİTİM
Öğretmenlerin görevdeyken de sınavdan geçmeleri uygulaması gündeme gelebilir mi?

Nitelik derken aynı zamanda vurgulamak istediğim bir başka nokta şu. Bizde öğretmen, öğretmenliğine başladıktan sonra hiç eğitime tabi tutulmuyor. Şu anda bölük pörçük bir takım eğitimler yapılıyor ama sistemli değil. Hizmetiçi eğitim yapmalıyız. Müfredattaki değişmeleri, dünyadaki gelişmeleri, bakanlığımızın temel ilke ve politikalarını onlara aktarmalıyız. En az 3 yılda bir mutlaka öğretmenleri bir ay ya da 2 aylık süreyle eğitime tabi tutmalıyız. Bu eğitimlerin sonuçlarında bir puanlama olacak mı? O kadar ayrıntıyı düşünmedim. Ama eğitim alacağımız insanların hangi alanlarda ihtiyaçları olduğunu düşünmek zorundayız diyorum. Genelleştirilmiş eğitim programları yapmak yerine öğretmenlerimizin ihtiyaç duyduğu konuları tespit edecek çalışma yapmalı ve bu programları yürütmeliyiz.

TURİSTİN EL KİTABI
Bu yıl ilk kez ataması yapılan 11 bin öğretmen için oryantasyon eğitimi başlattınız. Bundan sonraki atamalarda da bu eğitim sürecek mi?

Atamalardan sonra öğretmenimize başka bir haksızlık yapıyoruz. Erzurum ya da Tunceli'nin bir beldesindeki ilköğretime gönderiyoruz. Bölgeyi tanımıyor, coğrafi şartları, kültürel farklılık ve özellikleri bilmiyor. Belki de ömründe ilk kez birleştirilmiş sınıf görecek ve ben onu birleştirilmiş sınıfa atıyorum. Bu insana bizim eğitim vermemiz sonra göndermemiz gerek. Bu yıl 11 bin öğretmene 2 haftalık oryantasyon eğitimiyle bunu yapacağız. Pilot uygulama olacak, sonraki eğitimler için de kullanacağız. Ama bunu bir turistin el kitabı gibi hafifletmemek gerek. Çünkü sınıf içinde davranışlarıyla öğrenciyle nasıl ilişkide olacakları, müfredatı nasıl aktaracakları gibi pedagojik eğitim de var
Kayıtlı

Ataol Behramoğlu'nun Dediği gibi,Zulmün Önünde dimdik tut onurunu
Emeğin önünde eğil kızım,
Bende sizin emeğinizin önünde eğiliyorum dostum saygılar...
----------------------------
Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, su herkesin suyudur da,
Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?
Acı niye herkesin acısı değildir?
Şeyh Bedreddîn/“Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidi
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic